Manisa Son Haber

Fakirlik Edebiyatı veya Fakirlik Sömürüsü / Ahmet Orhan Yazdı...

GÜNDEM

Ülkemizde ekonomik veriler tartışma konusu olarak gündemin birinci sırasındaki yerini korumaktadır.

Ülkemizde ekonomik veriler tartışma konusu olarak gündemin birinci sırasındaki yerini korumaktadır.
Bununla beraber son günlerde adeta bir yerlerden düğmeye basılmış gibi Türkiye'de gerçek anlamda bir fakirliğin olmadığını düşündürecek haber ve paylaşımlar moda deyimle viral(Türkçesi salgın) oldu, yaygınlık kazandı.
Konuya dair bir kaç örnek vermek gerekirse şehrini hatırlamadığı bir elektronik araç-gereç satış mağazasının ünlü bir telefon markasının normal satış fiyatı 18 Bin ₺ olan ürününün 12 bin ₺ satılması sırasında oluşan izdiham, zenginlik alameti olarak paylaşılmakta.

****
Başka bir örnek ise İstanbul'da yeni açılan bir pastanenin önünde oluşan uzun kuyruk "bunlar da ekmek alamayıp pasta kuyruğuna girenler" denilerek Fransa'nın zevk düşkünü sefahatçı Kraliçesi Marie Antoinette’in ünlü deyişine nazirede bulunan haber paylaşımıdır.

****
Elbette bu yaşananlar, olaya dahil olanların maddi durumlarının genel ortalamanın üzerinde olabileceğini düşündürmekle birlikte söz konusu zevatın önceliklerini doğru belirleyemeyen kişiler olma ihtimalini de göz önüne almamızı gerektirir.
Bence bu tablo Türkiye'de gelir dağılımındaki adaletin son derece bozuk olduğunu ortaya koymaktadır.
Hayat pahalılığı milletimizin büyük çoğunluğunu muhasebeci titizliğinde, aile bütçesi yapmasını zorunlu kıldığından olacak, hepimiz maşallah ekonomist kesildik. Daha önceki yıllarda varlığından hiç haberdar olmadığımız istatistik ve rakamları anlık takip eder olduk.

****
Hükümet, 3. Çeyrekteki %7,6lık kalkınma hızını öne çıkararak bizzat Cumhurbaşkanının ağzından sevindirici ve olumlu değerlendirmeler yaparken, bilim adamları bu istatistiklerin yanı sıra diğer rakamlara dikkat çekmektedir.
Ekonomistlerin dikkat çektiği en önemli husus, büyüyen sanayi başta diğer sektörlerin aksine TUİK'in rakamlarına göre dahi %2,9 küçülmüş olan tarım sektörünün geldiği noktadır.

****
Hayat pahalığının oluşmasında en önemli katkının halkın beslenmesinde zaruri olan yerli üretim gıda ürünlerinin dahil olduğu tarım sektörünün geldiği düşük seviye, gıda ürünlerinde fiyatların artmaya devam edeceğinin işareti olarak yorumlanmaktadır.
Bu kapsamda dikkat çekici diğer bir konu da hükümetin on binlerce konut ve arsa üretme projesini duyurmaya hazırlandığı bu günde inşaat maliyetlerinin Temmuz ayında %114,7 ile rekor üzerine rekor kırdığıdır.
En mazbut konutlar bile milyon üzerinde satılmaktadır.
Oysaki nüfusumuzun büyük çoğunluğu yoksulluk sınırı altında gelire sahipken yine çok önemli bir kısmı da açlık sınırı altında gelire sahiptir.

****
Bu gelir karşılığında söz konusu maliyetler ortadayken milletimizin çoğunluğu için ev sahibi olmak hayaldir.
Ücretli olup da bir, iki, üç, hatta dört milyonluk konut alabilen emekçiler, emekçi değil ya miras yedi ya da rüşvetçi olmak durumundadır.

****
Hükümet kendi iktidar döneminde 2013 yılı kişi başı 12.500$lık milli geliri ve 2023 yılı hedefi olarak ortaya koyduğu 20.000$ unutmuş olacak ki 9.500$lık milli gelir rakamıyla övünmektedir.

****
Türkiye'nin ürettiği her türlü ürün ve hizmetin toplamının bedelinden oluşan milli gelirin nüfusa oranı olan kişi başı milli gelir, milletimizin içinde bulunduğu durumu tek başına ifade etmeye muktedir değildir.
İşte bu nedenle milyonlar 9.500$ rakamını kendi gelirleriyle mukayese ettiğinde ortaya çıkan büyük farkı görüyor ve infiale kapılıyor.

****
Elbette ülkemizin milli gelirinden yıllık 9.500 dolar ve çok üzerinde pay alanlar vardır.
Bu kişilerin toplamının Türkiye nüfusunun ancak %10’una tekabül ettiği tahmin edilmektedir.
Trilyonluk arabalarla trafiği kilitleyenler ve milyonluk evlerde oturanlar, 9500’lük rakamın çok çok üzerinde gelirlere sahip olanlardır.

****
Üreterek zenginleşip lüks hayat sürenler bir tarafa, lüks ve sefahat içinde yaşayan Türk vatandaşlarının büyük çoğunluğu rantiyeden beslenenlerdir.

****
Rantiyeciler, siyasetçi ve bir kısım bürokratla işbirliği içinde servetlerine servet katmaya her şart altında devam etmektedirler.
Hangi siyasi partiye mensup olursa olsun halkçı uygulamaları öne alanlar son yıllarda ortadan kaybolmuş, rantiyecilere çanak tutanlar toplum hayatımızın her kademesinde maalesef tek görünen karakter haline gelmiştir.
Bazı seçilmişler kanun dışına çıkmış fiili durumlardan zenginleşirken, sermaye sahipleri oluşan rantın kaymağını yemektedirler.
Ne yazık ki rant vergisi derde çare olamamış, fahiş fiyat artışları devam etmiştir.

****
13 Eylül günü Cumhurbaşkanı tarafında kamuoyuna duyurulan 250 bin sosyal konut ve alt yapısı tamamlanmış konut yapımı için üretilen arsa projesi kayda değer olmakla birlikte yıllık 700 binin üzerinde bir sayıya tekabül eden Türkiye’nin konut ihtiyacını karşılamaktan uzaktır.

****
Şehirleşmenin zirve yaptığı günümüzde bu türden rantın önüne geçmenin yolu ya yeterince arsa üreterek halkın sahiplenmesini sağlamak ya da daha radikal bir uygulama olarak meskun mahallerde ortaya çıkan konut ihtiyacını karşılamak üzere yeni imar alanlarının kamulaştırılarak belediyeler eliyle arsaya dönüştürülerek uygun bedelle halkımıza tahsisinin yapılmasıdır.
Türkiye’yi yönetenlerin zaman kaybetmeden üretenlerin, emeklilerin ve dezavantajlı diğer grupların milli gelirden daha fazla pay almalarını sağlayacak tedbirleri uygulamaya geçirmeleri hayati öneme sahiptir.

****
Aksi takdirde bu adaletsiz düzen milli huzurumuzu ve kardeşlik hukukumuzu bozacaktır.
14 Eylül 2022

Ahmet Orhan

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.