Manisa Son Haber

Bülent Arınç’tan Dikkat Çeken ‘Basın Özgürlüğü’ Çağrısı!

GÜNDEM

Eski TBMM Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, gazeteci İsmail Saymaz’ın elektronik kelepçeyle ev hapsinde tutulmasını eleştirerek basın özgürlüğü çağrısında bulundu. Arınç, “Yurttaşların haber alma özgürlüğünün bu tür uygulamalarla kısıtlanması kesinlikle kabul edilemez” dedi.

AK Parti’nin kurucularından, eski TBMM Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, gazetecilere yönelik adli tedbirler ve basın özgürlüğü konusunda dikkat çeken açıklamalarda bulundu. X hesabından paylaşım yapan Arınç, fon soruşturması kapsamında hakkında ev hapsi kararı verilen gazeteci İsmail Saymaz’ın durumunu gündeme taşıdı.

Gazetecilerin iktidarı destekleyen veya muhalif bir çizgide olmasına bakılmaksızın görevlerini özgürce yapabilmesi gerektiğini vurgulayan Arınç, basın özgürlüğünün doğrudan ifade özgürlüğüyle bağlantılı olduğunu belirtti.

“Basın özgürlüğü esas olmalıdır”

Geçmişte medya kuruluşları ve basınla ilgili kurumlardan sorumlu olarak görev yaptığını hatırlatan Arınç, kendi dönemindeki uygulamalara değindi. TRT, Anadolu Ajansı, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, RTÜK ve bağlantılı kuruluşların sorumluluğunu üstlendiğini belirten Arınç, basınla ilişkilerinde ilkeleri esas aldığını ifade etti.

Arınç, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:

“Basın mensuplarına ve gazetecilere Anayasa’da tanınan basın özgürlüğünü en geniş yorumuyla kullandırdık. Onların yaptıkları haberleri takdirle karşıladık. Basın özgürlüğü esas olmalıdır; çünkü bu, doğrudan ifade özgürlüğü ile ilişkilidir.”

Arınç, görevde oldukları ilk yıllarda Avrupa Birliği standartlarında ifade özgürlüğü ve habercilik anlayışını geniş bir çerçevede ele aldıklarını belirterek ceza kanunlarında özgürlükçü bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini söyledi.

Bu yaklaşımın eleştiri ile hakaret arasındaki ayrımın korunmasını, haberlerin doğruluğunun ve dürüstlüğünün gözetilmesini, gazetecilik etiğinin göz ardı edilmemesini gerektirdiğini kaydetti.

Nedim Şener ve Mustafa Balbay örneğini verdi

Geçmişte yurt dışındaki bazı basın kuruluşlarından, tutuklu gazetecilerle ilgili kendilerine sorular yöneltildiğini anlatan Arınç, söz konusu isimlerin durumlarının incelendiğini belirtti.

Ergenekon sürecinde gazetecilerin ve bilim insanlarının da yargılanmaya başlaması üzerine gazeteci Nedim Şener ve Mustafa Balbay’a sahip çıktığını ifade eden Arınç, bu isimlerin suçlanmaması gerektiğini dile getirdi. Arınç, dört yıl cezaevinde kaldığını belirttiği bilim insanı Mehmet Haberal’a da sürecin her aşamasında destek verdiğini söyledi.

Bu isimlerin daha sonra beraat ettiğini hatırlatan Arınç, gazetecilik faaliyetleri ve ifade özgürlüğü konusundaki yaklaşımının bugün de geçerli olduğunu vurguladı.

İsmail Saymaz’ın ev hapsini “trajik” ve “komik” sözleriyle değerlendirdi

Açıklamasında gazeteci İsmail Saymaz’ın durumuna özel bir yer ayıran Arınç, Saymaz’ın evinden bir televizyon kanalına bağlanarak görüşlerini açıklamasını değerlendirdi.

Saymaz’ın adli kontrol kapsamında ev hapsinde tutulmasını eleştiren Arınç, gazetecinin televizyona bağlanıp konuşabildiğini ve gazetesine yazı gönderebildiğini, ancak elektronik kelepçe nedeniyle evinden çıkamadığını belirtti.

Arınç, bu durumu şu sözlerle anlattı:

“Bu görüntü trajiktir: Yıllardır fikirleriyle objektif bir yazar ve gazeteci olan İsmail Saymaz, adli kontrol şartıyla evinden dışarı çıkamamaktadır. Bazı arkadaşları da maalesef cezaevindedir.”

Saymaz’ın durumunu hem trajik hem de komik olarak nitelendiren Arınç, sözlerini Nasrettin Hoca’nın türbesine ilişkin bilinen anlatıma gönderme yaparak sürdürdü:

“Sayın Saymaz ayaklarına takılan kelepçe yüzünden evinden dışarı çıkamıyor ancak bereket ki ağzı bantlanmamış, televizyona bağlanıp konuşabiliyor ve gazetesine yazılarını gönderebiliyor. Bu hâliyle Nasrettin Hoca’nın türbesi gibi dört tarafı açık ama kapısında büyük bir kilit var. Bu durum beni gerçekten üzüyor ve utandırıyor.”

“İktidarı desteklesin ya da muhalif olsun…”

Gazetecilerin görevlerini özgürce yapabilmesi gerektiğini vurgulayan Arınç, basın özgürlüğünün yalnızca belirli bir siyasi görüşü savunan gazeteciler için değil, bütün basın mensupları için geçerli olması gerektiğini ifade etti.

Arınç, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bunun da ötesinde, gazeteciler görevlerini yaparken özgür, basın ise tam anlamıyla hür olmalıdır. İktidarı desteklesin ya da muhalif olsun, toplum olarak bizlerin her görüşten gazetecinin doğru ve dürüst haberciliğine ihtiyacı vardır. Yurttaşların haber alma özgürlüğünün bu tür uygulamalarla kısıtlanması kesinlikle kabul edilemez ve doğru değildir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerini hatırlattı

Arınç, açıklamasının sonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin grup toplantısında kullandığı “Ne mutlu ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var” sözlerini hatırlattı.

Bu yaklaşımın gazetecilere yönelik tutumda da esas alınması gerektiğini belirten Arınç, gazetecilerin eleştirilerinin, araştırmalarının ve haberlerinin anlayışla karşılanması gerektiğini dile getirdi.

Arınç’ın açıklaması, gazetecilere yönelik adli tedbirler, ifade özgürlüğü ve yurttaşların haber alma hakkı konularını yeniden gündeme taşıdı.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.