
Ülkede 19 Mart günü İmamoğlu'nun gözaltına alınmasından itibaren olanları hepimiz gördük değil mi?
Cumhurbaşkanı Erdoğan göremiyor mu?
Onun dışında sayıları çok kalabalık olmayan bir ekip mi bu süreci yürütüyor...
İnsan bunu düşünmeden edemiyor. Çeyrek yüzyıl oldu artık tanıyoruz öyle değil mi?
Erdoğan bu kadar hatayı arka arkaya yapacak biri değildi.
İstanbul seçimlerini YSK marifetiyle iptal edince ne oldu?
Peki, son yerel seçimde ne oldu? Aslında seçim iptalinden sonra yapılan iki seçimden sonra ortaya çıkan sonuçlar ve farkların sebebi işte bu ilk seçimin iptal edilmesiydi.
Bu halk yaratılan mazeretin mantığını ve insafını her zaman gönül terazisinde çekiyor, göremediniz ki...
Milletin umurunda olmayan şeyler üzerinden yürüdüler. Diploma, yolsuzluk, DEM ile yapılan kimilerinin dediği gibi "Kent uzlaşısı" veya "İstanbul ittifakı" hiç kimsenin umurunda bile değildi ki..
AK Parti'nin içinden kimler konuşuyor. Kurucular arasındaki adam bile Erdoğan'a hitaben eleştirilerini sıralamadı mı?
"Sen kendine darbe yaptın" diyen Erdoğan'ın dava arkadaşıydı unuttuk mu?
İmamoğlu ile yol yürünecek olsa, eminim yine AK Parti'nin içinden de binlerce insan yürüyecek hale geldi.
Vicdanlar nasırlaşmayınca, akıl tutulması yaşanmayınca ne yaparsanız yapın insaf devreye giriyor.
İmamoğlu'nun diploması iptal, kendisi de artık Silivri'de.
Bu aksiyonu yüksek 4 gün sonunda gelinen noktada AK Parti'nin yararına bir şey var mı? Bence yok...
Peki, ülke yararına bir şey var mı? Kesinlikle yok.
Cem Yılmaz'ın bir filmindeki replik vardır ya hani "Bakış açısını değiştir" diye...
Onu yapınca bakın aklıma neler geliyor...
"Erdoğan" diyorum kendimce.. Elinde güç var. Bir imzayla hele 15 Temmuz'dan sonra ikiye katlanan gücünle ve seçimlere daha çok zaman olduğu halde Ekrem İmamoğlu'nun üstüne bu devletin kurumsal güçlerinle gitmek akıl karı değildi.
Herşeye rağmen bu kadar öngörüsüz ve akılsız iş yapmaz diyorum kendime, ihtimal olarak benim göremediğim ne var, bunları niye yapsın, çok risk oluşan yeni alanları neyi açtı ki, acaba diyorum kendi kendime...
İlk aklıma gelen Cumhur ittifakının en sesli ortağı MHP'nin Allah ömür versin de Bahçeli sonrası hali mi? Diye düşünmeden edemiyor insan...
Bu hamle...Yoksa diyorum Bahçeli'den sonra mecliste MHP kontrol dışına çıkar mı endişesi miydi?
Mecliste MHP desteksiz çoğunluk gidince işler sarpa saracak diye muhalefetin güçleneceği kaygısı mı bu geçtiğimiz son süreci yaşattı bize... Diyorum için için...
Ancak topu topu 40 kişilik MHP grubunu kontrol etmek çok zor olmasa gerek, zira "İmamoğlu 19 Mart vakası"ndan sonra ortaya çıkan bu kitleyi kontrol etmek daha zor değil mi?
Birde diyorum ya bu kadar ters işi arka arkaya yapan kafa AK Parti'nin içinde olamaz.. Ülke gerçekleri bu yapılan bumerang gibi hamleye uygun değil.
Zamanlamaya, planlamaya bakınca bu hamle ithal mi acep ihtimali, zayıfta olsa gece boyunca düşündürdü durdu beni.
Valilikler X'ten yayınlıyor. Yasaklama kararı. Toplantı yürüyüş, gösteri yasağını takan yok. Bu yasaklara rağmen yüzbinlerce insan tomalardan sıkılan suya ve gaza rağmen geliyor. Drone çekimleri sosyal medyada dönerken,Saraçhane'de telefon ışıkları yüzbinlerce iken, insanlar görünce büyüleniyorken,mikrofonlara medyaya çıkıp üç beş kendini bilmez işte diye itibarsızlaştırmak vatandaşta inandırıcı bir açıklama olmuyor.
İçişleri bakanı gözaltına alınanların sayısını yayınlamaya yetişemiyor, polislerin durumu zaten meydanda... Ellerinde kalkan, kışın ayazında ayaktalar çocuklar...
