Kıbrıs gazisi Köse, budama yapmak için çıktığı ağaçtan düşmesinin ardından Manisa Şehir Hastanesi'nde tedavi altına alındı. 68 yaşındaki Köse, yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Köse'nin naaşı, yapılan resmi törenle Boyacık Mahallesi'nde ikindi vakti kılınan cenaze namazı sonrası toprağa verildi.
Cenazeye gazinin yakınları, Demirci Kaymakamı Adem Kaya, Belediye Başkan Yardımcısı Mustafa Ünlü, Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Çilkız, Manisa Merkez Komutanı Piyade Albay Tolga Çakılkum, İlçe Jandarma Komutanı Üsteğmen Uğurcan Şahin, Demirci Sosyal Hizmetler Merkezi Müdürü Onur Öncü, AK Parti İlçe Başkanı Mehmet Acar, Demirci Muharip Gaziler Derneği Başkanı Kamil Aydemir, gaziler ve vatandaşlar katıldı.
Köse evli ve bir kız, bir erkek iki çocuk babasıydı.
KIBRIS BARIŞ HAREKATINDA DOLDURUCU OLARAK GÖREV YAPTIĞI TANK İSABET ALDI 2 ARKADAŞI ŞEHİT OLDU
Olay Yeri : Kuzey Kıbrıs…
Olay Tarihi : 14 Ağustos 1974
Olayın kahramanları :
Şehit Teğmen HÜSEYİN AKAR (Tank Komutanı)
Şehit Çavuş CELAL KAHRAMAN ( Nişancı)
Gazi Onbaşı NAZMİ GÜNGÖRDÜ (Şoför)
Gazi Er MUZAFFER KÖSE ( Doldurucu)
Ülkemizde çoğu insan bilmez, tanımaz, unutmuştur belki ama onlar, bizim gururumuz, onurumuz.
Biz unutmayız, unutmayacağız. ŞEHİT TEĞMEN HÜSEYİN AKAR Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi nüfusuna bağlı, Hasan Selman Bey’in oğlu, pırıl pırıl bir Tank Teğmeni...
Yıl 1974, yer Ankara Tren Garı.
Aileler evlatlarını Kıbrıs Barış Harekatına göndermek üzere ve son bir kez görebilmek için mahşeri bir kalabalık oluşturmuşlardı. Teğmen Hüseyin Akar'ın nişanlısı yanımıza gelerek; "Teğmeninize iyi bakın, dönünce onunla mutlu bir yuva kurmak istiyoruz. Sağ salim gelmesi için dua ediyorum ve onu size emanet ediyorum." demişti.
Tren hareket etmeye başladığında Çavuş Celal Kahraman eşinin baş örtüsünü son anda eliyle adeta kaparak almış ve eşinin gözlerine baka baka, eşarbını ise koklaya koklaya tren gözden kaybolana kadar ; "biz belki de ölmeye gidiyoruz." diyerek eşine son kez bakmıştı. VE 3 HAFTA SONRA Harekatın 14 Ağustos 1974 günü başlayan ikinci bölümünde alayın en önünde ilerleyen 2’nci Tank Bölüğü’nde 014744 numaralı tankın (M–48), tank takım komutanı ise HÜSEYİN AKAR’dır. Kendisinden başka tank mürettebatı olarak nişancı Tnk. Çvş. Celal Kahraman, Tnk. Şoförü Nazmi Güngördü, doldurucu ise Tnk. Er Muzaffer Köse’ydi.
Sabah saat yedi dolaylarında, Lefkoşe’yle Büyük Kaymaklı Sanayi Bölgesi arasındaki Kanlıdere geçidinden geçilmektedir. Burası Rumlar’ın güvendiği, engeller oluşturduğu ve yoğun ateşle koruduğu bir mevzidir. Her taraftan birliklerimiz üzerine havan, top ve uçaksavarlarla ateş yağdırmaktadırlar. 2’nci Tank Bölüğü, en önde olduğu için bu yoğun ateşin ilk hedefini oluşturmaktaydı. Kanlıdere’den geçerken bu yoğun ateşe bizimkiler de ateşle karşılık vermişler, bir yandan da tanklarımızı kütle halinde ve hızlı kullanarak önlerindeki engelleri aşmaya, düşmanın bu önemli mevziini yarmaya çalışıyorlardı. Karşılıklı ateş altında ilerlerken tahminen saat 08:00-08:30 sıralarında tanklarımızdan biri, namluyu sağa çevirip, Büyük Kaymaklı Bölgesi’ne doğru ateş etmeye başlar. Bu tank daha sonra, namlusu hep sağda olarak devam eder harekata. Bu sırada birden, Teğmen Hüseyin Akar’ın tankından sağa sola sallanarak etrafındakilere bir mesaj iletmek ister gibi kanlar içinde bir el çıkar. Bu el, doldurucu Muzaffer Köse’nin elidir, ancak o hengamede ne söyledikleri duyulur ne de vermek istediği işaretler anlaşılır.
