Manisa Son Haber

ÇOCUKLUK, “BUGÜN NE YİYECEĞİZ?” DİYE DÜŞÜNMEK MİDİR? / Bahar Çelik Yazdı..

YAŞAM

Aşağıda hayvanlar tokken yukarıda canlar  “Bugün ne yiyeceğiz?” diye düşünüyorsa, asıl aç kalan çocuklar değil; insanlığın kendisidir.

ÇOCUKLUK, “BUGÜN NE YİYECEĞİZ?” DİYE DÜŞÜNMEK MİDİR?

Bir köy düşünün…

Şehrin ışıklarından, kalabalığından, göz önündeki hayattan uzakta ahşap bir ev.

O evde yaşayan canlar var…

Hayatın daha başındalar. Hiç bir şeyin bile farkında olmayan.

Ama hayat, daha çocukluklarını yaşamalarına fırsat vermeden omuzlarına ağır bir yük bırakmış.

Evin altındaki ahıra iniyorlar.

Yem taşıyorlar.

Saman veriyorlar.

Hayvanların bakımını yapıyorlar.

Ve insanın yüreğini asıl burkan soru tam o anda ortaya çıkıyor:

Bütün gün hayvanların karnını doyuran bu canlar, akşam kendi karınlarını nasıl doyuracak? Bu soruyu kardeş, kardeşe kendilerine her gün soruyorlar.

Çünkü aşağıda hayvanlar var.

Tok hayvanlar…

Yemleri hazır.

Samanları hazır.

Bakımları yapılıyor.

Hemen yanı başlarında memelerinden süt akan inek var.

Ama yukarıda süt yok.

Yoğurt yok.

Peynir yok.

Doğru dürüst yemek yok.

Aşağıda süt var, yukarıda açlık… Diye tarif edilebilir bu aynı çatının altında yaşanan çelişki.

Aşağıda hayvanların rızkı var, yukarıda canların boş sofrası…

Bundan daha büyük bir çelişki olabilir mi?

Şimdi biri çıkıp “Yoksulluk” diyebilir.

“İmkânları yok” diyebilir.

“Hayat şartları zor” diyebilir.

Peki…

Yoksulluk, bir çocuğun aç kalmasını açıklamaya yeter mi?

Hayvanın önüne yem koymaya imkân bulan bir ev, çocuğunun önüne bir tabak yemek koyamıyorsa, burada sadece yoksulluktan mı söz edeceğiz?

Yoksa artık başka sorular sormanın zamanı mı geldi?

Çünkü mesele yalnızca para değildir.

Mesele saçağın altına yuvasını yapmış kırlangıçları hayal etmektir.

Yumurtadan yeni çıkmış yavrularına çamurdan gagasıyla taşıyarak yaptığı yuvada, uçup yiyecek bulan ve yuvada ağızları açık bekleyen yavrularını besleyen ebeveyn duruşunu hissetmemiz gerekiyor.

Mesele, önceliktir.

Mesele, vicdandır.

Mesele, bir evde kimin korunması, kimin doyurulması ve kimin geleceğinin düşünülmesi gerektiğidir.

Evin altında hayvanlar…

Üstünde insanlar…

Ahırın kokusu yaşam alanına sinmiş.

Hayvanların pisliğiyle ağırlaşan hava, canların soluduğu havaya dönüşmüş.

Bir tarafta hayvanların yaşamını sürdürmesi için gösterilen çaba…

Diğer tarafta çocukların sağlıklı bir ortamda büyüyebilme mücadelesi…

Çocuklar günlerce, aylarca o hayvanların bakımını yapıyor.

Yemini veriyor.

Samanını taşıyor.

Başında bekliyor.

Sonra bir gün o hayvanlardan biri onların gözleri önünde öldürülüyor.

Ama yine sofrada et yok.

İşte insanın söyleyecek söz bulmakta zorlandığı yer tam burasıdır.

Çünkü artık mesele yoksulluktan çıkıp vicdanın sınırlarına dayanıyor. Kendileri yemeklerini pişiriyor. Pişirecek şey bulamadığında bizde kalmamış mazeretine sığınarak akrabalardan soğan, patates istemeye giderken bile, aralarındaki tartışmanın sebebi " geçen defa ben gittim, bugün istemeye sen git"

Kalmadı ile biten bildirimlere "idare edin" açıklaması olmayan idareyi açığa almak gibi bir şey değil mi?