Gazla, suyla ve kalkanla bu kalabalıkları dağıtamadınız işte, tüm TV'ler yayınladı. RTÜK TV'lere aba altından sopa gösterdi ama millet göreceğini görmüştü.. Etkisi olmasa da RTÜK'de sınıfta kaldı.
Kalabalıkları dağıtmak için Sisi'nin yaptığını mı yapacaktınız, bunu da yapamazdınız dünyayı karşımıza alırdık maazallah.
Yaşananlar yaşandı da. Bitmedi ki,ya bitmezse. Toplanmalar yasaklara rağmen sürüyor. İmamoğlu cezaevine girerken, halk kahramanı olmadı mı?
Tüm partiler hem konuştular destek verdiler, hem de üyeler dışındakiler için kurulan dayanışma sandığında oy verdiler haberiniz var mı? Oy verme süresi saat 17:00'dı kuyruklar bitmeyince CHP 19:00'a uzattı..
CHP'ye hiç oy vermediğini söyleyen vatandaş sandık sırasında TV kameralarına konuşuyor. " Yok bu adaletsiz işlerin sağı solu, adalet için İmamoğlu" diyor. Duydunuz mu?
Ekonomiyi sarstı bu olan bitenler! Merkez Bankası yükselişi azaltmak için 3 günde 26 milyar dolarlık bir satış gerçekleştirdi. Merkez Bankası'nın bu satışı brüt döviz rezervlerinin son 1 yıldaki artışının yüzde 79'u oluyor.
Bu ne demek biliyor musunuz? Ekonomi yönetiminin başındaki Bakan Şimşek'in hesaba katmadığı iş oldu aslında.. 1 yıllık biriktirdikleri 3 günde erimiş demek bana göre...
Ortada kayıplar ve algılar kaldı.
Memlekette olan biten patırtı gürültüden sonra hiç kimse ama hiç kimse İmamoğlu'nun Üniversite diplomasının sahteliğini veya yolsuzluklarını şaibelerini, terör örgütü bağlantısını konuşmuyor. Çünkü inanmıyor..
Cereyan eden gelişmelerin sıralaması ve çıplak gözle ve vasatın bir tık üstü akılla görülebilen mantıksız, hukuksuz zafiyetler halkın bu işleri konuşmasına mani oldu.
20 yaşındaki gençler dünyaya geldiği günden beri iktidarda gördüğü tek siyasetçiye rağmen, akşam yürüyüşte ve miting yerinde "diplomasız Erdoğan" diye slogan atıyor. Peki, niye?
Yani kısaca İmamoğlu'nu 4 gün sonunda cezaevine götüren zaman dilimleri içindeki Vatan Emniyet'te ve Çağlayan adliyesinde kağıda dökülen sebepler halkın gündeminde değil.. Bana sorarsanız umurunda da değil.
Vatandaş " İmamoğlu, aday olmasaydı başına bu işler gelmeyecekti. Cumhurreis çekemedi" diyorlar.
Hatta 50 yaş üstü de şunu diyor. " Erdoğan, İmamoğlu'ndan korktu, selahiyetini kullanıyor, eziyet ediyor adama" diyor...
Bu halkın arasında hergün bölünerek çoğalan söylentiler, üstüne katıla katıla halk kahramanı hikayesi oluverdi ve vatandaşları "Gitmeyecek Erdoğan, Ak Parti gitmeyecek" sendromuna sürüklüyor.
Bu sendromu tetikleyen muhalefet de "korku duvarı yıkıldı" diyerek halkın sokağa çıkmasını ve her gece meydanlarda kalabalıkların sayısını artırmayı beceriyor mu? Bence becerdi ve devam da edecek.
Çünkü gelen yasaklar sadece sosyal medyada okununca görünüyor.
Artık değişim ifadesi CHP'den sonra Türkiye içinde söylenmeye başladı ve korona gibi insandan insana bulaşır oldu.
Velhasıl!!! İnsanlar seçmek ve seçim yapmak istiyor.... Bir bakıma bu özgürlüğünü kullanmak istiyor. Anlamıyor musunuz?
Bahçeli'nin görünmeden verdiği mesajlar son süreçte hep gündem oluyor. Üstüne gelen Nevruz bayramı ve Kürtlerin İmralı ziyareti ve bebek katilinden gelen mesajın açıklaması.
Üstüne İmamoğlu...Hükümet öyle bir zamansız zamanda yakalandı mı desem, Erdoğan yanlış zamanda heybedeki büyük turbu açıkladı mı desem bilemiyorum ama...Şu 4 günün içinde çelişkileri yaşadı bu millet..
