Katz’ın talihsiz benzetmesi Erdoğan’ın 28 Temmuz’da “Nasıl Karabağ’a, nasıl Libya’ya destek sağlandıysa bunun benzerini aynen onlara da yaparız. Yapmamak için hiçbir şey yok” sözleri üzerineydi.
Yapmamak için birkaç neden olabilir; İsrail de ne Libya ne Karabağ. İşin içinde ABD’den İran’a, Çin’den Filistinlilerin kendi iradelerine dek pek çok karmaşık etken var. Erdoğan’ın Gazze’ye mi yoksa şu anda tehdit altındaki Lübnan’a mı askeri destek göndermekten söz ettiği de açık değil. Zaten dış dünya da ne demek istediğini anlamaya çalışıyor bir yandan Lübnan kriziyle uğraşırken.
Birincisi; Libya Suriye gibi ortadan ikiye bölünmüştü. Savaşan iki güç vardı. Biri Birleşmiş Milletlerin tanıdığı milli mutabakat hükümetinin ordusu, diğeri Libyayı’ı ele geçirmeye çalışan Hafter’in kuvvetleri… Ve paralı askerler…
Türkiye ağırlığını koydu. Çok doğru yaptı. Başbakan Sarrac’a destek verdi.
Nasıl bir destekti bu…
Silah, zırhlı araç, SİHA, İHA gibi teçhizatın ötesinde askeri uzmanlarla danışmanlık desteği, Libya Ordusu’nu eğitme desteğiydi…
TSK başarıyla yaptı. Hatta SAT ve SAS komandoları Hafter’in çekilirken bıraktığı mayın ve bubi tuzaklarını temizledi.
Demem şu Libya’da askerimiz savaşmadı.
Askerimiz Libya’ya savaşan güç olarak girmedi…
Yoksa askerimiz girdi de savaştı da biz mi bilmiyoruz? Bizden mi sakladılar?
Karabağ’ın geri alınması Azeri Ordusu’nun başarısı… Ankara İHA ve SİHA desteği verdi.
Yoksa askerimiz Karabağ’da Ermeni ordusu ile savaştı da biz mi bilmiyoruz? Bizden mi sakladılar?
Ama şöylede bi durum var… Türkiye’de pek yazılıp çizilmeyen, yazıp çizenlere kötü gözle bakılan, hatta ilan edilen şöyle bir iddia var… Bugüne kadar yalanlanmadı…
İtalyan La Repubblica gazetesi Erdoğan Hafter’i yendi başlığını atarken şöyle yazmıştı; zırhlı araç , İnsansız hava aracı desteği ve Suriye’den getirdikleri binlerce milisle Erdoğan kazandı…
Karabağ’a da aynısını mı yaptık?
İkincisi; Erdoğan’ın konuşmasının nerelere gideceğini, uluslararası toplumda nasıl yankılanacağını, savaş ilanı kabul edilebileceğini hesap eden Dışişleri uyarmış, İletişim Başkanlığı da gazeteleri tek tek arayarak aman büyütmeyin, başlığa çıkarmayın diye talimat kuvvetinde rica etmiş olabilir…
Üçüncüsü; Erdoğan Yunanistan’a seslenerek ‘bir gece ansızın gelebiliriz’ dedi ya…Sonra makarayı geri sararak ben teröristler kastettim falan diye işi toparlamaya çalıştı ya…
İktidar medyası da İsrail salvosunu benzer çıkış olarak görmüştür. Nasıl olsa yine makarayı geri sarar diye düşünmüştür.
Bu sebeple üzerine balıklama atlamadılar…
Aklınıza gelen başka olasılık var mı?
Güncelleme Tarihi: 30 Temmuz 2024, 20:50
Bukadar bencil bukadar cahil bir insanı nasıl bu ülkenin başında hala aklım almıyor sonu satdamdan berbat olacak onun cesedini böyle giderse köpekler yiyecek diye düşünüyorum.