
"Açtırmayın bayramlık ağzımı" derler ya, işte ben bugün tam da bunu yapıyorum.
Bayram hoşgörünün, sevginin, birlikteliğin günüdür deriz ama memlekette olup bitenler karşısında sessiz kalmak mümkün mü?
Son günlerde yaşanan gelişmeler bayramın da önüne geçti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali, gözaltına alınması, yargı süreci ve cezaevine gönderilmesi, CHP’ye kayyum atanması, Saraçhane mitingleri, Maltepe’deki protestolar, öğrencilerin ve vatandaşların sokaklara inmesi, İmamoğlu için başlatılan imza kampanyası derken gündem hız kesmiyor.
Ben, Manisa Son Haber’in imtiyaz sahibi ve genel yayın yönetmeniyim. Gazetemiz, kısa sürede edindiği konumunu korumak için teyitli ve güvenilir haberleri en hızlı şekilde okurlarına ulaştırma çabasında. Günlük 55-60 bin arasında değişen okunma sayıları sorumluluğumuzu artırıyor. Haberin peşinde koşan bir gazete olarak, okurlarımızın bize duyduğu güvenin farkındayız.
Sosyal Medyanın Çarpık Yüzü
Gazeteciliğin dijital dünyaya evrilmesiyle birlikte haberlerin sosyal medya üzerinden geniş kitlelere ulaşması kaçınılmaz hale geldi. 30’dan fazla sosyal medya hesabımızla haber linklerimizi paylaşıyoruz. 300 binin üzerinde takipçiye erişim sağlıyoruz. Ancak sosyal medyanın en büyük sıkıntısı, herkesin bilinçsizce fikir beyan etmesi.
Bazıları var ki, okuduğu haberi anlamaktan aciz. İmla hatalarıyla dolu cümleleriyle fikir beyan ettiğini sanıyor. Küfür edenler, hakaret edenler, en ufak bir eleştiriyi bile kaldıramayanlar… Hele ki siyasi gündemle ilgili bir haber paylaştığımızda, bazıları doğrudan şahsıma saldırıyor.
Ajans haberini özgünleştirip yayınlıyoruz, altına gelen yorumda ise “Senin gibi gazeteci olmaz” deniyor. Yahu haberin kaynağı belli, benim şahsi görüşüm değil! Ama işte, anlamayan anlamıyor.
Hele bir de iktidar yanlısı troller var ki, hadlerini iyice aşıyorlar. “Hırsızların başı beter olsun, sen de bunu haksızlık diye yazıyorsun, sıra sana da gelecek Mustafa Temiz” diyecek kadar ileri gidenler var.
Bayram Mesajına Bile Tahammülsüzlük
Bugün bayramın birinci günü ve Manisa Son Haber olarak kurumsal bayram tebriğimizi yayınladık. Tebrik mesajımızda, "Her şey çok güzel olacak" sloganının sahibi Berkay Gezici’nin fotoğrafını kullandık. Çünkü bu genç, bir simge haline geldi. Üniversite öğrencisiydi, gösterilere katıldı ve Silivri’ye, Ekrem abisinin yanına gönderildi. “Beni unutturmayın” dedi ve biz de unutmadık.
Ama işte bu bile bazılarını rahatsız etti. AK Parti’de önemli görevlerde bulunmuş eski bir siyasetçi beni arayıp, “Sayın Temiz, subliminal mesaj mı veriyorsun?” dedi. Verdiğim cevap basitti: “Bu çocuk yüzünden 3 seçim kaybettiniz, hayırdır zülfiyare mi dokunduk?” Ses kesildi…
Bir diğeri ise “Bu teröristi buraya niye koydun, sen de mi terörden besleniyorsun?” yazmış. Ne diyeyim? Ülkücülüğü bir sosyal medya maskotu sanan bu tiplerin ülkücülükle alakası olmadığını bilmek bile yeterli.