Nevruz bayramında PKK bayraklarına Apo posterlerini görmezden gelip susan polis, bir çok ilde ve hele hele üniversite öğrencisi göstericilere, İmamoğlu için destek çağrısına gelen vatandaşa gaz sıktı, gözlerini yaktı, su sıktı kış kıyamette ıslattı.
Bu ülkenin polisi herşeyin farkında.. Onlarında çoluğu çocuğu var. Biber gazı sıkarken kendi oğlu, kızı aklına gelmiyor mu sanıyorsunuz.
Onlar polis merhametini belli etmese de bu yoğunluk sürerse bu kez vicdanları devreye girecek.. Çatışarak, tartaklanarak onlar da yaralanıyor unutmayın.. Yazık değil mi bu polislerimize de...
Devlet aklı var deniliyor, doğrusu ben mi göremiyorum diye kendimi suçlar oldum..
Devlet aklı, Devlet Bahçeli mi yoksa diye de düşünmeden edemiyorum. E, öyle olsaydı Musavvat başkan Saraçhane'ye ve Çağlayan'a gider miydi? Diye de aklımda deli sorular...
MHP'li ülkücüler sessizliğini korurken, İYİ Partili ülkücüler Saraçhane'de "Kurtuluş yok, tek başına, ya hep beraber, ya hiç birimiz" marş ritmli şarkıda coşkuya ortak oluyor.
Bahçeli'nin yazılı yaptığı açıklamasındaki 4 mayıs tarihini verdiği PKK fesih teklifi de Kürt halkının tarihsel bir olayıyla örtüşmesi ve bir gün önce yani 3 Mayıs'ın Türkçülük günü olması da zamansız bir çıkıştı ve yine bu karışık günlere denk geldi. Bu da bence talihsiz bir açıklamaydı. Dervişoğlu "git o kongrede divan başkanı da ol deyince Bahçeli'ye, ben bile yerimden hopladım da, ondan bunu ifade ediyorum..
Bahçeli hasta yatağından açıklama yapıyor. Özgür Özel'de "hasta iken hakkında konuşmayacağım" dese de Bahçeli doğrusu hiç boş durmuyor. Bu süreçte ateşe benzin döker gibi "git partinde otur" dedi. Özel gitti iki hafta sonraya Kurultayı toplama kararı aldı. İyi mi?
Şimdi kayyum riskini atlatıp daha da güçlü gözükecek... Kurultay'dan da çıkmış, son süreci bence öngörülü hamleleri ile atlatmış Özel, bu vakitten sonra Bahçeli'nin iyileşmesini bekler mi konuşmak için bilemiyorum..
Bilanço ağır oldu üzülerek yazıyorum. Bu gidişatın bedeli şimdilik millette oluşan toplumsal nefretin yükselen oranı ve ekonomiye zarar bedeli olarakta 30 Milyar Dolar....
Hafta başından itibaren bunun yansımalarını göreceğiz. Olan esnaflara ve işverenlere, üretenlere olacak gibime geliyor. Bu insanlar bu ekonomik yükü nasıl taşıyacak, sebep olan içi boş gerekçeli İmamoğlu sürecini hatırlayınca hangi kızgınlıkla davranacaklar birlikte göreceğiz.
AK Partili yöneticiler, vekiller zor durumda. Halkın içine çıkamıyorlar. " Ben yaptım oldu" davranış tarzından ve dayatmalardan artık Ak Partililer bile millete açıklama yapamadıkları için çok rahatsızlar.
Deyim yerinde ise bugün geldiğimiz şu süreçte Kılıç kınından çıktı bir kere. Ok da atıldı...
Bazı şeylerin bedeli ödense bile dönüşü olmayacak. Telafisi mümkün olmayan şeyler oldu çünkü... Kurt kışı geçirir, yediği ayazı unutmaz misali halkın zihninden bu mesele hemen unutacağı bir şey olmayacak.
Hafta da bir hükümetin açıklamaları, çıkışları ile bile değişen anketlerin uzun süre bu İmamoğlu vakasından sonra yerinden kıpırdayacağını da hiç düşünmüyorum. Bugün anket yapılsa son süreçteki yüzde 30 lar bile aranır olacak gibime geliyor.
Mehmet Şimşek yurt dışından çok hızlı nakit girişi sağlasa bile bence hemen kısa vadede ekonomik koşullar düzelmeyecek.
İktidar bundan önceki yapılan seçimlerdeki çıkışları, artışları ve seçim avanslarını bu kez bu millete yediremeyecek gibi bir havayı seziyorum.
Öğrenci yurtlarını bedava, eğitim burslarını 20 bin lira yapsanızda o çocuklar susmayacak, emeklilere 30 Bin lira verseniz de Kent lokantasında yediği 4 çeşit yemek bedeli 40 lirayı unutmayacak, et balık kurumunda piyasadan, marketten ucuz diye,1 kilo kıyma almak için girdiği sırada beklerken azan diz ağrılarını, romatizma ağrılarını da unutmayacak...
