Manisa Son Haber

CANIM DEDİKÇE CANIN ÇIKSIN DİYENLER / Ahmet Orhan Yazdı...

EKONOMİ

Kimse kendini kandırmasın. Bu kadar büyük çaplı kaçakçılık ve haksız kazanç yalnızca şirketlerin becerisiyle olmaz. Arka planda bürokrasi ve siyaset vardır. Göz yuman memurlar, koruyup kollayan siyasiler, sümen altı edilen raporlar…

PETROL KAÇAKÇILIĞI
CANIM DEDİKÇE CANIN ÇIKSIN DİYENLER

Türkiye, yıllardır “verimlilik” masalıyla özelleştirmelere sürüklendi. Kamu iktisadi teşebbüsleri birer birer satıldı, devletin kasası boşaltıldı. Özellikle petrol ve petrol ürünleri üzerinden yapılan özelleştirmeler, milletin cebinden alınanı bir avuç sermaye grubuna altın tepsiyle sunmaktan başka bir şey olmadı.

Milletin Zararı, Şirketlerin Serveti
Petrol ve petrol ürünleri sektöründe Tüpraş’tan Petrol Ofisi’ne kadar uzanan özelleştirmeler ve petrol ithalatının serbest bırakılması, bugün ortaya çıkardığı tabloyla tam bir felaket örneğidir.
Devletin elinden çıkan bu kurumlar, özel şirketlerin kasasına devasa kârlar olarak akarken millet vergisini ödemeye devam etti.
Ayrıca devlet tekelindeki petrol ve petrol ürünlerinin ithalatının özel sektöre de açılması, gümrüklerde yapılan oyunlarla, kâğıt üzerinde uydurulan işlemlerle milyarlarca lira kamu zararına neden oldu.
Devletin alacağı kayboldu, birilerinin serveti katlandı.

Kaçakçılığın Arkasında Siyaset ve Bürokrasi
Kimse kendini kandırmasın. Bu kadar büyük çaplı kaçakçılık ve haksız kazanç yalnızca şirketlerin becerisiyle olmaz. Arka planda bürokrasi ve siyaset vardır. Göz yuman memurlar, koruyup kollayan siyasiler, sümen altı edilen raporlar… Petrol kaçakçılığı yalnızca ekonomik bir mesele değil, doğrudan devletin içindeki çürümüşlüğün göstergesidir. Birileri makamını, yetkisini ve imzasını şirketlerin çıkarı için kullanmış, milletin hakkını gasp etmiştir.

Can Holding Operasyonu: Buzdağının Görünen Yüzü
Son yapılan Can Holding operasyonunda “petrol kaçakçılığı” iddiaları yeniden gündeme geldi.
Ama herkes çok iyi biliyor ki bu sadece buzdağının görünen yüzüdür. On yıllardır süren bu düzen, farklı şirket adlarıyla, farklı siyasi himayelerle sürdürülmektedir.
Devletin kasası soyulurken suç ortaklığı yapan siyasetçiler ve bürokratlar da bu çarkın dişlisi haline gelmiştir.

Ücretler Avrupa’ya Değil, Geri Kalmışlığa Yaklaştı
Özelleştirmelerin en önemli propagandalarından biri “çalışanların maaşları Avrupa standartlarına yükselecek” vaadiydi.
Bugün geriye dönüp baktığımızda bunun koca bir yalandan ibaret olduğu acı bir şekilde ortaya çıkmıştır.
Avrupa’ya yaklaşmak bir yana, Türkiye’de çalışanların ücretleri, bırakın gelişmiş ülkeleri, geri kalmış ülkeler seviyesine doğru gerilemiştir.

Kamu kurumlarının özelleştirilmesi sendikal örgütlülüğü zayıflatmış, iş güvencesini ortadan kaldırmış, çalışanları esnek ve güvencesiz çalışma koşullarına mahkûm etmiştir.
Bugün milyonlarca emekçi asgari ücret civarında yaşamaya çalışmaktadır.
Avrupa’yla kıyaslandığında işçi ücretleri yerlerde sürünmekte, geçim sıkıntısı her hanede kendini göstermektedir.
Bu tablo, özelleştirmelerin yalnızca devletin kasasını boşaltmadığını, aynı zamanda emekçilerin alın terini de değersizleştirdiğini açıkça göstermektedir.

Milletin Hakkı İçin Hesap Sorulmalı
Artık bu kirli düzene son verilmelidir.
Petrol ve enerji sektöründe yapılan özelleştirmeler baştan sona sorgulanmalı, kamu zararına neden olanlar yargı önünde hesap vermelidir.
Siyasi bağlantılar ne olursa olsun, milletin hakkını gasp edenlerden hesap sorulmadıkça bu ülke ayağa kalkamaz.
Denetim mekanizmaları yeniden kurulmalı, kamu çıkarını çiğneyenlere karşı tavizsiz bir hukuk işletilmelidir.

Bugün petrol üzerinden elde edilen haksız kazanç yarın başka bir sektörde aynı yöntemlerle karşımıza çıkacaktır.
Bu kısır döngüyü kırmanın tek yolu, milletin hakkını savunacak güçlü bir devlet aklı ve bağımsız bir yargıdır.

13 Eylül 2025

Ahmet Orhan

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.