Geçtiğimiz günlerde, her ay olduğu gibi halk nezdinde itibarı yerlerde sürünen TÜİK tarafından "İŞ GÜCÜ VE İŞSİZLİK" istatistikleri açıklandı.
****
İtibar eder veya etmezsiniz bilmem ama açıklamaya göre işsizlerimizin sayısı 100.000 azalarak 3 milyon 312 bine gerilemiştir.
İşsizlik oranı ise 0,4 azalışla 4 yıl sonra ilk defa %10’un altına inerek %9,6 olmuştur.
Yıl içinde daha yüksek oranlarda seyreden işsiz sayımızın alınan tedbirlerle bir nebze azalmış olması olumlu olarak değerlendirilecek bir veridir.
****
Çevremizde bu kadar çok boş gezen varken sizin de tıpkı benim gibi işsiz sayımızın bu rakamlarla ifade edilmiş olması şüphesiz kafanızı karıştırmaktadır.
Bu konuyu doğru anlayıp, rakamları isabetli değerlendirebilmek için söz konusu rakamların tam olarak neyi ifade ettiğine bakmak gerekmektedir.
İşsizlik istatistiklerini doğru değerlendirmenin birinci şartı ülkemizin nüfus bilgilerine vakıf olmaktan geçmektedir.
O bilgilere gelecek olursak;
Türkiye, 84 milyon 680 bin 273 kişi nüfusu ile nüfus büyüklüğüne göre 195 ülke arasında 18. sırada yer alır. Aynı zaman ülkemiz dünyanın toplam nüfusunun ancak %1,1'ini oluşturmaktadır.
****
Ülkemizin nüfus yapısını incelediğimizde ilk göze çarpan rakam çocuk nüfusudur.
Türkiye nüfusunun %27si çocuklardan oluşmaktadır.
-Bu oran, tam üye olarak dâhil olmaya yarım asırdan fazladır çaba gösterdiğimiz AB ülkeleri arasında en yüksek olanıdır.
-Diğer önemli bir nüfus istatistiği olan genç nüfusumuz ise toplam nüfusumuzun %15,3’ünü oluşturmaktadır.
-Genç nüfus oranımız dünya ortalamasına yakın olmakla birlikte 27 AB ülkesi arasında en yüksek olandır.
-65 yaş üzeri insanımızın toplam nüfusumuza oranı ise %9,1 ile gelişmiş ülkelere göre en az oranda olanıdır.
Yukarıda verdiğim tüm insan kaynakları bilgisi Türkiye’nin genç insanlar ülkesi olduğuna delil hüviyetindedir.
Böylesine genç, insan sayısının yüksek rakamlara ulaştığı ülkemizin birinci önceliği insanlarımızı iş-güç sahibi yapmak olmak durumundadır.
Oysaki ülkeyi iktidarı ve muhalefetiyle yönetmek durumunda olan siyasilerimiz büyük oranda işi oluruna bırakmış durumdadır.
Bu hali örtmek için de sonu bir yere varmayacak olan kısır çekişmelerle kamuoyunu meşgul etmeyi tercih etmektedirler.
İnsanımızı iş sahibi yapmak için hiçbir şey yapılmıyor demek haksızlık olacaktır ama söz konusu işsizliği azaltma tedbirleri göz boyama dışında kalıcı sonuçları doğurmamaktadır.
Konuya dikkatli baktığımızda işsizlik sorununun bir kaç noktada ağırlaştığını görmekteyiz.
1-Bunlardan birincisi genç işsizlik,
2-İkincisi de orta yaş gurubunun yaşlı kesime yakın bölümünde görülmekte olan işsizlik oranlarıdır.
Yaşları 15-24 arasında olan genç işsizlerimize iş bulabilmek için öncelikle iş sahaları açmak gerekiyorsa da işe göre eleman yetiştirmedeki yetersizliğimiz sorunu daha da ağırlaştırmaktadır.
****
Müteşebbislerimizin en büyük şikâyetlerinden biri ihtiyaçlarını giderecek aranan özelliklere haiz eleman bulamamaktır.
Yani işçiye ihtiyaç olsa bile uygun özellikleri taşıyan elamana ulaşmak sıkıntılı bir süreç olarak görülmektedir.
Meşhur örnekle; çoğu zaman elde şeker, un ve yağ olmasına rağmen helva yapmayı bir türlü becerememekteyiz.
Eleman temini noktasında yaşanan zorluklar yatırımcıları yüksek yatırım bedelli, düşük istihdamlı işletmeler kurmaya yöneltmektedir.
****
Ne yazık ki yetersiz sermaye yapımız içinde teşvikler ve her türlü muafiyetle kuruluşu için çaba harcadığımız işletmeler, en az elemanla üretim yapmakla övünecek haldedir.