Bir çocuğa “Sen çalışacaksın” demek kolaydır.

Ama ona “Sen de değerlisin” diyebilmek zordur.

Bir çocuğun eline saman tutuşturmak kolaydır.

Ama eline ekmek tutuşturmak gerekir.

Tarlaya göndermek kolaydır.

Ahırın kapısını açtırmak kolaydır.

Asıl zor olan, onun çocuk olduğunu hatırlamaktır.

Canlar …

Belki birbirlerine bakarak büyüyor.

Biri acıkınca diğerinin yüzü düşüyor.

Biri yorulunca diğerinin sesi kesiliyor.

Çünkü bazı çocuklar açlığını ağlayarak değil, susarak anlatıyor.

Ve en tehlikelisi de bu.

Çocuğun açlığa alışması…

Yokluğa alışması…

İhmale alışması…

“Böyle olması gerekiyor” sanması…

Hayır!

Hiçbir çocuk açlığı normal kabul etmek zorunda değildir.

Hiçbir çocuk, çocukluğunu ahır ile tarla arasında tüketmek zorunda değildir. Eğitimini ikinci plana iten bu talepleri yerine getirmek zorunda değildir.

Hiçbir çocuk, akşam eve dönerken “Bugün ne yiyeceğiz?” sorusunun cevabını düşünmek zorunda değildir.

Çocuk dediğin oyun oynamalı.

Okula gitmeli.

Gülmeli.

Hayal kurmalı.

Karnı doymalı.

Güvende hissetmeli.

Ve en önemlisi, kendisini bu dünyanın yükünü taşımak zorunda olan biri gibi hissetmemeli.

Bir toplumun gerçek zenginliği, ahırındaki hayvan sayısıyla ölçülmez.

Bir evin gerçek bereketi, tarlasında yetişen ürünle ölçülmez.

Bir ailenin gerçek geleceği, çocuklarının yüzündeki umutla ölçülür.

Çünkü hayvan yeniden alınabilir.

Sürü yeniden kurulabilir.

Tarla yeniden ekilebilir.

Kaybedilen para yeniden kazanılabilir.

Ama kaybedilen çocukluk geri getirilemez.

Çünkü büyüyorlar diye sayılan yıllar "hayatı ıskaladıkları yıllardır"

Bugün canların ellerinde saman olabilir.

Yarın ellerinde nasır…

Belki yıllar sonra geriye dönüp baktıklarında hatırlayacakları şey, oyuncakları değil; taşıdıkları yem çuvalları olacak.

Belki çocukluk fotoğraflarında yüzlerinden önce yorgunlukları görünecek.

Belki de hayatlarının en güzel yılları, bir ahırın ağır kokusu ile tarlanın tozu arasında kaybolup gidecek.

Ve biz hâlâ buna “hayat” diyeceğiz.

Hayır!

Bu hayat değil.

Bu, bir çocuğun çocukluğundan sessizce çalınmasıdır.

Bu canların hikâyesi bize çok basit ama çok ağır bir gerçeği hatırlatıyor:

Bir evde hayvanların karnı doyuyor, çocukların karnı aç kalıyorsa, orada yalnızca sofradaki yemek eksik değildir.

Orada adalet eksiktir.

Orada merhamet eksiktir.

Orada vicdan eksiktir.

Ve belki de en acısı…

Ebeveynliği kağıtta kalan, sözde onların velayetini alan ama sadece bakılınca kağıtta okunan ancak hayatın gerçeğinde hükmü olmayan sözde diye tabir edilecek unvanlarıdır. Bu durumu izah edecek kelime karakter yetmezliğidir.

Aşağıda hayvanlar tokken yukarıda canlar “Bugün ne yiyeceğiz?” diye düşünüyorsa, asıl aç kalan çocuklar değil; insanlığın kendisidir.

İnsanlığın da hayvan ebeveyliğinden ve sorumluluğundan hiç bir hisse kapmadığının göstergesidir.

Yemekten sonra değil, yemeğin öncesinde "Hiç bir çocuk yatağına aç gitmesin" diye sizlerden dua etmenizi rica ediyorum.

Lütfen bunu yapın olur mu?

12 Eylül 2026

Bahar Çelik

Yorumlar (1)

ÖZNUR ALTAY 2 Ay Önce

Yüreğine…Kalemine sağlık…

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.