ADALET
Milleti devletiyle beraber ayakta tutan 7 ana kurucu unsur vardır. Bunlar: adalet, ahlak, eğitim ekonomi, siyaset, aile ve toplum, kurucu unsurlarıdır. Bir ülkede bu unsurlardan biri veya birkaçı çöküp çalışması aksadığı zaman, millet moral ve motvasyon olarak olarak çöker devlette zaafa uğrar. İlk önce bu unsurlardan adaleti bu yazımızda irdeleyeceğiz.
“Adalet Mülkün Temelidir.” Sözü, çok doğru ama yeterince anlaşılamayan bir ifadedir. Adalet her hak sahibine hakkının tam olarak verilmesi, mülk ise devlet demektir. Devlet adil ise o ülkedeki insanlar huzurlu ve mutludurlar. Dolayısıyla adalet aynı zamanda refahın huzurun da temelidir. Ailede ebeveyn adil olmazsa çocuklar arasında, okulda idare adil olmazsa öğrenciler arasında, şehirde yönetim adil olmazsa şehir halkında, ülkede yöneticiler adil olmazsa tüm ülkede huzursuzluk ve mutsuzluk olur. Gelişme ve inevasyon daha kaliteli üretimi huzurlu sağlıklı ve mutlu insanlar yapar. Adalet çok önemli, çünkü adalet mülkün temeli olması yanında, eğitimi, sağlığı, sosyal barışı, üretimi her şeyi olumlu ya da olumsuz etkiler. Onun için adalet kelimesini biraz daha açalım ve anlamlandıralım. Adalet kelimesinin:
A- Adalet kelimesinin ilk harfi AHLAK’ı temsil eder. Ahlak yoksa adalet eksik veya yoktur. Ahlaksız bir insanın Adalet terazisinin kefelerini dengede tutması mümkün değildir. Kişinin adil olabilmesi için ahlaklı, kâmil insan olması gerekir.
D-Adaletin 2.harfi DEVLET’i temsil eder. Dürüst idarecilerin yönettiği, hakkaniyet ölçülerinde hukukun geçerli olduğu, emanetin ehline verildiği, kişilerin kayrılmadığı tarafsız icraatların yapıldığı bir devlet, yönetimi, hakkaniyetli bir adaleti tesis edebilir.
A- Adaletin 3. harfi ADİL olmayı temsil eder. Yapılan kamu icraatlarında özellikle idarecilerin ve politikacıların adil olması elzemdir. Yoksa benim yakınım, benim adamım, gibi başka mülahazalar öne çıktığında, işler adalete göre değil kişilere göre yapılır. Adil olmayan kişiler zamanla kendi fikirlerini adalet zannederler. Adaleti yerine getirecek icraatı yapan kişilerin yüreklerinde Allah korkusu olması gerekir. Hani atasözümüz vardır ya;” Kork Allah'tan korkmayandan.” Mehmet Akif ERSOY’ un:
“Ne irfandır alaka yükseklik veren ne vicdandır.
Hamiyet hissi insanlarda Allah korkusundandır
Kaldırılmış kabul edilse yüreklerden hafı Yezdan’ın
Katiyen ne ilmin tesiri kalır ne de vicdanın.” Mısralarında konu vuzuha kavuşmaktadır.
L-Adaletin 4. harfi LİYAKAT’ı temsil eder. Eğer işlerinizin düzgün doğru bilimsel temellere oturmuş şekilde yapılmasını istiyorsak mutlaka liyakatli insanları kaptan köşküne çıkarmamız lazım. Liyakatli insanların elinde adalet; dalgalı, fırtınalı hayat denizinde, güçlüler yanında mazlumların kimsesizlerin güvencesi ve huzurla sığındığı bir liman olur. Görevi tevdi ettiğimiz kişiler o iş için ehil olmalı; gerekli tahsil, bilgi, tecrübe ve birikimine sahip olmalı, ehliyeti kişiler olmalıdır. Başka mülahazalarla; bizden diye ehliyetsiz ve işi bilmeyen kişilerin göreve getirmesi faciadır. Tıpkı tecrübesiz, ehliyetsiz birine arabayı teslim etmek gibi olur. Sonuçta acemi şoför arabayı ya bir uçurumdan aşağı atar, ya bir duvara toslar ya da başka araca çarpar veya bir başka kişinin hayatını kaybetmesine sebep olur. Ayrıca vermiş olduğunuz arabayı da mahveder hurdaya çıkarır.
E-Adaletin 5. Harfi EŞİTLİĞİ temsil eder. “Eşit işe eşit ücret,” emeğin hakkını vermek. İnsanları üretime teşvik eder. Emeğe saygı gösterilmemesi, çalışanlar arasında ücret eşitsizliği, adam kayırma çalışma barışını bozar verimi ve üretimi olumsuz yönde etkiler.
T-Adalet kelimesinin 6. harfi TAKSİMAT’ı ve Tahammülü temsil eder. Ülkenin kaynaklarının adil bir paylaşım ve adil bir gelir dağılımı ülkenin refah ve huzurunun temelidir. Ayrıca bizim gibi düşünmeyen insanlara saygı tahammül haklarını korumada sosyal barışı tesis eder. Yoksa Üstat Necip Fazıl'ın dediği gibi:
“Allah'ın bir pulunu bekleye dursun on kul,
Bir kişiye dokuz, dokuz kişiye bir pul
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara Şah olsa
Yaşasın kefenimin kefili Karaborsa.” Karaborsa düzeni olur.
Ekonomik göstergeler bir sonuçtur. Adaleti ilk önce kendi iç dünyamızda tesis etmemiz elzemdir. Ailemizde, işyerinde, cadde, şehrimizde gücümüz yettiğince her yerde hareketlerimiz ölçülü ve adil olmalıdır. Yöneticilerimiz daha adil bir gelir dağılımı için ne yapılabiliriz? Sorusunun cevabı yanında adil bir vergilendirme içinde çalışma yapmaları gerekir. Adalet üzere alınacak ekonomik tedbirlerin uygulanmasıyla; israf ve tüketim ekonomisinden kurtulup, iktisat, verim ve üretim ekonomisi kurallarına uyarak, üretimi artırabilirsek, şu anda yaşadığımız tüm ekonomik problemler ortadan kalkacaktır. Son olarak; ümidi kaybetmek, karamsarlık, ışıkları kapatmak, üretimi durdurmak yok.
“Yeis öyle bataklıktır ki; Düşer boğulursun
Ümide sarıl sımsıkı seyret ne olursun “ Diyen Mehmet Akif’e kulak verip, hep ümidi diri tutatarak, akıl ve bilimin rehberliğinde; çok çalışarak, çok üreterek, ekonomik problemleri çözüp refah düzeyimizi artırabiliriz. Her şeye rağmen üretmekten, adaletten asla vazgeçmemek lazım. Çünkü adalet: vicdanın huzuru, moral ve motivasyonun kaynağı, ümit ve hayat enerjimizdir. Çalışmak ve üretmek ise bir nevi hayatın anlamı ve yaşadığımızın delilidir. Moralimiz bozulduğunda, dibe vurduğumuz zaman değil, adaleti tesis etmekten ve üretmekten vazgeçtiğimiz an kaybederiz.
22.06.2026
Dr. İsmail BOZKURT