Ne güleceğimi ne ağlayacağımı bilemedim. Ben yıllar önce Ülkü ocaklarında görev yaptım, kadınlara bile ocak bünyesinde kültürel etkinlikler düzenledim. Ben göreve başladığımda hiç bir Asena ocağa giremiyordu. Necip Fazil'ı, Mehmet Akif'i, Sabahattin Ali'yi, Dilaver Cebeci'yi, Attilâ İlhan'i şiir dinletilerine birlikte taşıttım. O gençlere şiir okumayı sevdirdim. Dinleti sonunda ant içerken elleriyle bozkut yapan pırıl pırıl entellektüel, soran, sorgulayan ve çelişkileri yakalayan gençlik beni selamlıyordu. Bu tanık olduğum ülkücülere şimdi bu ülkücünün maskotu bile olamayacak kişileri anlatsam bunların yazdıklarını göstersem, o dinletilerdeki çocukların beyinleri yanardı. Bende bu maskotları temizlik yaptım.. Çevreye duyarlıyım ya yorumları sildim ve engelledim.
Gerçekler Er Ya da Geç Ortaya Çıkar
Sosyal medya herkesin kullanabileceği bir mecra, eyvallah. Ancak Z kuşağının parlak zekâsını görüyorsak, en cahil insanların da maalesef burada yazdıklarına maruz kalıyoruz.
Ben kişisel hesabımda Fenerbahçe ile ilgili bir şey yazıyorum, altına “Gazetecisin, tarafsız olmalısın” yorumu geliyor. Kardeşim, bu benim kişisel hesabım, burada özgürce konuşma hakkım var! Ve benim Fenerbahçeli olduğumu herkes biliyor. Saklanacak bir şeyim yok.. Hayatımda iki kuş var diyerek espriyle karışık kendimi anlatmışımdır bir çok kez köşe yazılarımda.. Kuşların biri sarı kanarya, biri ak güvercin... Ama işte, anlayana… Burada Mevlana Celaleddin Rumi'yi rahmetle ve saygıyla anıyorum... Şimdi bu mübarek adamın söylediğini bilmeyenler ne diyecekler bakalım...
Ekrem İmamoğlu ve hakkında ortaya atılan iddialara gelince…
31 yıl önce alınmış bir diploma, Cumhurbaşkanı’na yakınlığıyla bilinen bir rektör tarafından iptal ediliyorsa, olmayan bir yolsuzluk suçlamasıyla tutuklama gerçekleşiyorsa, gizli tanık ifadeleriyle mahkemeler yönetiliyorsa, burada ciddi bir hukuksuzluk olduğu açıktır. Bunu da kafadan yazmıyorum yine.. Mevcut dosyaları edinme ve inceleme imkanı da buldum.
Benim daha önce hakkında haber yaptığım, usulsüzlükleri belgeleriyle ortaya koyduğum belediye başkanı, İçişleri Bakanlığı tarafından bile soruşturma izni verilmesine rağmen elini kolunu sallayarak geziyor. Demirci’de yıllardır süren yolsuzluklara dair onlarca haber yaptım. Müfettişler geldi, raporlar hazırlandı ama bir şey değişmedi. O dosyalar tozlandı, çünkü hesap sorması gerekenler hesap sormadı. Ama İmamoğlu için hukuk bir gecede işliyor.
Kimse kusura bakmasın, ben gazeteciyim. Algılarla değil, gerçeklerle ilgilenirim. Bu iktidar bizi mevzuat manyağı yaptı, biz okuyoruz, araştırıyoruz ve yazıyoruz.
Birileri akşam yemeğinde A Haber izleyerek, Sabah gazetesinin üstünde ekmek yiyerek, makarna kaşıklayarak, alnının terini silmeden evine girip, liyakatsizce girdiği işten para kazanarak, meydanlara dolgu malzemesi yapılarak, taşıma kalabalık kişiliğiyle ve güce tapan haliyle siyaset öğrenirken biz hakikatin peşindeyiz.
Ekrem İmamoğlu sürecini yaklaşık 2 ay önce tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer olayı ortaya çıktığında " Ekrem İmamoğlu ciddi bir rakip, düğmeye basıldı. Özer 'den sonra bu işler devam edecek, Ekrem İmamoğlu'na da kumpas yapılacak, aday olamaması için her şey yapılacak" diye haber yapan sayılı gazetecilerden biriyim.