Emekliler duyduklarımda samimilerse, iktidarla veya Erdoğan'la inanın hiç barışmayacaklar... Bunları neden net yazıyorum. Çünkü,cami avlusunda vakit namazı beklerken oruçlu ağızlarıyla bunu söyleyenleri son süreçte çok dinledim. Son 1 yıldır emeklileri keşke bir duysaydınız derim.
Güven yok. Çünkü insanlar yokluktan, yoksulluktan, bir de İmamoğlu'nun yaşadıklarından dolayı kızgın. Kısaca tüm toplum ürktü ve korktu....Ama çoğunluğu çok kızgın... Pazar günü değneğiyle, proteziyle bile yollara düşenler o kadar çoktu ki oy vermeye giderken.. Keşke görebilseydiniz...
Bizim devletimizin en büyük özelliği olmadığı olduramadığı işlerde başını becerir. Ve yeniden dirilir ya hani. Tarihte böyle benzeyen onlarca dönemi sayabilirim...
Bu süreç sıkıntılı.. Yabancı sermaye borsadan gidiyor haberleri arasında aklıma gelen şey şu. Şayet bu ters giden işlerde dış müdahaleler varsa farkına varılırsa ki varmaları lazım. Bu durumda geleneksel devlet tavrı engel olamadığı zaman başkalarına fırsat vermeden kendi kendisini zehirleyerek, yine kendisinden yeni bir düzen yaratabilme ve kısa sürede ayağa kalkma kabiliyetine sahiptir.
Bence birileri yine bu karışık zamanda zehri yine hazırlamaya başladılar....
Bence tek çözüm Erdoğan'ın sadece bir Twit atması...
" Cumhurbaşkanlığı adaylığı için Anayasa bellidir, Anayasa hepimizi bağlar, beni de bağlar, seçimler zamanında ve Anayasal kurallara göre yapılacak.
Ben 2 dönemimi tamamlayacağım ve son günüme kadar aziz milletime hizmete devam edeceğim... "
Erdoğan şu an böyle bir açıklama yaparsa sıkıntı bitecektir.
İcraatlarından memnun ise bu halk Erdoğan aday olamayacağı için yine AK Parti veya Cumhur ittifakının bulacağı adaya oyunu verir. Ki Bahçeli adayı eminim zaten hemen bulur. Kılıçtaroğlu'na bile Ekmelettin beyi beğendirmiş adayda yapmıştı. Tecrübesi kafidir bu konularda...
Sıkıntı kontrol edilemez noktaya geldiğinde eğer Erdoğan böyle bir açıklama yapıp Devlete ve Millete olan borcunu ödemezse, ki bana göre yapmalıdır, işte o zaman o zehir bu devlete ve dolayısıyla millete enjekte edilir.
Ondan sonra ne mi olur bilemiyorum ama sanırım ölen ölür kalan sağlarla yeniden yola devam edilir...
Halk bu ülkede geçim sıkıntısı çekmesin, birde adliyenin önünden geçerken bile adaleti solusun mutludur.
Benim insanlarım artık böyle bir yaşam tarzına hasret kaldı, adaleti sokakta yeni bir kahramanı da yine cezaevinden çıkıp gelecek diye bekliyor.
Tayyip bey de oradan gelip yol yürümüş 22 yılda zirveye çıkmıştı... Çünkü bunu da yine bu millet kendisi "milli irade" ile yapmıştı..Millet kendi yaptığını unutur mu hiç? Cevap veriyorum. "Unutmaz..."
Anayasa değişikliğini yapıp Erdoğan'ı siyaset yapmaktan geri koyan maddeyi düzenleyen irade mecliste Baykal'lı CHP idi..
Düzenlendi, Siirt'ten çıktı bugüne geldi... E, şimdi bir anayasa değişikliği daha yapalım, bir dönem daha Erdoğan'ı aday mı yapalım yani...
16 milyonluk İstanbul'un iradesi ne olacak?
Siyaset sahnesinde sandıkta yenilmeyen, Cumhurbaşkanı olmasına rağmen İstanbul'da günde 7-8 miting yapan, İstanbul'da kabine üyelerini sokak sokak dolaştıran, devletin tüm imkanlarını seçimlerde seferber kılan Erdoğan'ı 4 defa yenen Ekrem de 31 yıl sonra iptal edildiği için diplomasız, şirketine el konulduğu için işsiz kalsın, mahkeme dosyasındaki ayakları yere basmayan isnat edilen suçlarla ve sebeplerle cezaevini beklesin öyle mi?
Buna Allah da kullarda razı olmaz...
Benden söylemesi...
Gereğini yapınız Sayın Cumhurbaşkanı...
23 Mart 2025
Mustafa Temiz
