Cebinizde Uçak Yoksa O Koltukta Ne İşiniz Var?

Türkiye’nin dört bir yanı cayır cayır yanıyor…
Ama sadece ormanlar değil, vicdanlar da kül oluyor!

Sene 2025 olmuş, hâlâ aynı cümleleri kuruyoruz:
"Yangın var, uçak yok!"
"Deprem var, yardım yok!"
"Felaket var, devlet yok!"

Bütçe delik deşik, para yok…
Peki, bu vergiler nereye gidiyor?
Bu millet yediğine içtiğine vergi veriyor.
Ve artık bilmek istiyor: “Ne yaptınız paraları?”

11 vilayette deprem oldu… Üç gün boyunca enkaz altındaki vatandaşa ulaşamayan bir sistem, askerin sevk edilmeyişine hâlâ bir açıklama getiremedi.
Ormanlar yanıyor günlerce, müdahale edemeyen bir yapı ve bu çaresizliğe rağmen koltuğunda zerre rahatsızlık duymayan bir iktidar var bu ülkede!

Ormanlarımız birer birer kül olurken, Tarım ve Orman Bakanı çıkıp, “Cebimizde uçak yok, arazöz yok” diyor.
Pardon da Sayın Bakan, sizin cebinizde aranan uçak değil, akıl, vizyon ve birazcık sorumluluk!

Siz bu ülkeyi 23 yıldır yönetiyorsunuz. Orman yangınlarına müdahale edecek bir hava filosu hâlâ kurulamamışsa, bu artık sadece ihmalkârlık değil; bu, mazereti kabahatinden büyük bir ayıptır!

Vergilerimizle saraylara para bulunuyor, ama ormana su atacak uçak alınamıyor.
Millet tırmıkla, sulama tankeriyle, hortumla yangına koşarken siz hâlâ “Devlet millet el ele” naraları atıyorsunuz.

Oysa devlet dediğin el uzatır, yük bindirmez Sayın Bakan!

Hatırlayın, Muğla yanarken ortada uçak yoktu…
Bugün Uşak, Manisa, İzmir, Bursa yanıyor; yine ortada yoksunuz!

Bir ülke aynı yangını kaç defa yaşar da ders almaz?
Bir ülke her felakette vatandaşıyla birlikte çöker mi?

İnanın, ormanı yakan alev değil bu vurdumduymazlık!
“Vurdumduymazlık” artık patentli hale geldi ve o patent, tüm zamanların yönetimlerine rağmen sizin üzerinizde!

Bu nasıl bir pişkinliktir?
İnsan hayatını söndüren kader değil, sizin liyakatsizliğinizdir!

Ve yangın sadece ormanda değil…
Mutfakta da yangın var!
Çarşıda, pazarda ateş var.
Markete adım atan vatandaş, etiketlere dokunmadan geri dönüyor.

Asgari ücret 22 bin lira, emekli maaşı 16 bin lira…
Açlık sınırı 26 bin, yoksulluk sınırı 86 bin lira!
Ama Sayın Mehmet Şimşek çıkıp “Kredi notumuz arttı” diyor.

Sayın Bakan, ekonomi tablo değil, insan hayatıdır!
Gerçek olan rakamlar değil, tenceresi boş annelerdir!

Sizin “pozitif döngü” dediğiniz şey, vatandaş için borç batağıdır.
İcra dairelerine yeni dosyalar yağıyor, milyonlar açlıkla sınanıyor.
Ve siz hâlâ “sabır” diyorsunuz…

Askerlerimiz ise bir başka yangında, kelimenin tam anlamıyla, güneşin altında kavruluyor.
İskenderun’da sıcak altında eğitim gören 7 askerimizden ikisi hayatını kaybetti, beşi hastanede yaşam savaşı veriyor.

Bu bir ihmal değilse, bu bir cinayet değilse nedir?

Susuz bırakılan evlatlarımıza “neden su içmediler?” sorusunu soran bir sistemden nasıl adalet çıkacak?

Daha yeni, 12 askerimizi mağarada metan gazı soluyarak kaybettik…
Bir mağaraya girerken gaz ölçen ekipman ya da sensör niye askerin yanında olmaz?

Bu ülkede insanlar eceliyle değil, ihmalle ölüyor.
Ve hiç kimse hesap vermiyor!
Ama biz vatandaşlar bunun farkındayız!

Hâlâ koltuklarında oturanlar, hâlâ kameraların karşısına çıkıp nutuk atanlar, bu ülkenin evlatlarına değil, kendi ikballerine hizmet ediyor.
Tavırlarınızla, ders çıkarmayışınızla, beceriksizliğinizle bu ülkeyi felaket üstüne felakete sürüklüyorsunuz.

“Terörsüz Türkiye” dediniz, metan gazından şehit verdik.
“Güçlü ekonomi” dediniz, halkı açlığa mahkûm ettiniz.
“Devlet hazır” dediniz, ne yangında ne depremde ortada görünmediniz!

Yeter artık!

Bu halk sizin ihmallerinizin bedelini daha fazla canıyla, malıyla, geleceğiyle ödemek zorunda değil!

Koltuğunuza değil, vicdanınıza yaslanın.
Halktan çaldığınız hakkı, bu halka geri verin.
Demokratik kurallar içinde bu değişimi sağlayın!
Sokağa çıkın, sorun: “Ne istiyorsunuz?”
Cevap belli: “Sandığı getirin!”

Zaman geçtikçe, mutsuz insanların sayısı artıyor.
Her gün başka dramlar, başka acılar yaşanıyor.
Bu halkın artık morali kalmadı!

Hep birlikte travma yaşayan bir millete dönüştük.

Ve en önemlisi…

Artık birileri bu vebalin hesabını versin!

Adalet istiyoruz!
Bağımsız yargı istiyoruz!
Vicdanların da kabul ettiği bir hesaplaşma istiyoruz!

Çünkü bu ateş sadece ormanı değil, bu milletin adaletsizlik ateşi de yüreğini yakıyor!

İnsanlar sorumlu arıyor…
Adalet ve bağımsız yargıya inanmışlar, vicdanla verilmiş kararlar görmek istiyorlar.
Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmasın!

Ülkede olan bitenden beyinler yanıyor, mecliste geçen kanunlardan zihinler yanıyor, sokakta, ormanda hayvanlar yanıyor, zeytinler feryat ediyor, ormanlar yanıyor, vicdanlar kanıyor, mutfak yanıyor…
Pazar yanıyor, marketler buz gibi dolaplara rağmen yanıyor… Bu ülkede insanlar yanıyor..

Sesimizi duyan var mı?
İmdaaaaaatttt!
Yangın vaaaarrr!

28 Temmuz 2025

Mustafa Temiz

YORUM EKLE