DEĞİŞEN SUÇ VE SUÇLULAR

DEĞİŞEN SUÇ VE SUÇLULAR

Suç, insanlık tarihi kadar eski. Ancak bugün Türkiye’de suçun failleri değişiyor, yaşı küçülüyor ve suç, kimi çevrelerde neredeyse bir övünç nesnesine dönüşüyor. Bu tablo yalnızca adli bir sorun değil; derin bir toplumsal çöküşe işaret ediyor.

Hz. Âdem’in oğulları Habil ile Kabil’den bu yana suç, insanlık tarihinin karanlık ama değişmeyen bir parçası olagelmiştir. Zaman içinde suç çeşitlenmiş, yöntemler değişmiş, failler farklılaşmıştır. Ancak suçun beslendiği zemin çoğu zaman aynı kalmıştır: Güç tutkusu, çıkar ilişkileri ve cezasızlık duygusu.

Siyaset ile suç örgütleri arasındaki ilişki de bu tarihsel sürekliliğin bir parçasıdır. Bugün Türkiye’de bu ilişkinin örtük olmaktan çıkıp görünür, hatta aleni hâle gelmesi ve kimi zaman bir övünç vesilesi olarak sunulması, tehlikenin boyutunu daha da artırmaktadır.

Son dönemde Türkiye’yi asıl sarsan gelişme, reşit olmayan çocukların organize suçlarda aktif rol almasıdır. Özellikle büyük şehirlerde 15–16 yaşındaki çocukların cinayeti gözünü kırpmadan işleyebildiği bir dönem yaşanmaktadır. Gettolarda büyüyen, eğitim ve gelecek umudundan yoksun bırakılan bu çocuklar, suç örgütleri tarafından bilinçli şekilde kullanılmaktadır.

Mutlaka hepinizin dikkatini çekmiştir: Bu yeni suçlu tipinin görünüşünde büyük oranda ortak bir özellik vardır; “tas kafa tıraşı”.

Küçük yaştaki bireyleri suç işlemeye özendirdiği savıyla, bir Güney Amerika ülkesi olan El Salvador’da tas kafa tıraşının yasaklandığına dair bilgileri duyanlarınız da olmuştur.

Türk Ceza Kanunu’ndaki yaş indirimi uygulamaları, çocukları korumayı amaçlarken bugün suç örgütleri tarafından istismar edilmektedir. Bu durum cezasızlık algısını derinleştirmekte, Güney Amerika tipi organize suç yapılanmalarının önünü açmaktadır.

Çözüm yalnızca güvenlik politikalarıyla sınırlı olamaz. Eğitim, sosyal destek, aile yapısının güçlendirilmesi ve çocuk suçluluğuna özgü yeni bir hukuki model zorunludur. Mafya–siyaset ilişkileriyle kararlılıkla hesaplaşılmadan bu döngü kırılmaz.

Suçun yaşı küçüldükçe devletin sorumluluğu büyür.
Tetiği çeken çocuk değil, onu o noktaya getiren düzen sorgulanmadıkça; bugün susturulan silahlar yarın daha gür patlayacaktır.

Türkiye’nin kaybedecek bir tek çocuğu yoktur. 

11 Ocak 2026 

Ahmet Orhan 

YORUM EKLE