Ulusal bazda bunu ilk dillendiren gazeteci İsmail Saymaz'dı ona da kulp taktılar. Gezi olaylarından ev hapsi verdiler. Dolayısıyla ben siyasi gelişmeleri bir çok taraftan okuyup, kendi zihnimde rafine eder, onları yazar çizerim. Bu bilgi edinme emeğime bari saygınız olsun. Siz kimsiniz de benim gazeteciliğimi sorgulayabilirsiniz...
Demirci'de yaptığım haberlerle yargıya taşınan konuları İçişleri Bakanı bizzat idari makamlara ve adliyelere taşıdı. Ama bu başkan hâlâ ortada geziyor. Niye? Siyaset devreye girdi..Çünkü birileri işi kapatmak için ne taklalar attı bilseniz. İşin hakikati şu İçişleri bakanı Süleyman Soylu iki defa soruşturun ve yargılayın dedi, seçimler öncesinde kabineye atanan Ali Yerlikaya ise hepsini soruşturma iznini vermeyerek temizleyiverdi.. Bugünkü bakan Yerlikaya, belediyecilikten anlıyor tecrübesi var. İmamoğlu'nun ilk seçiminin YSK marifetiyle iptalinden sonra kendisi İstanbul Valisi iken Büyükşehir Belediye Başkan Vekiliydi... Hatırlarsanız o başkanlık makamının duvarında duran ve Cumhuriyetimizin Kurucusu Gerçek Başkomutan ve ilk Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal Atatürk'ün bir vatandaşı dinlerken çekilmiş fotoğrafını asıldığı yerden kaldırarak, ilk başkan vekili icraatı olarak yapandı. Belediyeleri seçimlerden önce tertemiz temizlemişti. O zaman bugünkü İmamoğlu, büyük riski kadar olmasa da, ya Kılıçdaroğlu kazanıverirse ihtimali vardı da ondan...
Kendimi savcılara ihbar ediyorum. Öyle İmamoğlu davasındaki gibi "gizli tanık" falan değil... Demirci'de 10 yıl görev yapan önceki başkan hakkında "aleni tanık" olmak istiyorum.
Suçlar arasında görevi kötüye kullanmak, devleti zarara uğratmak, orman arazisini işgal, hazine arazisine balık pazarı yapmak, buralardan gayri resmi yollarla kira bedeli almak, şahsa ait parseldeki arsaya ticaret merkezi yapmak, ileride telafisi mümkün olmayan kamuya zarar veren işler yapmak iddialarım ve belgelerim var. Bunlar yetkililerin dikkatine sunulmalı.
Ama televizyonlardaki dünün fetööverleri bugün iktidarı övmek için, süreçte doğru bilgiden eksik cahil halk ve karşılıksız biat hastaları üzerinde algı oluşturmak için iftiralarını kusar gibi ekranlardan söylüyorlar...
Algı sürüyor. Sosyal medyada bu algılara katkıda bulunuyor. Bildiğim şey, geciken adalet, adalet değildir. Çünkü "güneş balçıkla sıvanmaz"
Ve unutmayın… Hakikatlerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. O gün geldiğinde, bugün algılarla hareket edenler, sosyal medyada bana saldıranlar, yolda karşılaştıklarında yüzüme bile bakamayacaklar. Bundan adım gibi eminim.
Mevsime uyup güç budalası olanlar için de sözüm söz, onlara da mutlaka dik duruş korsesi alacağım... Çünkü bunlarda Demirci'de çok bilinen bir söz gibi "Simavlıların samanlık kapısı " iki yöne de açılıp kapanabiliyorlar.. Yeni nesil bu kapıyı şöyle anlayabilir.. Western filmlerinde Teksas'ta kovboyların girip çıktığı SALOON yazan yerlerin kapısı gibi yani....
Herkese iyi bayramlar… Şekerim yüksek değil, merak etmeyin!
Çünkü umutluyum... Her şey çok güzel olacak...
30 Mart 2025
Mustafa Temiz
