
Tarih sayfalarını biraz araladığınızda, Demirci'nin adının önüne en çok yakışan sıfatın "Eğitim Kenti" olduğunu görürsünüz.
Bunu söyleyenler romantik nostaljinin peşinden koşan insanlar değildir. Onlar, Manisa'da henüz üniversite yokken Demirci'de öğretmen yetiştirildiğini bilen, bu ilçenin eğitimle kurduğu güçlü bağa tanıklık etmiş kuşaklardır.
Öğretmen Okulu olarak başlayan yolculuk, Öğretmen Lisesi'ne, Eğitim Enstitüsü'ne ve ardından üniversite çatısı altında Eğitim Fakültesi'ne dönüşerek yarım asrı aşan bir hafıza oluşturdu.
Bugün Türkiye'nin hangi iline giderseniz gidin, bir sınıfın kapısını açtığınızda karşınıza çıkacak öğretmenlerden birinin yolunun mutlaka Demirci'den geçtiğini görürsünüz.
Çünkü Demirci sadece diploma veren bir kurum olmadı.
Demirci, gençlerin hayata hazırlandığı, ilçe halkının öğrencileri kendi evladından ayırmadığı, aidiyet duygusunun ders kitaplarından değil hayatın içinden öğrenildiği bir eğitim iklimi yarattı.
Ancak insan bazen en çok sevdiği şeyin yavaş yavaş eriyişini izlemek zorunda kalıyor.
Bugün Demirci Eğitim Fakültesi'nin tam da böyle bir döneme sürüklendiğine dair güçlü işaretler var.
Program açıklandı.
Ve doğrusu büyük bir hayal kırıklığı yaşadım.
Çünkü bu fakültenin mezuniyetleri sıradan bir diploma töreni değildi.
Bu ilçenin hafızasında mezuniyet haftası denilen bir kavram vardı.
Pazartesi başlayan etkinlikler, hafta boyunca süren konserler, gösteriler, sosyal faaliyetler ve cuma günü gerçekleştirilen görkemli kortej yürüyüşü...
Demirci o günlerde sadece bir ilçe olmazdı.
Bir eğitim şehrine dönüşürdü.
Esnaf kazanırdı.
Öğrenci mutlu olurdu.
Aileler ilçeyi tanırdı.
Sokaklar hareketlenirdi.
Kısacası herkes bu şölenin bir parçası olurdu.
Özellikle törenlerin cuma günü yapılması, hafta sonuyla birleştiği için Türkiye'nin dört bir yanından gelen ailelerin katılımını artırır, ilçeye ciddi bir ekonomik ve sosyal canlılık kazandırırdı.
Daha 2024 ve 2025 yıllarında Çarşamba günü öncesinde bile bu ruhun önemli ölçüde yaşatıldığını gördük.


Peki şimdi?
2026 programına bakıyoruz.

Hafta boyu süren gelenek yok.
Şenlik kültürü yok.
Kortej heyecanı yok.
Demirci'nin yıllardır oluşturduğu marka değeri yok.
Yerine ne konmuş?
Bir salı günü.
Evet, yanlış okumadınız.
Yarım asırlık gelenek, hafta içi bir güne sıkıştırılmış.
Sanki mezuniyet değil de rutin bir bürokratik işlem tamamlanıyor.
İnsan ister istemez soruyor:
Bu kararı alanlar, mezuniyet töreninin sadece sahnede diploma verilmesinden ibaret olduğunu mu düşünüyor?
Çünkü mesele tören yapmak değil.
Mesele gelenek yaşatmak.
Demirci de Kazansın Diye Düşünmek Çok Mu Zor?
İşin ekonomik tarafı da en az sosyal boyutu kadar önemli.
Yıllardır formasyon programları merkezlere taşınıyor.
Demirci Eğitim Fakültesi adı kullanılıyor ama ekonomik hareketlilik başka şehirlerde oluşuyor. Üstüne birde akademik yıl açılışının ilk yönetim kurulu toplantısında geleneksel olarak bir yönetim kurulu kararı imzalanır. Bu tüm gelir Rektörlüğe devredilir..Oysa mevzuat açıktır. Hele Fakülte dekanının bu gelirden harcayabileceği oranı görseniz ağzınız ucuklar.. Yani yanisi şu, bu gelirden de bir beklentisi yok bu ilçenin.. Mesele biraz insaftan kaynaklanıyor.