Ancak, akşam Meriç Köyüne ulaşıldığında, birkaç saat önce kendilerine coşkuyla emirler veren çok sevdikleri Takım komutanı Teğmen Hüseyin Akar ve Çavuş Celal Kahraman’ın cansız vücutlarıyla karşılaşır. Kanlar içindeki ellerini tankın üstünden uzatıp sallayarak etrafındakilere bir şeyler anlatmaya çalışan doldurucu er Muzaffer Köse ise, yaralı olmasına karşın, şehit komutanlarının bulunduğu o tankla görevi sürdürmekte olduğu görülür. OLAY ANI Görev Büyük Kaymaklı Sanayi Bölgesi’ni geçerken tankın sağ yanına bir roket isabet etmiş, komutan sandalyesindeki Teğmen Hüseyin Akar ile nişancı sandalyesindeki Çavuş Celal Kahraman o an şehit olmuşlar. Doldurucu er Muzaffer Köse tankın solunda bulunduğu için roket saldırısından yaralı olarak kurtulabilmiş, ama şoför Nazmi Güngördü'ye önündeki tankları izlemesini ve harekatı sürdürmesini sağlamış ve tanktaki her 2 komutanını da şehit vermesine karşı yine de vuruşmaya ve düşman mevzilerine ateş etmeye devam etmişlerdir.
Tanka isabet eden roketatar mermisi eşinin başörtüsünü harekât boyunca beline sarmış olan Çavuş Celal Kahraman'ı ve nişanlısının bize emanet ettiği Teğmen Hüseyin Akar'ı oracıkta şehit etmiştir.
Tankın vurulmasından hemen sonra daha şehit haberi yakınlarına ulaşmadan, sanki içine doğmuş gibi Teğmenin nişanlısından gelen mektupta; " Seni rüyamda kırmızı gül yapraklarının içinde gördüm." yazıyordu.
Şehidimiz Hüseyin Akar’ın ismi, 28’inci Piyade Tümen Komutanlığı’nın uhdesinde olan kışlaya verilmiş, kışla “Ulukışla Şehit Teğmen Hüseyin Akar Kışlası” olarak anılmakta. (idi).
“İdi” dedim çünkü, 15 Kasım 2011 den itibaren Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda 34 Jandarma Genel Komutanlığı’nda da 31 kışlanın ismi değiştirildi. Başbakanın bu konudaki ifadesinde aynen şunları söyledi: “Yeni düzenleme ile Tabur ve daha alt seviyedeki birliklere şehitlerimizin ya da orada hizmette bulunmuş TSK mensuplarının isimleri verilecek. Genelkurmay Başkanı Necdet Özel ve ekibine teşekkür ediyorum.”
Bu değişen kışla isimleri içinde bizim gurur kaynağımız şehidimiz Hüseyin Akar’ın ismini taşıyan kışla da var. Şht. Tğm. Hüseyin Akar Kışlası’nın ismi Şht. Bnb. Nedim Ekmekçi Kışlası olarak değiştirildi. “Kıbrıs Harekatı sırasında, bir savaşta, birliğine kumanda ederken düşman tarafından şehit edilen”ve canını verdiği topraklarda defnedilen gencecik bir Teğmenin ismini taşıyan kışladan adının kaldırılması ve yerine “Kıbrıs’ta barış döneminde birliğine sabah sporu yaptırırken kalp krizi nedeniyle görev şehidi”olan bir subayımızın isminin verilmesi beni çok ama çok üzdü. Hüseyin Akar’lar o toprakları kanlarıyla sulayıp canlarını feda etmeselerdi, bugün orada ne bir kışlamız, ne bir mangamız ne de komutanlarımız olurdu.
Ancak ülkesi için canını veren bir şehidin isminden vazgeçilmesinin nedenini anlamakta zorlanıyorum...
Kıbrıs Barış Harekâtının başarılmasında ve Magosa’nın fethinde önemli rol oynayan Gösteri ve Tatbikat Alay’ının (Zırhlı Alay) Alay Komutanı E.Top. Kur. Kd. Albay Feridun Öztürk (1952-26), Alay komutan Yardımcısı Tank Albay Ahmet Demir, Tank tabur Komutanı Tank Yb. Veli Kaya, Harekat’ın 2’inci Tank Bölük Komutanı (E. Albay) Tank Ütğm. Izzettin Çopur’dur.
KOMUTANI İZZETTİN ÇOPUR'UN ANILARI VE BUGÜN CENAZE HABERİNİN ALTINA BIRAKTIĞI YORUMU