****
Kıt imkânlarımız, milletin evlatları yerine sermayenin yüksek kar beklentilerine kurban edilmektedir.
Genç işsizliğe siyasetçilerimizin bulduğu çare “her ile en az bir üniversite” çözümüdür.
Siz bakmayın iktidarların eğitim konusunda çok işler becerdik nutuklarına.
Her şehirde en az bir üniversite açarak toplam üniversite sayımızı 200’ün üzerine çıkarmış olmamız eğitim sistemimizi fonksiyonel kılmaktan uzaktır.
Yeri gelmişken ifade edeyim maalesef Türkiye, henüz okul öncesi okullaşmanın dışında tam günlü ilk ve orta öğrenim meselesini bile çözememiş durumdadır.
Büyük çoğunluğu ön lisans ve lisans eğitimi alan yaklaşık 8 milyon 500 bin gencimiz işsizler ordusuna katılmak üzere günlerini beklemektedir.
Başka bir anlamda aldığı eğitimle bir iş bulma imkânı olmayan insanlar yetiştirmekteyiz.
Bunun tek faydası genç nüfusu okullarda tutarak işsizliğin düşük görünmesini sağlamaktır.
Her yeni açılan üniversite, her artırılan kapasite, 4 -5 yıl süreyle işsizlik sorununu ertelemiş oluyor.
Önceden genç işsizlik rakamları içinde liseli işsizler ağırlıktayken şu anda üniversiteli işsizler ağırlıkta.
****
Yukarıda 2. Maddede belirtiğimiz grup ise bugün kamuoyunu meşgul eden EYT’lilerdir.
Kimdir bu EYT’liler?
Soruya kısaca cevap verecek olursak, yapılan kanun değişikliği öncesi gün sayıları ve yaşları itibariyle emekli olabilecekken çıkarılan kanunla kazanılmış hakları elinden alınan hakları gasp edilen 4,5 milyon çalışanımızdır.
Hepimizin bildiği gibi en ağır cezayı hak etme durumunda olan insanlara bile işletilemeyen hukukun geriye işlemeyeceği kuralı, bir zamanlar çalışıp da şimdilerde çoğunluğu işsiz vatandaşlarımız için işletilmektedir.
Sesleri her geçen gün, ağır hayat şartları nedeniyle daha gür çıkan bu kesim, nihayet ülkeyi yönetenlerin konuya ilgisini sağlamış gözükmektedir.
****
Tencere(!) meselesinden zora düşen hükümet, bu duruma çözüm getirirken ayrıca siyasi bir sonuç almaya çalışmaktadır.
Konuyu seçim malzemesi olarak azami faydacılık zeminine taşımak üzere her türlü manevra yapılmaktadır.
Dileğimiz getirilecek çözümün EYT’liler için tatmin edici olurken, ekonomik anlamda milletimizin dolaysıyla devlet hazinesinin altından kalkılabilecek sonuçlar doğurmasıdır.
İnşallah akıbeti bir zamanlar çıkarılan “süper emekliliğe” benzemez.
****
İşsizliği azaltmak için yapılması gereken bellidir ve onun adı yatırımdır.
Ekonomik fayda temelinde yapılacak yatırımlar, yeni teknolojilerle yapılması lazım ki taleple buluşabilsin.
Kaynaklarımızın çoğunu aktardığımız inşaat sektörüne yapılan yatırım ile üniversite mezunu istihdam edemeyiz.
Dolaysıyla işgücü ve eğitim planlamasını ihtiyaca göre şekillendirmek hayati öneme sahiptir.
Betonarme, duvar vs. ustalığı yerine inşaat mühendisliği eğitimi verirseniz tıpkı şimdi olduğu gibi sonunda sığınmacı ve kaçak göçmenlere muhtaç kalırsınız.
****
Netice olarak gerçek verilere dayalı olarak eğitim planlaması yapmak ve dünya gerçekleri istikametinde taleple buluşan yatırımlar yapmaktır.
Her geçen gün artması kesin olan insanımız için iş ihtiyacımızın başarıyla karşılanması için bütün imkânlarımızı seferber ederek yeni yatırımlara ve istihdam arttırıcı faaliyetlere yoğunlaşmaktan başka çare yoktur.
****
Aksi takdirde içkiden kumara, başta kadın cinayetleri olmak üzere hırsızlık yolsuzluğa varıncaya kadar her türlü suça maruz kalarak, bütün kötülüklerin anası işsizliktir gerçeğini sürekli yaşamaya devam ederiz.
17 Ekim 2022
Ahmet Orhan