Bahçeli’nin Bilmece Siyaseti ve İktidardan Kaçış

Bahçeli’nin Bilmece Siyaseti ve İktidardan Kaçış

Sekiz yıldır iktidarın her kararına destek veren bir liderin, sıra emeklinin sofrasına gelince “biz iktidar değiliz” demesi, Türk siyasetinde yeni bir sorumluluk tartışmasının kapısını aralamıştır.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türk siyasetinin en ilginç figürlerinden biridir. Yüksek tempolu kampanyalar yürütmez, günlük polemiklere sık sık girmez; fakat seçim ve kurultay dönemleri yaklaştığında söyleyeceği sözü de, atacağı sloganı da bizzat kendisi belirler. Diğer zamanlarını nasıl geçirdiğini de çoğu zaman kendisi anlatır: Okur, dinler, izler ve bekler.

Bugün yapılan grup toplantısında kurduğu bazı cümleler ise uzun süre tartışılacak gibi görünüyor.

“Biz Cumhur İttifakı’nın ortağıyız ama iktidar değiliz” ifadesi, Türk siyasetinde yeni bir sorumluluk tartışmasının kapısını aralamıştır. Ardından emeklilerin aldığı maaşı “bir sefalet ücreti” olarak tanımlayıp, bu sorunun çözümü için “elimizi değil, gövdemizi koyarız” söylemini hatırlatması, ilk bakışta sosyal adalet vurgusu gibi görünse bile, cümlelerin bütününe bakıldığında ciddi bir çelişki barındırmaktadır.

Çünkü Cumhur İttifakı iktidardır.

Bu ittifakın isim babası bizzat Devlet Bahçeli’dir. Ana omurgası AK Parti ve MHP’den oluşan bu siyasi yapı, yaklaşık sekiz yıldır ülkeyi birlikte yönetmektedir. Sayın Cumhurbaşkanı, her fırsatta Devlet Bahçeli’nin görüş ve tavsiyelerine verdiği önemi açıkça ifade etmiştir. Kabine oluşumlarında, kritik yasal düzenlemelerde ve sistem tartışmalarında MHP’nin ağırlığı herkesin malumudur.

Hal böyleyken, hükümetin bütün icraatlarına yüzde yüz destek veren, sandık milletin önüne geldiğinde aynı ittifakı tereddütsüz savunan bir liderin, sıra emeklinin sofrasına gelince “biz iktidar değiliz” demesi, siyaseten izahı zor bir tutumdur.

İttifak ortağı olmak, sadece seçim kazanırken ortak olmak değildir. İttifak ortağı olmak; alınan kararlardan, çıkarılan yasalardan ve ortaya çıkan sonuçlardan da sorumlu olmayı gerektirir.

Her şeyi desteklediğiniz bir iktidarın, olumsuz sonuçlarıyla karşılaştığınızda sorumluluktan cümlelerle kaçmanız mümkün değildir.

Burada şu sorular kaçınılmazdır:
Bu sözler halka mı söylenmektedir?
Muhalefete mi bir mesajdır?

Yoksa doğrudan doğruya AK Parti’ye ve Sayın Cumhurbaşkanı’na yöneltilmiş bir uyarı mıdır?
“İttifak ortağıyız, destekleriz; ama iktidar olunmayacağını hissettiğimizde gemiyi terk ederiz” mi denmek istenmektedir?

Devlet Bahçeli, geçmişte de sayılarla ve kelimelerle bilmece kurmayı seven bir siyasetçi olmuştur. Dokuz sayısıyla yaptığı hesaplar hâlâ hafızalardadır. Ne demek istediğini o gün de kimse tam olarak anlayamamıştı. Bugün kurduğu bu cümleler de benzer bir muğlaklık taşımaktadır.

Ancak şu gerçek değişmez:
Siyasette ortaklık, nimetlerde ortak olmak kadar, külfete de ortak olmayı gerektirir.

İktidarın her kararına destek verip, ortaya çıkan sosyal yaraların sorumluluğunu başkasına yüklemek, siyasi mızıkçılıktan başka bir şey değildir.

Siyasette bilmece kurmak mümkündür; ancak iktidarın nimetlerine ortak olup külfetinden kaçmak, tarihin affetmeyeceği bir siyaset tarzıdır.

YORUM EKLE