Manisa’da siyaset ve gündem denildiğinde dikkatle takip edilen isimlerden biri olan 23. Dönem Manisa Milletvekili Ahmet Orhan, değerlendirmeleri ve öngörüleriyle kamuoyunun nabzını tutmaya devam ediyor. Manisa Son Haber’de kaleme aldığı yazılarla güncel gelişmeleri en sıcak haliyle okurlarıyla buluşturan Orhan, son dönemde başlattığı yazı dizisiyle de geniş bir ilgi gördü.
Siyasi birikimi ve deneyimiyle öne çıkan Orhan, bu özel röportajda yalnızca yaşananları yorumlamakla kalmıyor; aynı zamanda Türkiye’nin geleceğine dair kritik sorulara da ışık tutuyor. Manisa Son Haber okurları için hazırlanan bu özel içerikte, Ahmet Orhan’ın Nevruz üzerinden yaptığı çarpıcı analizleri ve dikkat çeken tespitlerini bulacaksınız.
Bahar Çelik: Sayın Orhan, bu yıl 21 Mart’ta başta Diyarbakır, Van ve İstanbul olmak üzere birçok şehirde gerçekleştirilen Nevruz kutlamaları oldukça tartışıldı. Siz bu tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ahmet Orhan: Açık konuşmak gerekirse, bu yılki Nevruz kutlamaları yalnızca bir bahar bayramı coşkusunun ötesine geçti. Meydanlarda ortaya çıkan görüntüler, Türkiye’nin birlik ve beraberlik anlayışı açısından ciddi soru işaretleri doğurdu. “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda yürütülen sürece toplumsal güvenin artması beklenirken, tam tersine şüphelerin derinleştiğini görüyoruz.
Bahar Çelik: Özellikle Diyarbakır’daki görüntüler çok konuşuldu. Sizce kamuoyunu rahatsız eden temel unsurlar nelerdi?
Ahmet Orhan: En dikkat çekici nokta, geçmişte terör eylemleriyle anılan isimlerin posterlerinin taşınmasıydı. Bu durum, toplumun vicdanında ciddi bir yara açtı. Bununla birlikte meydanlarda Kuzey Irak’taki Kürt yönetimine ait bayrakların yoğun şekilde yer alması, ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin ay-yıldızlı bayrağının neredeyse hiç görünmemesi çok ciddi bir çelişki ortaya koydu.
Bahar Çelik: Bu durum, “demokrasi” ve “eşit yurttaşlık” söylemleriyle çelişiyor mu sizce?
Ahmet Orhan: Elbette çelişiyor. Bir ülkenin vatandaşlığının en temel ortak paydası, o devletin sembollerine saygı göstermektir. Demokrasi ve insan hakları söylemiyle ortaya çıkıp, aynı zamanda o devletin egemenlik sembollerine mesafe koymak samimiyet sorgulamasını beraberinde getirir.
Bahar Çelik: Türkiye daha önce de benzer süreçlerden geçti. Bugünkü tabloyu geçmişle kıyasladığınızda ne görüyorsunuz?
Ahmet Orhan: Habur süreci ve ardından yaşanan hendek olayları hâlâ hafızalarda taze. O dönemler bize bu tür süreçlerin ne kadar hassas dengeler üzerinde yürüdüğünü gösterdi. Bugün benzer görüntülerin yeniden ortaya çıkması, “Acaba geçmişten ders alındı mı?” sorusunu kaçınılmaz hale getiriyor.
Bahar Çelik: Süreci yöneten aktörlerin tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ahmet Orhan: Asıl dikkat çekici olan nokta tam da bu. Meydanlardaki görüntüler kadar, bu görüntülere karşı sergilenen sessizlik de önemli. En üst düzeyde sorumluluk taşıyan isimlerin adeta görmezden gelen bir tutum içerisinde olması kamuoyunda ciddi bir güvensizlik yaratıyor.
Bahar Çelik: “Türkiye bölündü de şimdi yeniden mi birleştiriliyor?” Olan biten nedir, siz endişelerinizle birlikte içini biraz açar mısınız?
Ahmet Orhan: Eğer ortada bir müzakere ya da pazarlık yoksa ve sadece terörü bitirmeye yönelik görüşmeler yürütülüyorsa, o halde Türkiye’nin egemenlik sembollerine mesafeli duran yapılar karşısında neden bu sessizlik var? Bu durum ister istemez insanların aklında soru işaretleri oluşturuyor.
Bahar Çelik: Kamuoyunda oluşan güvensizliği neye bağlıyorsunuz?
Ahmet Orhan: Devletin bayrağına ve ortak değerlerine en azından sembolik düzeyde bağlılık göstermeyen yapılara karşı hiçbir uyarı yapılmaması, hiçbir mesafe konulmaması toplumda “Acaba bizden saklanan bir süreç mi var?” sorusunu doğuruyor. Bu sorgulama son derece doğal.
Bahar Çelik: Nevruz’un anlamı üzerinden baktığınızda bu tabloyu nasıl yorumluyorsunuz?
Ahmet Orhan: Nevruz, özünde yeniden doğuşu, umudu ve kardeşliği simgeler. Ancak bu anlamın ayrıştırıcı sembollerle gölgelenmesi toplumun geniş kesimlerinde rahatsızlık yaratıyor. Bu durum, bayramın ruhuna da zarar veriyor.
Bahar Çelik: Son olarak, bugün gelinen noktada sizce asıl soru nedir?
Ahmet Orhan: Asıl soru şu: Bu ülkenin ortak geleceğinde buluşmak mı hedefleniyor, yoksa farklı aidiyetler üzerinden yeni ayrışmalar mı inşa ediliyor? Birlikte yaşamanın temel şartı, ortak değerlerde ve ortak sembollerde buluşabilmektir. Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağının dahi görünmediği bir yerde “kardeşlik” söyleminin karşılık bulması oldukça zor.
Bahar Çelik: Bu sürecin geleceği açısından neye dikkat edilmeli?
Ahmet Orhan: Devletin egemenlik haklarını tartışmaya açan ya da görmezden gelen yaklaşımlar toplumsal barışa hizmet etmez. Aksine, bu tür görüntüler sürecin meşruiyetini zedeler. Nevruz meydanlarından yükselen mesaj doğru okunmalı. Çünkü bu mesele sadece bir kutlama değil, Türkiye’nin geleceğine dair bir yön tayini meselesidir.
Bahar Çelik: Sayın Orhan, gazetem adına çok teşekkür ediyorum.
ÖZEL HABER - RÖPORTAJ : BAHAR ÇELİK - MANİSA SON HABER