Manisa Son Haber

Köylerimiz Nereden Nereye / Ahmet Orhan Yazdı...

GÜNDEM

Çok iyi hatırlıyorum kendi köyümde eskiden her evde en azından iki üç inek vardı.

Çok iyi hatırlıyorum kendi köyümde eskiden her evde en azından iki üç inek vardı.
Tavuk kümesi vardı. 
Herkes yoğurdunu, peynirini, tereyağını kendi yapar, artan sütü de sütçüye verirdi. 
Pazartesi günü erkenden sütçü herkesin parasını dağıtırdı. O gün şehre gidilir pazardan evin bütün ihtiyaçları alınırdı. 
Şimdi benim köylüm yumurtayı bile artık marketten alıyor.
Bahar aylarında besi danaları celep veya kasaba satılır, 
Bir yıllık mazot ve gübre peşin alınırdı. 
Her evde mazot tankeri vardı, akaryakıt kamyonları gelir doldurur giderdi. 
Sığırlar da tavuklar da gitti..
Ne yazık ki şu aralar çoğu kez mazot 2,5-3 litre olarak meşrubat şişelerinde alınabiliyor. 
İyi hatırlıyorum hasat-bağbozumu günlerinde esnaf da bayram ederdi. 
Pirinç, tütün, pamuk ve üzüm..: 
Biri bitince bir diğeri başlardı.
Çarşıya, esnafın cebine devamlı para girerdi. 
1980 sonrası önce pirinç yasaklandı, sonra tütün, en sonra da yanlış tarım politikaları ile pamuk bitti.
Köylerde nüfus %40 dan %30’a ve giderek ta %7,5 altına kadar geriledi.
Oysa köylü bu toprakların sigortası, maaşsız bekçileriydi.
Şimdi köyler dolaysıyla da kırsal vatan toprakları korumasız kaldı.
Yanlış politikalarla köyünden toprağından soğutulan ve geçim derdine düşen köylü gençler fabrikalarda vasıfsız işçi olarak çalışmaya başladı.
Tabii o da iş bulabilirse. 
Tüm olumsuzluklara rağmen toprağına sevdalı Gediz Ovasının insanları asma yaprağının taze ve salamurasını geçim kaynağı olarak keşfetti. 
Özgürlüğüne düşkün onurlu ve şahsiyetli köylümüz kimseye muhtaç olmadan geçinmek için çareler üretiyordu.

**********
Maalesef kötü ve kötü olduğu kadar da üzücü örneklerde var. 
Her geçen gün ülkemizde tüketimi artan, yıllarca PKK gibi terör örgütlerinin finansman ihtiyacını karşıladığı hint keneviri ekimini yoksulluktan çıkış yolu olarak görüp buna yönelenler de oldu.
“Bir kez ekerim kurtulurum” umuduyla yanlış tercih yapan gençlerimizin varlığı üzüntü kaynağımız oldu.
Bu yönelişin yegâne vebali ülkemizi yanlış yöneten, halkına adil davranmayan, seçilmiş ve atanmış yöneticilerindir.
Ülkemizdeki adaletsizlikler ve yönetimsizlik insanımızı bunaltmış hatta önemli bir kısmını da kötü alışkanlıklara sevk etmiştir.
Uyuşturucu belasının altında da yatan birinci neden insanımızı adil bir bölüşümün yapılmadığı hayata layık görmek vardır.

**********
Yalnız İstanbul’da her yaştan bir milyon uyuşturucu müptelasının yaşamakta olduğu bilinmektedir.
Bu konu Türkiye’miz için terör kadar tehlikeli bir husustur.

***************
Hele bir bakın nerden nereye gelmişiz.
Milletin efendisi muhtaç olmuş himmete, namerde!
“Köylü milletin efendisidir” diyen yüce önderimiz Atatürk’ün köylüye bakışından ne kadar uzaklaşmışız.
Çare yeni bir Atatürk’tür derseniz beyni yıkanmış düşmanları dışında kimsenin itirazı olmaz. 
O’na ne kadar çok ihtiyacımız var.
Ancak o büyük Türk ona ihtiyacımız olduğunda yapmamız gerekeni söylemiş;
“Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir.”
Atam biz seni anladık ve işaret ettiğin yolda ilerlemeye ant içtik, mekânın cennet olsun.

21 Eylül 2022

Ahmet Orhan

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.