Yeni başlayan çocuklarda bağlanma problemleri ve okul kaygısı oldukça yaygın durum

Yeni başlayan çocuklarda bağlanma problemleri ve okul kaygısı oldukça yaygın durumlar olabilir.

Yeni başlayan çocuklarda bağlanma problemleri ve okul kaygısı oldukça yaygın durum

Her iki konuyu da daha ayrıntılı bir şekilde ele alalım:

Bağlanma Problemi: Bağlanma, bir çocuğun ana-babası veya bakıcısıyla kurduğu duygusal bağdır. Sağlıklı bir bağlanma, çocuğun duygusal güvende hissetmesini sağlar ve çocuğun duygusal gelişimi için son derece önemlidir. Yeni bir okula başlayan çocuklar, bu bağlantının değişebileceği bir döneme girdiklerinden, bağlanma problemleri ortaya çıkabilir. İşte bu problemlerle başa çıkmak için yapabileceğiniz bazı şeyler:

  1. Sabır ve Empati: Çocuğunuzun duygusal tepkilerini anlamaya çalışın ve onları kabul edin. Yeni bir çevreye adapte olmak zor olabilir.

  2. Sık Zaman Ayırma: Çocuğunuzla daha fazla vakit geçirin ve onunla bağ kurmaya çalışın. Oyun zamanları veya hikaye zamanları gibi özel aktiviteler planlayın.

  3. Okul Öncesi Ziyaretler: Okulu önceden ziyaret etmek, çocuğunuzun okula alışmasına yardımcı olabilir. Okulu, öğretmeni ve diğer çocukları tanımalarına fırsat verin.

  4. Rutin ve Güvenlik: Çocuğunuz için sabit bir günlük rutin oluşturun. Bu, çocuğunuzun güvende hissetmesine yardımcı olabilir.

  5. Açık İletişim: Çocuğunuzla duygusal olarak açık iletişim kurun. Onun hissetiklerini ve düşündüklerini anlamaya çalışın.

Okul Kaygısı: Okul kaygısı, yeni bir okula başlayan çocuklarda yaygın bir sorundur. Bu kaygı, yeni bir çevre, yeni arkadaşlar ve öğrenme zorlukları ile ilgili endişelerden kaynaklanabilir. İşte okul kaygısıyla başa çıkmak için yapabileceğiniz bazı şeyler:

  1. Destekleyici Konuşmalar: Çocuğunuzla okula gitmekle ilgili pozitif ve destekleyici konuşmalar yapın. Ona okulun eğlenceli ve öğrenme dolu bir yer olduğunu anlatın.

  2. Soruları Yanıtlama: Çocuğunuzun okula dair sorularını içtenlikle yanıtlayın ve endişelerini dinleyin.

  3. Düzenli Bir Rutin: Çocuğunuz için sabit bir okul rutini oluşturun. Her gün benzer saatlerde kalkmak, yemek yemek, ders çalışmak gibi alışkanlıklar oluşturmak kaygıyı azaltabilir.

  4. Arkadaşlık İlişkilerini Destekleme: Çocuğunuza sosyal beceriler kazandırmasına yardımcı olun. Arkadaş edinme ve ilişki kurma konularında onu destekleyin.

  5. Okul Personeli ile İletişim: Okulun öğretmenleri ve rehberlik birimi gibi okul personeliyle iletişim halinde olun. Eğer çocuğunuzun okul kaygısı devam ederse, profesyonel yardım almayı düşünebilirsiniz.

Unutmayın ki her çocuk farklıdır ve bazı çocuklar okula başlarken daha fazla kaygı yaşayabilirler. Bu durumu takip etmek ve gerektiğinde profesyonel yardım almak önemlidir. Özellikle kaygı veya bağlanma problemleri çocuğunuzun günlük yaşamını etkiliyorsa, uzman bir psikolog veya pedagogdan destek almak önemlidir.

Uzman Klinik Psikolog Ayşe Şahin, okula yeni başlayan çocuklarda bağlanma problemi ve okul kaygısı sorunlarına değindi ve ailelere önerilerde bulundu.

Okula yeni başlayan çocukların ebeveynden veya bakım veren kişiden ayrılmakta zorlanmasının oldukça normal bir durum olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Ayşe Şahin, “Çünkü çocuk daha önce deneyimlemediği bir ortamda bulunacak ve tanışmadığı kişilerle bir arada olacak. Çocuk için ebeveynden ayrılmak zorlayıcı bir durumken, çocuk bir de bu sosyal kaygıları yaşar. Ancak çocuk ebeveynden ayrılma sırasında yoğun ağlama krizleri yaşıyorsa bu duruma mide bulantısı, karın ağrısı, kusma, titreme, terleme gibi daha şiddetli fizyolojik belirtiler de eşlik ediyorsa okul fobisi veya ayrılık anksiyetesi söz konusu olabilir.” şeklinde konuştu.

