Demirci'de Bilader'in ekmek arası köftesi ve “Anılar”

Demirci'de Saat Kulesinin etrafından aracıyla döndü. Atıf Akın Caddesine çıkacak, yol kenarında yaya olarak giden arkadaşının yanında durdu. Aracın şoför kapısı camını açarken aracın yanında onu görünce durana sordu " Nerden geliyorsun?" Arkadaşı "geziyorum öyle" dedi. Bu defa o sordu " Sen nereye gidiyorsun" Araçtaki şen şakrak cevap verdi."Biladerin oraya köfte yemeye gidiyoruz"
Kahkahalar birbirini izledi herkes yoluna gitti.


Gençler bilmez ama Cumhuriyet Meydanında şimdilerde sanırım telefoncu olan dükkan. "Bilader amca" bizim gençliğimizin meşhur köftecisi.. Bayramda, seyranda, gece yarısında mevsimine göre o yediğimiz tadını hala hatırladığımız yemekler.. Kuru fasulyenin yanında dörde bölünmüş soğan, saçın üstünde yağlanıp ısıtılan ve hafif çıtır  vaziyette kızartılan, kırmızı toz bibere bulanmış ekmeğin arasına bolca attığı soğanlı maydanozun arasından fışkıran lezzet patlaması o köfte... Bu vesileyle Bilader amcamı da rahmetle anıyorum.


                                          -------------------
 

İlköğretmen Okulu mezunları hafta sonu ilçeye geldiler, ilçe şenlendi.
Törenler yapıldı. Yıllardır uzayan hasretlikler giderildi. Umarım eğitim şehri Demirci  sloganımız hiç unutulmaz, mezunlarımızın bu Demirci sadakati de hep sürer ve bu "dağların arasındaki garip şehir" hiç unutturulmaz.
                                        ------------------------
Aynı meydanda bu kez karşı kaldırımdayım. Eşref hocam, Ali Müdürüm, Tahir'in dükkanının önünde çay içiyoruz. Malum konu belli. Pazar günü oynanacak Galatasaray- Fenerbahçe derbi maçı. Bu kadro bir araya geldik mi, mutlak konu Fenerbahçe.. Çayın demli yanı damağımızdan midemize doğru seyri sefer halindeyken, muhabbetin sıcaklığı hepimizin suratını beş karış gülümsetirken, sırtım dönük vaziyetteyim ama bir ses arkamdan şarkı söylüyor. " Anılar, anılar, şimdi gözümde canlandılar. Anılar, anılar beni bu akşam ağlattılar.
Döndüğümde kafile halinde kadınlar vardı. Tebessümle şarkı söylemeye devam etti hanımefendi. Şarkı bitti. İşaret parmağını bana uzatarak, " Siz müzisyendiniz değil mi?" diye sordu. Başımla onayladım... "Sizi görünce bu şarkı aklıma geldi. Ne güzel söylerdiniz bu şarkıyı, hala kulaklarımda bakın unutmadım" Teşekkür ettim. Ama tüylerim diken diken olmuştu, heyecanımı ve kolumdaki tüyleri uzattığımda herkes gördü. Eşref hocam böyle özel anları kaçırmayı sevmez, "abi şu olayı kameraya çekelim" diye ısrar etti. Ancak muhatabım bir hanımefendi olunca ısrar etmedim. Duygu yoğunluğumdan kurtulamadım. 
Nabzımı artıran, gözbebeklerimibüyülten, hafif serpintili yağmur gibi gözlerimi dolduran bu yaşanılan şey unutulur mu?Demirci çok genç yaşımdayken beni bu şarkıyla tanımıştı. Hatırası derindir bende Coşkun Sabah'ın bu bestesi "Anılar"'ın. Bir Kız Meslek Lisesi Defilesinin hemen öncesi, dönemin Müzik Magazin Dergisi tek neşriyat.Cumartesi günü saat 09.30 da Gazeteci Rafet amcanın bayisinin önünde sıraya geçtiğim günler. Dergiyi aldım. Coşkun Sabah Anılar albümü reklamı var arka kapakta. Ud çalıyorum, Coşkun Sabah benim idolüm. Merak ettim şarkıyı. Dönemin imkanları kısıtlı ama benim doğamda olan şartları zorlayarak hedefe ulaşma içgüdüsü gene işe yaramıştı. Kaseti çıkmamıştı. Ancak kasetin çıkacağı günden önce müzik depolarına gönderiliyordu. Bunu iyi biliyordum. İzmir'deki bu depodan  o zamanlar Demirci Yağcılar Sokak'taki Stüdyo Yakamoz adını verdiğim kasetçi dükkanım için mal alıyordum. Ankesörden jetonlu telefonla aradım. Samimi olduğum depocu "Ambardan bu akşam çıkar" dedi. Kaset ertesi gün Demirci'ye gelen otobüsle elime ulaştı. Heyecanla kaseti defalarca dinledim. Hiç unutmuyorum. Günlerdir provalarını öğrencilerimle yaptığımız Türk Sanat Müziği konseri ertesi gün akşama. Dedim ya Kız Meslek Lisesi Defilesi var ve defilenin müzik organizesi benim sorumluluğumda. Genel prova. Akşama sahne var. Herkes harıl harıl son rötüşları yapıyor. Önceden çalıştığımız repertuvarın son provasını yaptık. Hazırdık. Ama kulağımda hala o Kürdi makamının üstüne çöken "Anılar" şarkısı var. Öğrencilere size hiç duymadığınız bir şarkı çalacağım dedim. Prova sonrası ödüldür böyle şeyler. Eseri bütün gece defalarca dinleyip, ezberlemiştim. Udumla onlara da çaldım. "Hocam bu akşam bunu söyleyelim" ısrar denildi. Eser sıfır km riskli. Hemen Müdüre Vesile hocahanımla bir kritik yaptık. Karar verildi. Finalde ben solo söylerken koro vokal yapacaktı nakaratında. İnanın en fazla 2 defa prova yaptık, kızlar işi kapmışlardı.
Gece salon tıklım tıklım. O dönemin Demirci'si daha sosyaldi. Şimdilerde bunun izi bile kalmadı. 
Ben bize ayrılan bölümde "Anılar" şarkısını söylerken salonda çıt yok. Şarkı bitti alkış tufanı koptu. Protokol, öğretmenler, veliler, davetliler " bi daha", "bi daha" tempolu alkış yaptılar. Gecenin sonuydu ve yüzler gülüyordu, Anılar'ı bir daha söyledim. Salondaki seyirci  ikinci şöyleyişimde aynı öğrenci kızlarım gibi çoktan şarkının nakaratını ezberlemiş ve bize eşlik ediyordu. "Anılar, anılar şimdi gözümde canlandılar. Anılar, anılar beni bu hallere koydular.."
19 Mayıs 2024
Mustafa Temiz

YORUM EKLE