Enerji fiyatlarında beklenen sert yükselişin, küresel ekonomide yavaşlama ve resesyon riskini artırabileceği değerlendiriliyor. Petrol fiyatlarının yeniden 100 dolar seviyesinin üzerine çıkması ihtimali, başta Batı ekonomileri olmak üzere dünya genelinde büyüme görünümünü tehdit eden önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.
Enerji Fiyatları Küresel Enflasyonu Tetikleyebilir
Dış Ticarete Yön Verenler Derneği (DIŞYÖNDER) Başkanı Dr. Hakan Çınar, savaşların artık yalnızca askeri değil ekonomik bir mücadele alanına dönüştüğünü belirterek, Orta Doğu’daki gelişmelerin enerji piyasaları üzerinde belirleyici olacağını ifade etti.
Çınar’a göre dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın risk altına girmesi, petrol ve doğalgaz fiyatlarında hızlı yükselişlere neden olabilir. Enerji maliyetlerindeki artışın küresel enflasyonu yeniden yukarı yönlü baskılayacağı, bu nedenle merkez bankalarının sıkı para politikalarını sürdürmek zorunda kalacağı öngörülüyor.
Küresel Ticaret ve Lojistik Ağları Baskı Altında
Savaş ortamının en hızlı etkilediği alanlardan biri ise uluslararası lojistik ve taşımacılık süreçleri oluyor. Deniz taşımacılığı rotalarında yaşanabilecek aksaklıkların navlun ve sigorta maliyetlerini ciddi ölçüde artırabileceği belirtiliyor.
Pandemi döneminde yaşanan tedarik zinciri sorunlarına benzer bir sürecin yeniden ortaya çıkması halinde, taşımacılık maliyetlerinin katlanarak artması ve teslim sürelerinin uzaması bekleniyor. Bu durum, küresel ticaret hacmini daraltabilecek önemli riskler arasında gösteriliyor.
Artan belirsizlik ortamında yatırımcıların risk iştahının azalmasıyla güvenli liman olarak görülen altın ve dolar gibi varlıklara yönelim artarken, gelişmekte olan ülkelerin para birimleri ve borsaları üzerinde baskı oluşabileceği ifade ediliyor.
Türkiye İçin Hem Risk Hem Fırsat
Uzmanlara göre savaş ortamının Türkiye ekonomisine etkileri çift yönlü olacak. Artan enerji ithalat maliyetleri cari açık ve enflasyon üzerinde baskı oluştururken, kur ve finansman koşullarında da zorluklar yaşanabilir.
Petrol fiyatlarındaki yükselişin ithalat maliyetlerini artıracağına dikkat çeken Çınar, ihracatçıların da navlun, sigorta ve üretim maliyetlerindeki artış nedeniyle rekabet gücü kaybı yaşayabileceğini belirtti.
Özellikle kimya, plastik ve enerji yoğun sektörlerin daha fazla etkilenmesi beklenirken, Avrupa Birliği ekonomisinde yaşanabilecek olası bir resesyonun Türkiye ihracatına doğrudan yansıyabileceği değerlendiriliyor.
“Ekonomik Savaşlar Yeni Dönemi Belirleyecek”
Dr. Hakan Çınar değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Bugün dünyada savaşlar sadece cephede değil, ekonomide de kazanılıyor. Enerjiyi kontrol eden, lojistiği yöneten ve üretimi sürdüren ülkeler yeni dönemin kazananları olacak. Türkiye’nin bu süreçte doğru konumlanması kritik önem taşıyor.”
Uzmanlara göre küresel savaş senaryoları kısa vadede ekonomik şoklara yol açsa da uzun vadede yeni ticaret dengeleri ve güç merkezlerinin oluşmasına neden olacak. Bu süreçte ülkelerin ekonomik dayanıklılığı, stratejik planlama kabiliyeti ve üretim gücü belirleyici unsurlar olarak öne çıkıyor.