Bu durumun ilçeye doğrudan bir katkı sağlamadığı da bilinen bir gerçek.
Elbette bunların idari gerekçeleri olabilir.
Ancak bir noktadan sonra şu soru kaçınılmaz hale geliyor:
Demirci'nin kazanacağı ne kaldı?
Şimdi mezuniyet şenlikleri de ortadan kaldırılırsa, öğrenci ailelerinin ilçeye gelmesini sağlayacak en önemli organizasyonlardan biri daha etkisiz hale getirilmiş olmuyor mu?
Bir üniversite sadece eğitim veren kurum değildir.
Bulunduğu şehrin ekonomisine, sosyal hayatına ve kültürel dinamizmine katkı sağlayan bir merkezdir.
Dünyanın her yerinde üniversiteler bulundukları şehirlerle birlikte büyür.
Demirci'de ise zaman zaman bunun tam tersinin yaşandığı hissine kapılmamak mümkün değil.
Komşu ilçeler günlük hayatın ekonomik gerçeklerini hesaba katarken, Demirci'nin en önemli değerlerinden biri olan fakültenin bu gerçeklerden tamamen bağımsız yönetiliyor görüntüsü vermesi düşündürücüdür.
İlçe Sahip Çıkıyor, Peki Yönetim Ne Yapıyor?
Belki de en can yakıcı soru budur.
Çünkü Demirci bugüne kadar fakültesini hiçbir zaman yalnız bırakmadı.
Hayırsever Basri Koçyiğit kültür merkezi kazandırdı.
Hayırsever Özgen İzmiroğlu kütüphane ve gözlemevi yatırımı yaptı.
Belediye Başkanı Erkan Kara, rektörlük ve YÖK nezdinde yürüttüğü girişimlerle kampüse yeni KYK yurdu kazandırılması için ciddi mücadele verdi.
Kısacası ilçe, fakültesine sahip çıkmak için elinden gelen her şeyi yapıyor.
Peki aynı sahiplenmeyi yönetim cephesinde görebiliyor muyuz?
İşte asıl tartışma burada başlıyor.
Çünkü ilçenin gösterdiği aidiyet ile yönetimin ortaya koyduğu vizyon arasında ciddi bir mesafe olduğu yönünde güçlü eleştiriler bulunuyor.
Üstelik bugün dekanlık görevinde bulunan sayın hocanın, öğrencilik yıllarından profesörlüğe ve dekanlığa kadar bütün akademik yolculuğunu Demirci'de yaşamış olması beklentileri daha da yükseltiyor.
Bu ilçenin yetiştirdiği bir akademisyenin, Demirci'nin ruhunu herkesten daha iyi anlaması beklenmez mi?
Bölümler Kan Kaybederken Sessizlik Neden?
Sorun yalnızca mezuniyet programıyla sınırlı değil.
Fakültenin bazı bölümlerinde öğrenci sayılarının giderek azaldığı konuşuluyor.
Yeni programların açılması için akademik personel ihtiyacı yıllardır dile getiriliyor.
İngilizce programı için hazırlık yapan akademisyenlerin kadro süreçlerinde ilerleme sağlanamadığı kurucunun bunun için ilçeyi terk ettiği iddiaları bulunuyor.
Bazı bölümlerde öğrenci sayılarının kritik seviyelere kadar düştüğü söyleniyor.
Eğer bu iddialar doğruysa, mesele artık bir mezuniyet programından çok daha büyüktür.
Çünkü burada konuşulan şey bir kurumun geleceğidir.
Bir eğitim fakültesi cazibe merkezi olmak istiyorsa, önce kendisini görünür kılmak zorundadır. Üniversite sınavları sonuçları açıklandığında hem özel, hem devlet üniversitelerinin harcadığı reklam bütçelerini hayal bile edemezsiniz.
Tv'ler, gazeteler, Sosyal Medyadaki yayınlar hiç mi aklınızı başınıza getirmez be mübarekler.
Mezuniyet Şenlikleri Yük Değil, Reklamdır
Bugünün dünyasında görünürlük her şeydir.
