Manisa Son Haber

Ekonominin Değişen Kimliği / Ahmet Orhan Yazdı...

EKONOMİ

Türkiye ekonomisi son yıllarda sessiz ama köklü bir kimlik değişimi yaşıyor. Her yeni günde açıklanan bir veri ya da pazarda karşılaşılan bir fiyat etiketi, alışılmış ezberleri boşa çıkarıyor. En dikkat çekici tablo ise Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasındaki fiyat farklarında ortaya çıkıyor.

Fiyatlar, Sınırlar ve Siyasetin Sorumluluğu**

Türkiye’de fiyatlar artık dövizle değil, kendi başına artıyor. Bu yeni ekonomik düzen yalnızca cüzdanları değil, toplumsal dengeyi ve siyasete olan güveni de sarsıyor.

Türkiye ekonomisi son yıllarda sessiz ama köklü bir kimlik değişimi yaşıyor. Her yeni günde açıklanan bir veri ya da pazarda karşılaşılan bir fiyat etiketi, alışılmış ezberleri boşa çıkarıyor. En dikkat çekici tablo ise Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasındaki fiyat farklarında ortaya çıkıyor. Özellikle gıda ve temel tüketim maddelerinde, Türkiye aleyhine oluşan fark artık istisna değil, yaygın bir gerçekliktir.

Geleneksel olarak Türkiye’de fiyat artışları döviz hareketlerine paralel ilerlerdi. Döviz yükselir, fiyatlar artar; döviz sakinleştiğinde piyasa bir nebze rahatlar, vatandaş nefes alırdı. Bugün ise bambaşka bir dönemden geçiyoruz. Döviz artsa da artmasa da fiyatlar yükseliyor. Döviz artık fiyat artışlarının gerekçesi olmaktan çıkmış; fiyat artışı kendi başına bir ekonomik davranışa dönüşmüştür.

Bu durumun en somut göstergesi sınır hareketliliğidir. Türkiye’de yaşayan vatandaşlar, günübirlik alışveriş için Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Gürcistan’a yönelmektedir. Avrupa Birliği ülkelerinde gıda ürünleri, Gürcistan’da ise elektronik eşyalar Türkiye’ye kıyasla daha ulaşılabilir hâle gelmiştir. Yunanistan’a birkaç saatlik seyahatle yapılan alışverişlerde yüzde yüze varan fiyat farkları görülmesi, yalnızca bireysel bir tercih değil, ekonomik yapıya dair güçlü bir sinyaldir.

Sorulması gereken soru şudur: Bir ülkenin vatandaşları temel ihtiyaçlarını karşılamak için sınır ötesine yöneliyorsa, burada yalnızca piyasa koşullarından mı söz edilebilir?

Ekonomideki bu deformasyonun en ağır yükünü alt ve orta gelir grupları taşımaktadır. Mutfakta bir liraya mal olan bir ürünün hizmet sektöründe on liraya sunulması artık olağan karşılanmaktadır. Maliyet ile satış fiyatı arasındaki makas açıldıkça piyasa dengesi değil, piyasa refleksi oluşmaktadır. Bu da güven duygusunu zedelemektedir.

Türkiye gibi nüfusunun büyük bölümü orta ve alt gelir grubunda olan bir ülkede bu tablo, yalnızca ekonomik değil, doğrudan siyasi bir meseledir. Çünkü ekonomi sadece rakamlardan ibaret değildir; vatandaşın devlete ve yönetime duyduğu güvenin temelidir.

Bugün Türkiye’nin ekonomik görünümü giderek bir kum saatini andırmaktadır. Üst gelir grubu ile alt gelir grubu genişlerken, orta sınıf her geçen gün daralmaktadır. Oysa orta sınıf bir toplumun denge unsurudur. Orta sınıf güçlüyse demokrasi de güçlüdür, piyasa da istikrarlıdır, toplumsal huzur da kalıcıdır.

02 Şubat 2026

Ahmet Orhan 

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.