Kadim bir halk olan Beluçlar, tarihsel olarak Pakistan, İran ve Afganistan arasında bölünmüş durumda. En büyük Beluç nüfusu ise Pakistan’ın yaklaşık yüzde 44’ünü oluşturan Belucistan eyaletinde yaşıyor. Ancak bölge, zengin doğal kaynaklarına rağmen uzun süredir yoksulluk, ihmal ve baskıyla anılıyor.
1948 yılında Pakistan’ın Kalat Prensliği’ni ilhak etmesiyle başlayan gerginlikler, aralıklı olarak silahlı isyanlara dönüşmüş, bu ayaklanmalar Pakistan ordusu tarafından bastırılmıştı. Beluçlar, yıllardır daha fazla siyasi özerklik, ekonomik haklar ve kültürel tanınma talep ediyor. Buna karşılık Pakistan devleti, insan hakları ihlalleri, zorla kaybetmeler ve bölgeyi sistematik olarak geri bırakmakla suçlanıyor.
Bölgenin doğal gaz rezervleri, zengin maden yatakları ve Çin’in “Kuşak ve Yol” projesi kapsamında stratejik öneme sahip Gwadar Limanı gibi faktörler, Belucistan’ı hem ekonomik hem de jeopolitik bir mücadele alanına dönüştürmüş durumda.
Bağımsızlık ilanının ardından Beluç siyasi temsilcileri, Hindistan başta olmak üzere uluslararası topluma tanınma çağrısında bulundu. Hindistan’ın olası bir tanıma kararı ise, zaten yüksek tansiyonlu olan Pakistan-Hindistan ilişkilerini daha da gerilimli bir noktaya taşıyabilir. Her iki ülkenin de nükleer silahlara sahip olması, olası bir krizi uluslararası güvenlik açısından son derece tehlikeli kılıyor.
Uzmanlara göre, Belucistan’ın bağımsızlık hamlesi sadece bölgesel değil, küresel etkileri olacak bir sürecin başlangıcı olabilir. Yaşanacak gelişmeler, Güney Asya’daki güç denkleminde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.
Kaynak: Halk TV