Manisa Son Haber

Tehlike Büyük Ve Kapımızda! Nato Yerine Şanghay Mı? / Ahmet Orhan Yazdı...

GÜNDEM

Biz Türkler dünyanın en güzel ülkesinde özgürce yaşıyoruz. 

Biz Türkler dünyanın en güzel ülkesinde özgürce yaşıyoruz. 
Allah’a şükürler olsun ki etrafımız klasik bir ifade olacak ama Türkiye etrafımız bir ateş çemberiyle çevriliyken tüm eksiklerine rağmen huzur ve barış adası durumundadır.
Ekonomik anlamda büyük bir hayat pahalılığı altında ezilmekte olduğumuz inkâr edilemez gerçektir, gençlerimiz gelecek kaygısı yaşarken, erişkinlerimiz yoğun bir yarın endişesi içindedir.
Hamdolsun ki günün hangi saatinde olursa olsun münferit olaylar dışında hayatımızdan endişe etmemekteyiz. Belki az tüketip azla yetinmek zorunda kalıyor olsak bile Türkiye’de aç mezarı yok. Eksiklerimize rağmen kimi zaman hızlı kimi zaman daha yavaş olmakla birlikte iyiye doğru ülke olarak yolculuğumuzda devam etmekte.
Ancak giderek bizim hayatımızı 7 den 70’e olumsuz etkileyecek barış ve huzurumuzu bozacak çok büyük tehditler günlük hayatımıza girmek üzeredir.

****
Büyük fedakârlıklarla, şehitler verme pahasına katıldığımız başta NATO olmak üzere iki asırdır milli hedef haline getirdiğimiz batıdan doğuya püskürtülmek üzereyiz.
Asırlarca yönetimimiz altında olan batı dünyasının şımarık çocuğu Yunan üzerinde oynanan büyük bir oyunla karşıyayız.
Geçmişte Sevr ile başaramadıklarını, konsept değiştirerek bu gün yeniden vizyona sokanlar bizi yeniden Anadolu’nun bozkırlarına mahkum etmek için her gün yeni bir adım atmaktalar. 
Sandıkların bir türlü bitirmedikleri oyunlarla bizi yanlışa sürükleyip ayağımıza kurşun sıktıranlar, parasını ödeyip proje ortağı olduğumuz F-35 projesinden ay yıldızlı bayrağımızı gövdesine yapıştırdığımız uçaklarımızı Rusya’dan satın aldığımız S-400 bahanesiyle 21 Nisan 2021 tarihinde elimizden aldılar.
Güneyimizde bir terör devleti kurabilmek için hükümetimizi önce BOP eş başkanı yapan ABD Suriye’de yaratılan kaos sonrası aynı bölgede PYD’ye dönüştürülen PKK ile işbirliği içinde terör devletine Türkiye’yi razı edemeyince devreye alınan diğer planlarla her tarafımızı sorunlar yumağına çevirdiler.
Türkiye Rusya ve Çine yaklaşarak denge kurma arayışlarına girince Batının doğu savunma hattını Yunanistan’da tesis etmek üzere ABD üs kurya başladı.
Diğer yandan yunanlar adaları anlaşmalara aykırı silahlandırırken Türkiye’nin itirazlarına rağmen kayalıklara yunan bayrağı çekmeye devam etti.
Bir diğer hususta ta Kıbrıs’ta yapılan ihtilalden bu yana ABD silah ambargosu uyguladı.
ABD geçtiğimiz günlerde Güney Kıbrıs’a uyguladığı ambargoyu kaldırdı.
Artık ABD’nin planı tamamen gün yüzüne çıkmıştır.
Zemin, Türkiye’nin batının ve NATO’nun dışına itilmeye müsait duruma getirilmiş oldu.
Buraya kadar dış gelişmeleri takip eden herkesin yapabileceği değerlendirmeleri mümkün olduğunca kısaca sıralamaya çalıştım.
Bu ağır dış gelişmeler kadar ağır olan iç gelişmeler de yaşamakta olduğumuz gerçek, tüylerimizi diken diken edecek kadar korkunçtur.

*****
Tüm bu yaşananlar ayan beyan ortadayken halkımızın Yunan tehdidinin olmadığı yönünde kanaatinin oluşmasına neden olanların varlığı inanılır gibi değildir.
Ne yazık ki epey bir zamandır milli bir dış politikamız bile yoktur.
Doğu Akdeniz’de ne işimiz var, PYD halkının özgürlüğü için çalışan bir örgüttür diyen muhalefet temsilcilerinin sözleri henüz kulaklarımızda çınlamaya devam ederken muhalefet temsilcilerinin yaşananları bir seçim manevrası olarak görmesi tam bir aymazlıktır.
Hükümetin “bir gece ansızın gelebiliriz” açıklamaları argo tabirle kolpadan başka bir şey değildir.
Göz göre göre bu günlere gelmemizde elbette mevcut hükümetin birinci dereceden payı vardır.
Bu duruma mahal verilmesinde sorumluluk kesinlikle hükümetindir.
Ne var ki muhalefet edeceğiz diye milli meselelerde bile aykırı sözler sarf etmek, hatta yunanın elini güçlendirme anlamına gelecek sözler söylemek kabul edilemez.
Hükümetin Şanghay İşbirliği Örgütüne girme girişimleri Türkiye’nin batı dünyasının bir parçası olma idealinin sonu demek olacaktır.

****
Bir an bunun olabileceğini düşünsek bile söz konusu örgütün ağababaları olan Rusya, Çin ve Hindistan’ın çevremizde yaşananlar noktasında Türkiye’nin hiçbir tezini desteklemediklerini göz ardı edemeyiz.
Hükümet yaptığı yanlışları telafi etmek ve muhalefeti ikna ederek milli bir duruşun zeminini acilen yaratmalıdır.
İktidarda kalmak uğruna cepheleşmeden medet ummak yerine sorumlu bir dille, millet olarak gelişmelerin karşısına topluca dikilmemizi sağlamalıdır.

****
29 Eylül 2022
Ahmet Orhan

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.