Kırıntıyı Lütuf Sayan İktidar, Memuru ve Emekliyi Açlığa Mahkûm Ediyor
Türkiye, yıllardır enflasyon sarmalında kıvranırken milyonlarca memur ve memur emeklisine 2026–2027 yılları için açıklanan zam oranları, aklın ve vicdanın kabul edemeyeceği bir tabloyu gözler önüne serdi.
Zam Oranları: Hayatın Gerçekliğine Kör ve AlaycıHakem Kurulu kararına göre:
2026 ilk 6 ay: %11
2026 ikinci 6 ay: %7
2027 ilk 6 ay: %5
2027 ikinci 6 ay: %4
Ayrıca 2026 başında taban aylığa 1.000 TL ekleme yapılacak.
Hükümetin yandaşı Memur-Sen’in 2026 yılı için yüzde 88, 2027 için ise yüzde 46 talep ettiği ortamda, sözde tarafsız olması gereken hakem heyetinin reva gördüğü rakamlar; akılla, vicdanla, sağduyu ile nasıl bağdaştırılabilir?
Yaşanan geçim zorluğuna rağmen bu oranları teklif edebilmek tam bir vicdansızlık örneğidir. Daha fazlası, insanların içinde bulunduğu durumla alay etmektir. Bu oranların ne kadar yetersiz olduğunu görmek için çarşıya pazara bakmaya gerek yok; rakamların dili zaten her şeyi anlatıyor.
Gerçek Rakamlar: Açlık ve Yoksulluk ÇığlığıTÜRK-İŞ’in Temmuz 2025 verilerine göre:
Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı: 26.413 TL
Yoksulluk sınırı: 86.036 TL
Bir memur maaşının yoksulluk sınırını, emeklinin maaşının ise açlık sınırının bile altında kalması; üzerine verilen bu gülünç zamlarla “idare edin” denmesi, açıkça sosyal devlet anlayışının çöküşünü ilan etmektedir.
Hükümetin memuruna ve emeklisine yönelik ekonomik uygulamaları, sosyal devletin değil olsa olsa vahşi kapitalizmin zulmü olur.
Toplumsal Sonuçlar: Çalışan Eziliyor, Emekli UnutuluyorBu tablo yalnızca bir ekonomik tercih değil, aynı zamanda toplumsal bir çürümedir.
Öğretmen, aldığı maaşla kirayı zor ödeyip ek ders kovalamak zorunda kalıyor.
Polis, güvenliği sağlamak için değil, evinin ihtiyaçlarını karşılamak için mesai sonrası ek iş yapıyor.
Hemşire, sağlık sisteminin yükünü taşırken kendi sofrasına ekmek koymakta zorlanıyor.
Yıllarını devlete adamış emekli ise, torununa harçlık veremeden bile ay sonunu getiremiyor.
Böylesi bir ortamda hangi kurumdan verim, hangi devletten aidiyet, hangi toplumdan huzur beklenebilir?
Ekonomik Gerçek: Enflasyonu Yaratan, Zammı KırpanEnflasyonu kendi yanlış politikalarıyla azdıran iktidar, ardından memura ve emekliye kırıntı vererek bu felaketi örtmeye çalışıyor. Bu, ekonomik aklın değil, tamamen siyasi hesapların ürünüdür.
Zammın kendisi bile daha cebinize girmeden enflasyonla eriyip gitmektedir.
Sonuç: Sandıkta Hesap SorulmalıdırMemuruna ve emeklisine insanca yaşayacak bir ücret veremeyen devlet, kendi geleceğini de ipotek altına alıyor demektir. Bu tablo, “sosyal devlet”in değil, ilan edilmiş adaletsizliğin resmî hâlidir.
Unutulmasın: Memurun da, emeklinin de sesi vardır. O ses, bugün susturulmaya çalışılsa da, günü geldiğinde sandıkta gürül gürül yankılanacaktır.