Bir mezuniyet kortejinde çekilen görüntüler, sosyal medyada milyonlara ulaşabiliyor.
Ulusal basında yer bulabiliyor.
Üniversite tercihi yapacak gençlerin karşısına çıkabiliyor.
Yani mezuniyet şenlikleri sadece eğlence değildir.
Kurumsal tanıtımdır.
Marka değeridir.
Aidiyet üretim merkezidir.
Bir eğitim kurumunun en büyük reklamı, mezunlarının gururla paylaştığı anılardır.
Bu nedenle mezuniyet şenliklerini maliyet kalemi gibi görmek, uzun vadeli düşünememenin en somut göstergelerinden biridir.
Bunu görmek için iletişim uzmanı olmaya gerek yok.
İletişim Duvarları Yıkılmalıdır, Öğrenci ile Neden Konuşulmaz
Öğrencilerin yönetimle iletişim kuramadığı yönündeki şikâyetler, projelere yeterli destek verilmediği iddiaları ve aidiyet duygusunun giderek zayıfladığına dair gözlemler ciddiye alınmalıdır.
Çünkü eğitim kurumları sadece binalardan oluşmaz.
Onları ayakta tutan şey insan ilişkileridir.
Öğrenciyle yönetim arasındaki bağ koparsa, kurumun tabelası yerinde kalsa da ruhu kaybolur.
Demirci Eğitim Fakültesi, herhangi bir lise ya da sıradan bir yüksekokul değildir.
Burası Cumhuriyet'in eğitim idealinin bu topraklardaki en önemli temsilcilerinden biridir.
Bu nedenle yöneticilerin artık şu soruya açık ve samimi cevaplar vermesi gerekiyor:
Demirci Eğitim Fakültesi'nin cazibesini artırmak için ne yapılıyor?
Akademisyenlerin ilçede kalmasını sağlayacak hangi adımlar atılıyor?
Eksik kadrolar neden tamamlanamıyor?
Yeni bölümler için hangi girişimler yürütülüyor?
Öğrenci sayılarındaki düşüşe karşı nasıl bir strateji uygulanıyor?
Ve en önemlisi...
Demirci'nin yıllardır sahip çıktığı bu kuruma karşı neden aynı sıcaklık hissedilmiyor?
Velhasıl, bu yazı ilçesi adına bir endişe ve kaygı çeken, bu işlere yıllarca emek vermiş birinin zihninden türeyen cümlelerdir.
Liyakat var diyebilirsiniz.
Kimsenin akademik unvanına, bilimsel yeterliliğine söz söylemek de doğru olmaz. Bu bana da yakışmaz ancaaaak...
Ancak bazen sorun liyakat eksikliği değildir.
Bazen sorun, o liyakati harekete geçirecek vizyonun eksikliğidir.
Halk arasında sıkça kullanılan bir söz vardır ya hani....
"Liyakat var ama ehliyet yok."
İşte bugün Demirci Eğitim Fakültesi etrafında yapılan tartışmaların özeti biraz da budur.
Çünkü Demirci için bu fakülte bir bina değildir.
Bir kurum değildir.
Bir bütçe kalemi hiç değildir.
Bu fakülte Demirci'nin hayat damarıdır.
Çereşe'den başlayıp Simav yoluna kadar uzanan caddeye bir kez daha baksın sorumlular.
O yolların, o sokakların, o dükkânların ve o insanların hafızasında bu fakültenin ne anlam taşıdığını yeniden hatırlasınlar.
Ve ona göre karar versinler.
Aksi halde bir zamanlar Türkiye'nin dört bir yanına öğretmen gönderen o köklü çınar, geleceğe umut taşıyan bir eğitim kurumu olmaktan çıkıp, yalnızca geçmiş başarılarıyla anılan hüzünlü bir hatıraya dönüşecektir.
Bir gece yarısı artık bu ülkede Resmi Gazete aracılığıyla bir kararname çıkıyor. Aynı üniversite üç gün içinde bir kararname ile kapatılıyor, bir kararname ile yeniden açılıyor da... Yani ayarlar çok bozuk ülkede..
Tedbirli olmak lazım...
Benden söylemesi...
4 Haziran 2026
Mustafa Temiz
