Geçmişte Orta-Asya’dan Avrupa’ya yönelen tarihi büyük göç olaylarından tutun da Balkanlardan Anadolu’ya yönelen göçlere kadar neredeyse tarihin kaydettiği göçlerin çoğu bu topraklarda görülmüştür.
Söz konusu göçlerin büyük çoğunluğu güvenlik ihtiyacından kaynaklanmakla birlikte bir kısmı da daha iyi hayat şartlarına ulaşmak için de ortaya çıkmıştır.
1960 yılında İngiltere ve Almanya ile iki ayrı Ankara Anlaşması imzalanmıştır.
Bu çerçevede başta Almanya olmak üzere Hollanda, İngiltere, Avusturya, İsveç, Norveç, Fransa ve İsviçre’ye geçici Türk iş gücü göçü meydana gelmiştir.
Bu dönemde ayrıca Avrupa’nın dışında ABD, Kanada ve Avustralya’ya da çok sayıda Türk göç etmiştir.
Bu gün daha iyi hayat şartlarına kavuşmak ve iş bulmak üzere batı dünyasına göç eden işçiler ve onların çocuklarından oluşan Türklerin sayısı neredeyse Türkiye nüfusunun %10’unu geçmiş 9 Milyona ulaşmış durumdadır.
Türkiye’den gelişmiş batıya yakın geçmişte çoğu kalifiye olmayan veya mavi yakalılar olarak adlandırılabilecek grupların geçici olarak iş bulmak üzere başlayan göçleri, günümüzde en iyi eğitim almış olan doktorlar başta olmak üzere üst düzey donanımlı beyaz yakalıların kalıcı göçlerine dönüşmüş durumdadır.
Netice itibariyle tarafsız gözlemcilerin ortak tespitine göre sayıları 8 Milyonu bulan çoğu Suriyeli ve Orta-Doğu’lu düzensiz göçmenden oluşan yabancı varlığının yanında yurt dışına göç eden çok sayıda yetişmiş insan gücümüzü de göçmen olarak kaybetmekteyiz.
Gelinen bu nokta ülkemizin geleceği açısından, milli bekamız açısından endişe verici bir durumdur.
2021 yılında yurt dışına göç eden kalifiye iş gücü yani beyaz yakalıların sayısı nereyse yüz binle ifade edecek sayıya ulaşmıştır.
İyi eğitim almış gençlerimizi gelişmiş batıya göçe zorlayan nedenlerin başında işsizlik ve düşük ücret sorunu gelmektedir.
Ayrıca refah ve yüksek hayat standartlarına kavuşma arayışı da söz konusu yönelişte belirleyici olmaktadır.
Ne yazık bu gün gençlerimizin büyük çoğunluğu, kendilerine yöneltilen başka bir ülkeye, özellikle batıya gitmek istermisiniz sorusunu, evet koşa koşa şeklinde cevaplamaktadır.
Türkiye’deki %50 ile ifade edilebilecek genç işsizlik oranı ve mevcut istihdam politikaları söz konusu olduğu sürece batı ya yönelen yüksek göç talebinin olması kaçınılmazdır.
Tüm iddia ve gelişmelere rağmen artan gerçek işsizlik Türkiye’nin yeni bir bakış açısı ve vizyona olan ihtiyacını açık olarak ortaya koymaktadır.
İnsanımıza olan batı ülkelerinin talebinin sıfır hatta eksi nüfus artışı ile Türkiye’nin yetişmiş genç nüfusunun neden olduğu gerçeğini ıskalamadan yeni bir yönetim anlayışının hayata geçirilmesi zorunlu ve acil bir ihtiyaçtır.
Başka bir ifadeyle Türkiye’nin sözde yeni Osmanlıcılık vizyonuna değil tarihi duruşuna uygun olarak batıya doğru, çağdaş uygarlık yürüyüşüne ihtiyacı vardır.
Batıyla aramızda güçlü bağ oluşturma potansiyeline sahip 9 milyon Dış-Türk varlığı ülkemiz için büyük avantajdır.
Batıya yönelen beyin göçünü en hızlı olarak tersine çevirmek için eksikliğini duyduğumuz sermayenin yabancılardan temin edebileceğimiz gerçeğini kabul ederek işe koyulmak yerinde olacaktır.
Batı açısından bizim insan gücümüz vazgeçilmez olurken bizim için de batının sermayesi vazgeçilmezdir.
Batı sermayesinin yeniden hatta daha yüksek miktarda Türkiye’de yatırım yapmasını sağlamanın yolu, yüksek demokrasi standartlarını hayata geçirmek ve yeni bir AB vizyonu ortaya konmaktan geçmektedir.
Ülke olarak muhacir seviciliği yerine kendi insanımızı önceleyen bakış açısına dönme zorunluluğumuz vardır.
Başkaları tarafından yapılan demografi mühendisliklerine bilerek veya bilmeyerek alet olmaktan vazgeçip geleceğimizin yegâne teminatı gençlerimizi bu topraklarda mutlu etme becerisini ortaya koyamazsak tarih ve gelecek nesiller bizi affetmeyecektir.
10 Mayıs 2022
Ahmet Orhan