Yıllar sonra yeniden gündeme gelen huzurevi projesi, Demirci’nin geçmişindeki cevaplanmamış bazı soruları da beraberinde getiriyor. 1980’li yıllarda huzurevi yapılması amacıyla toplandığı ileri sürülen bağışlar, istimlak edildiği belirtilen araziler, atıldığı ifade edilen temel ve sonrasında farklı amaçlarla kullanıldığı anlatılan taşınmazlar mercek altına alınmalı.
Demirci’de huzurevi yatırımı için 2026 yılında yeniden adım atıldı. Eski Devlet Hastanesi’nin bulunduğu Mithatpaşa Mahallesi’ndeki alanda 87 yatak kapasiteli huzurevi projesi için temel hazırlık çalışmalarına başlandı. Resmî açıklamalarda projenin hayırseverlerin ve kamu kurumlarının katkılarıyla yürütüldüğü belirtiliyor.
Ancak bu gelişme, Demirci’nin geçmişinde kaldığı ileri sürülen başka bir huzurevi hikâyesini de yeniden gündeme getiriyor.
Bu kez soru şu; 1980’li yıllarda huzurevi yapılması amacıyla başlatıldığı anlatılan proje neden gerçekleşmedi?
Toplanan bağışlara ve bu amaçla kullanılan veya istimlak edilen taşınmazlara ne oldu?
Bu yazıyı kesinleşmemiş iddiaları hükme bağlamak için değil; belge, arşiv ve tanıklıklarla cevaplanması gereken soruları ortaya koymak amacıyla yazıyorum.
1980’li Yıllarda Huzurevi İçin Bağış Kampanyası mı Başlatıldı?
Demirci’den aktarılan tanıklıklara göre, 1980’li yıllarda İzmir’de yaşayan Demircili iş insanlarından Mustafa Kahraman, Basri Koçyiğit ve Hasan Akdemir gibi isimlerden huzurevi yapılması amacıyla önemli miktarda(iddialara göre paralardan 6 sıfır atılma öncesi parayla 100 milyon TL) bağış toplandı.
Bu iddianın aydınlatılması için öncelikle dönemin; bağış makbuzlarının,banka kayıtlarının, yardım kampanyası belgelerinin, belediye kararlarının, dernek veya komite kayıtlarının, dönemin yerel ve ulusal gazete haberlerinin incelenmesi gerekiyor.
Çünkü ortada gerçekten bir bağış kampanyası varsa, kimlerden ne kadar para toplandığı ve bu paranın hangi amaçla kullanıldığı resmi kayıtlarla ortaya konulabilir.
Araştırmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Ersel Kooperatifleri yakınındaki, Sıtma Yolu tarafında bulunduğu belirtilen araziler.
Tanıklıklara göre bazı tarlalar huzurevi yapılması amacıyla istimlak edildi.
Tanıklıklarda projenin daha sonraki aşamasına ilişkin dikkat çekici bir iddia daha bulunuyor.
İddiaya göre bir süre sonra “Demircililer huzurevi istemiyor” şeklinde bir görüş ortaya atıldı ve huzurevi için toplanan paranın köylere su borusu alınmasında kullanılması gündeme geldi.
Bu noktada araştırılması gereken kritik soru şu; Huzurevi amacıyla toplanan bağışların kullanım amacı daha sonra resmî bir kararla değiştirildi mi?
Eğer değiştirildiyse; hangi kurum karar aldı, karar hangi tarihte alındı,ne kadar para vardı, kaç metre boru satın alındı,
hangi köylere gönderildi, harcama belgeleri nerede? Sorularının cevapları bulunmalı.
Tanıklıklarda boruların köylere döşendiği ancak konunun yıllar içerisinde unutulduğu ifade ediliyor.
Bu anlatımın da dönemin belediye, köy hizmetleri, il özel idaresi veya ilgili kurum kayıtları üzerinden doğrulanması mümkün olabilir.
Bağışçıların Vefatından Sonra Araziler Ne Oldu?
Tanıklıklarda, yıllar içerisinde bağış yapan kişilerin hayatını kaybetmesinin ardından bazı taşınmazların farklı amaçlarla kullanıldığı veya satıldığı ileri sürülüyor.
Burada özellikle kooperatiflere ait olduğu belirtilen bazı arazilerin akıbeti araştırılmalı.
Bir taşınmazın; kim tarafından bağışlandığı, hangi amaçla bağışlandığı, hangi kurumun mülkiyetine geçtiği, daha sonra ne zaman ve kime devredildiği tapudan takip edilebilir.
Bu nedenle araştırmanın merkezinde tapu kayıtları bulunmalı.
Bugün Demirci’de yeniden huzurevi yapılırken, geçmişte yaşandığı anlatılan bu olayların araştırılması artık daha anlamlı hale geliyor. Çünkü günümüzde resmi olarak yürütülen huzurevi projesinin eski Devlet Hastanesi alanında yapılacağı açıklanmış durumda.
Dolayısıyla geçmişteki iddiaların bugünkü yatırımla karıştırılmaması gerekiyor. Hatta hayırsever veya bağışçıların bu Demirci'de her kafadan bir sesin ve iddiaların çıktığı olayı bahane ederek, bugün yapılmak istenen huzurevi için geçmişte yaşandığı bilinen bu olayında buna benzeyip benzemeyeceği konusunda çekinceler gösterebileceği bile konuşuluyor.
