Geçen yıl ortalama 120 lira olan kuru üzümün fiyatı, maliyetler; mazot, gübre gibi petrole bağlı girdilerde yüzde 100, ortalama yüzde 30’dan fazla artmışken 85-100 liraya indiriliyor. Üstelik iktidarın Manisa milletvekilleri bu rakamı neredeyse bir başarı gibi anlatıyor.
Üreticinin derdi başka, siyasetin hesabı başka!
Kuru üzüm üreticisi günlerdir fiyat bekliyordu. Nihayet TMO fiyatı açıkladı: Kalitesine göre 85 ila 100 lira.
Üreticinin beklediği müjde bu muydu?
Geçen yıl aynı kurumun ortalama 120 lira civarında alım yaptığı bir üründen söz ediyoruz. Aradan geçen bir yılda gübre, ilaç, mazot, işçilik ve diğer tarımsal girdiler yüzde 30’un üzerinde artmışken, üreticinin eline geçen fiyatın artırılması bir yana, düşürülmesini hangi akıl, hangi hesap açıklayabilir?
Üreticiye enflasyon, ürüne deflasyon!
Bunun adı tarım politikası olamaz.
SİYASETÇİ HANGİ ÜRETİCİYİ DİNLİYOR?Asıl şaşırtıcı olan ise rakamdan çok, rakama verilen siyasi tepkidir.
AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu ve Manisa Milletvekili Murat Baybatur’un açıklanan fiyatları savunurken neredeyse memnuniyet duyan yaklaşımları, insanın aklına ister istemez şu soruyu getiriyor:
Üreticinin gerçekten içinde bulunduğu durumdan haberdarlar mı?
Siyasetçinin görevi, hükümetin açıkladığı her rakama alkış tutmak değildir.
Siyasetçinin görevi, o rakamın üreticinin mutfağında ne anlama geldiğini görmektir.
Bir bağcının bir yıl boyunca verdiği emeğin karşılığını hesaplamadan, artan maliyetleri görmeden “Üreticinin yanındayız” demek kolaydır.
Ama bağcı aynı fikirde değilse, ortada ciddi bir iletişim problemi var demektir.
250 MİLYON DOLAR ÇOK MU?Bir de destek meselesi var.
Ton başına 1.000 dolar destek verilmesi hâlinde bunun devlete en fazla 250 milyon dolar civarında bir maliyet getireceği hesaplanıyor.
Şimdi soruyorum:
Türkiye Cumhuriyeti Devleti için 250 milyon dolar gerçekten bulunamayacak bir para mıdır?
Büyük sermayeye milyarlarca dolarlık geri dönüşü şüpheli kredi kolaylıkları sağlanırken, vergi yapılandırmaları ve aflar gündeme gelirken, sıra çiftçiye geldiğinde 250 milyon dolar neden büyütülüyor?
Üstelik bu para tüketim için değil, üretimin devamı için kullanılacak.
Üreticiyi ayakta tutmak; bağını korumak, istihdamı sürdürmek ve Türkiye’nin önemli bir ihraç ürününü geleceğe taşımaktır.
Çiftçiye verilmeyen destek, yarın çok daha büyük bir ekonomik kayba dönüşebilir.
MUHATAP NE TARİŞ NE TÜCCARDIR, HÜKÜMETTİRŞunu da açıkça söyleyelim:
Üzüm üreticisinin muhatabı devlettir; devletin tarım politikasından sorumlu olan da hükümettir.
Bu nedenle mesele birkaç kuruşluk fiyat pazarlığı değildir.
Mesele, Türkiye’nin üreticisine verdiği değerdir.
Ve üretici bugün haklı olarak soruyor:
“Ben üretmezsem bu ülke ne yiyecek, ne ihraç edecek?”
Henüz her şey bitmiş değil.
Güçlü, örgütlü ve kararlı bir tepki hükümeti yeniden düşünmeye zorlayabilir.
Üreticiler, meslek kuruluşları ve özellikle muhalefet partileri susmamalıdır.
Çünkü bugün üzüm üreticisinin hakkını savunmazsak, yarın savunacak üretici bulamayabiliriz.
Bu hükümet, enflasyon hedefini çiftçi, emekli ve dar gelirliler sırtından tutturma yaklaşımını bir an önce terk etmelidir.
Çiftçinin alın terinden tasarruf eden devlet, aslında Türkiye’nin geleceğinden tasarruf ediyor demektir.
12 Eylül 2026
Ahmet Orhan