Manisa Son Haber

NEREDEN NEREYE: TÜRKİYE’DE ALIŞVERİŞİN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİREN TABLO / Ahmet Orhan Yazdı...

EKONOMİ

Zenginle yoksul arasındaki makas yalnızca açılmakla kalmıyor; devletin sosyal politika üretme kapasitesi de adım adım eriyor.

Günümüz Türkiye’sinde, bir zamanlar devlet başkanlığına uzanan yolun başında Tayyip Erdoğan’ın diline doladığı “Nereden nereye” sözünün bugün nasıl bambaşka bir anlama büründüğünü görmek için etrafımıza bakmak yeterli oluyor.

Siyasetten ekonomiye, dış politikadan güvenlik meselelerine kadar pek çok başlıkta yaşanan savrulma, özellikle Meclis’te süren bütçe görüşmeleri sırasında muhalefet sözcüleri tarafından çarpıcı biçimde ortaya konuyor. Milletvekilleri; Türkiye’nin adalet politikalarından dış politika tercihlerine, Suriye yaklaşımından terörle mücadeleye kadar geniş bir alanda biriken sorunları gündeme taşıyor.

Ancak toplumun en yakıcı gündemi, bu tartışmaların da ötesinde duruyor: gıda fiyatları. Mutfağın yükü, halkın omuzlarındaki en ağır kambura dönüşmüş durumda.

Bir zamanlar, özellikle Demirperde ülkeleri liberalleşme yoluna girerken Türkiye; Bulgaristan’dan Rusya’ya, Romanya’dan Moldovya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyanın alışveriş merkezi hâline gelmişti. O dönem İstanbul sokaklarında sırtında bavulla dolaşan binlerce kişiyi görmek sıradan bir manzaraydı. Türkiye tekstil ve deri ürünlerinde cazibe merkeziydi; Laleli bunun sembolü hâline gelmişti.

Bugün ise Erdoğan’ın “Nereden nereye” sözü, tam tersini tarif eder duruma geldi.

Türkiye’nin Yunanistan’a yakın illerinde yaşayan vatandaşlar, günübirlik feribotlarla, arabalarıyla, motorlarıyla komşu ülkeye geçiyor. Gıda fiyatlarının yarıya varan farkı yüzünden market raflarında adeta “yağma anı”na benzeyen alışveriş sahneleri yaşanıyor. Üstelik bu gidiş gelişler artık sadece Yunanistan’la sınırlı değil. Ucuz gıdaya erişebilmek için Türkiye’den Suriye’ye geçen vatandaşların görüntüleri de ekranlara yansıyor. Fark o kadar belirgin ki, bunu gizlemeye çalışan medya bile örtmekte zorlanıyor.

Türkiye’de mutfağını döndürmeye çalışan dar gelirli, sabit ücretli, asgari ücretle yaşamaya mecbur bırakılan milyonlar için acı ama gerçek bir tablo var: Yıllardır süren ekonomik kriz, artık insanların kendi ülkelerinde alışveriş yapamaz hâle gelmesine neden olmuş durumda.

Zenginle yoksul arasındaki makas yalnızca açılmakla kalmıyor; devletin sosyal politika üretme kapasitesi de adım adım eriyor. Ekonominin giderek ağırlaşan yükü, memleketin dört bir yanında bir çaresizlik atmosferine dönüşüyor.

Bu noktada artık vakit kaybetmek bir lüks hâline gelmiştir. En düşük emekli maaşıyla geçinmeye çalışan milyonların yaşam şartları iyileştirilmeli; asgari ücret gerçek hayatın maliyetlerine göre belirlenmeli; gıda tedarik zincirindeki fahiş aracı maliyetleri denetlenmeli; Et ve Süt Kurumu gibi kritik yapılar siyaset dışı bir anlayışla yeniden yapılandırılmalıdır. Türkiye’nin dış politikasının ekonomik bedelleri ciddiyetle değerlendirilerek, vergi sistemi düşük gelirliyi ezmeyecek biçimde yeniden tasarlanmalıdır.

Aksi hâlde bugün Yunanistan’a, yarın başka ülkelere yönelik ucuz gıda arayışı, ne yazık ki Türkiye’nin yeni normali hâline gelecektir.

Bu gidişatın gösterdiği temel gerçek şudur: Halk yalnız bırakıldıkça, çareyi komşunun market raflarında aramak zorunda kalıyor. İktidar ise “Nereden nereye” diyerek propaganda yaptığı yılların tam tersine savrulmuş bir Türkiye gerçeğiyle yüzleşmemek için çaba sarf ediyor; büyüme masallarını sürdürmeye devam ediyor.

12 Aralık 2025
Ahmet Orhan

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.