Burada yapılması gereken şey suçlama yöneltmek değil; belgeyi bulmak, tanığı dinlemek ve kaydı ortaya çıkarmak.
Araştırmanın Belge Haritası
Bu dosyanın aydınlatılması için şu belgelerin araştırılması gerekiyor:
Belediye arşivi:
1980’li yıllara ait meclis kararları, encümen kararları, istimlak ve bağış dosyaları.
Tapu kayıtları:
Sıtma Yolu, Ersel Kooperatifleri çevresi, Papazoluk ve diğer iddia edilen taşınmazların geçmiş mülkiyet kayıtları.
Bağış belgeleri:
Hayırseverlere ilişkin bağış senetleri.
Mali kayıtlar:
Huzurevi amacıyla toplandığı belirtilen bağışların miktarı ve harcama belgeleri.
Su borusu alımları:
Bağış paralarının köylerin su ihtiyacı için kullanıldığı iddiasına ilişkin ihale, satın alma ve ödeme belgeleri.
Eski gazete arşivleri:
Huzurevi projesi, bağış kampanyaları ve köylere su götürülmesiyle ilgili haberler.
Projeyi hatırlayan dönemin belediye çalışanları, hayırsever aileleri, köy muhtarları, kooperatif yöneticileri ve bölge sakinlerinin anlatımları.
Tanıklıklar Belgeyle Buluşursa Demirci’nin Bir Sayfası Yeniden Yazılabilir
Bu dosyanın en önemli tarafı, geçmişte yaşamış insanların hatıralarının bugün hâlâ bulunabilecek belgelerle karşılaştırılabilecek olması.
Bir kişinin anlattığı olay tek başına kesin kanıt olmayabilir.
Ancak aynı olay; bir tapu kaydıyla, bir belediye kararıyla, bir bağış makbuzuyla, eski bir gazete haberiyle veya tarihi belli bir fotoğrafla desteklenirse, artık Demirci’nin yakın tarihine ilişkin önemli bir belge ortaya çıkmış olur.
Bu nedenle bu araştırmanın amacı herhangi bir kişi veya kurumu peşinen suçlamak değil.
Amaç, yıllardır anlatılan şu sorunun cevabını bulmak.
Demirci’de yıllar önce huzurevi yapılması amacıyla toplanan bağışlara, istimlak edilen arazilere ve kamu yararı amacıyla bağışlandığı belirtilen taşınmazlara ne oldu?
Bu sorunun cevabı bulunana kadar dosya kapanmış sayılmamalı.
Çünkü bir şehrin hafızası, yalnızca yaşananlardan değil; yaşananların belgelenmesinden oluşur.
Yeni yapılacak huzurevi için önümüzdeki süreçte hayırseverlerden bağış istenmesi planlanıyor. Ancak bu noktada bağış talebinde bulunacak kişilerin karşılaşabileceği önemli bir soru var. Geçmişte eski huzurevi için toplanan paraların akıbeti ne oldu?
Bu sorunun cevabı açık, anlaşılır ve mümkünse belgeleriyle birlikte ortaya konulmalıdır.
Amacımız geçmişi yeniden eşelemek ya da herhangi bir kişi veya kurumu suçlamak değil. Tam tersine, yeni huzurevi için bağış isteyecek kişilerin elini güçlendirmek ve vatandaşın karşısına soru işaretleri olmadan çıkmalarını sağlamak.
GÜVEN KAYBEDİLİRSE YENİDEN KAZANMAK ZORDURBağış, öncelikle güven meselesidir. Vatandaş verdiği paranın nereye gittiğini bilmek ve doğru amaç için kullanıldığından emin olmak ister.
Bu nedenle yeni huzurevi sürecinde geçmişteki bağışların akıbetinden, yeni toplanacak paraların nasıl kullanılacağına kadar tüm süreç şeffaf ve denetlenebilir şekilde yürütülmelidir.
Ne kadar para toplandı, nerede kullanıldı, yeni projede ne kadar paraya ihtiyaç var ve toplanan bağışlar nasıl harcanacak?
Bu soruların cevabı kamuoyuyla açıkça paylaşılmalıdır.
Çünkü şeffaflık bağışın önünde bir engel değil, güvenin teminatıdır.
Geçmişte yaşanan soru işaretleri varsa bunların açıkça giderilmesi, yeni huzurevi projesine olan güveni de güçlendirecektir.
Amaç eskiyi kurcalamak değil; yeni yapılacak huzurevinin sağlam bir güven zemini üzerinde yükselmesini sağlamaktır.
Not: Bu yazıda yer verilen geçmişe ilişkin kişi, taşınmaz, bağış ve istimlak bilgileri tanıklık ve aktarımlara dayalı iddialardır. Kesinlik kazanması için ilgili resmi belgeler ve arşiv kayıtlarıyla doğrulanmaları gerekir. Doğrulanan her bilgi ayrıca belgesiyle birlikte yayımlanmalıdır.
19 Eylül 2026
Mustafa Temiz