"Bebeğin annesi ile kurduğu bağ çocuğun gelecek yıllardaki ilişkilerini belirler"
Ayrılma zorluğu yaşayan çocukların güvenli bağlanma sorunlarına sahip olabileceğine dikkat çeken Şahin, “Güvenli bağlanma yaşamın ilk yıllarındaki deneyimlerle ilişkilidir. Bebek dünyaya geldiğinde annesi ile kurduğu bağ çocuğun gelecek yıllardaki ilişkilerini belirler. Bebek acıktığında, ağladığında annenin bu ihtiyacı fark etmesi ve onu sakinleştirmesi, bebeğin fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını karşılaması anne ile bebek arasında bir bağ oluşturur. Bu sayede çocukta, ihtiyaçlarının karşılandığı, dünyada yalnız olmadığı, hem insanların hem de dünyanın güvenilir olduğuyla ilgili inançların temeli atılır. Bu inanç sistemi çocuğun ilerleyen yıllarda kuracağı ilişkileri şekillendirdiği için oldukça önemlidir.” dedi.

"Çocuğun okula gitmesi konusunda kararlı olmak gerekir"
“Güvenli bağlanma sorunu olan çocuk okulu sevmiyor değildir.” diyen Şahin, “Bu kaygının temelinde ebeveynin başına kötü bir şey gelmesi ve böylece duygusal açıdan önemli olan bu kişiden ayrılma endişesi vardır. Yeni sağlıklı ilişki deneyimleri ile güvenli bağlanma sağlanabilmektedir. Ebeveynler çocuktan gizlice ayrılmamalı, bu çocuğun endişelerini daha fazla arttır. Çocuğa kısa açıklamalar yapmak ve okula gitmesi konusunda kararlı bir tutumda olmak gerekir.” açıklamasını yaptı.

"Okula yönelik olumsuz düşünceler çocuğun yanında dile getirilmemeli"
Ebeveynlerin, çocukların okula uyum sağlamalarını nasıl destekleyebileceği konusuna değinen Şahin sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çocuğa okula gitme gerekliliği açıkça anlatılmalı ve kararlı olunmalı. Tüm aile bireyleri bu konuda aynı tarzda davranmalı. Sözel kararlılık ebeveynin davranışına da yansımalı. Tereddütlü bir bakışınız bile endişeleri arttırabilir. Eğer yetişkinlerin okula yönelik olumsuz düşünceleri var ise bunlar çocuğun yanında dile getirilmemeli. Çocuğun genel hayatında özerkliği sağlayan tutumda olmak gerekir, çocuğu aşırı kısıtlamak ve aşırı koruyucu tutumda olmak sorunu arttıracaktır. Çocuğa sorumluluklar verilmeli ve ebeveynden bağımsız olabildiği çocuğa gösterilmeli. Okula gitmesine yönelik olumsuz eleştiri, tehdit, rüşvet gibi yöntemler kesinlikle tercih edilmemeli.”

"Ayrılma kaygısı, çocuğun akademik performansını etkileyebilir"
Ayrılma kaygısının çocuğun akademik performansını etkileyebileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Ayşe Şahin, “Ayrılma kaygısı sebebiyle yapılan devamsızlık, okuldan hastalık gibi bahanelerle erken alınma isteği, gereksiz doktor raporları ile ailenin sorunun sürmesine katkıda bulunması gibi sebepler akademik performansta düşüşe neden olur. Yapılması gereken okul ile iş birliği kurarak çocuğun bir an önce okula dönmesini sağlamaktır.” ifadelerini kullandı.

Çocukların okula devam etmelerini teşvik edebilmek için ailelerin çocukla sağlıklı bir iletişim kurması gerektiğini belirten Şahin, “Bu durumun geçici olduğu ve aile desteği ile üstesinden birlikte gelineceği söylenerek çocuğa umut aşılanmalı. Okul arkadaşları ile yakınlaşması için dışarıda zaman geçirmesine fırsat sağlanmalı. Çocuğu destekleyerek cesaretlendirecek öğretmenleri ile olumlu ilişkiler geliştirmesi sağlanmalı. Sabah rutini oluşturarak çocukla birlikte kahvaltı yapmak, okula hazırlanmak süreci kolaylaştırabilir. Ancak sonuç alınamayan durumlarda uzman desteğine başvurmak gerekir.” diye konuştu.

"Yetişkinlerin de stresle başa çıkmayı öğrenmesi gerekir"
Okula gitmekte direnç gösteren çocukların aile düzeni ile ilgili sorunların da söz konusu olabileceğine vurgu yapan Şahin sözlerini şöyle tamamladı:

“Aile bireylerinin geç saatlerde yatıp uyanması, uyku öncesinde veya çocuk uyandığında stresli bir ev ortamının olması, ebeveynlerin çoğunlukla öfkeli, mutsuz, yorgun yüz ifadeleri ile olması çocuğa yansıyabiliyor. Bu sebeple aile dinamiğinin düzenlenmesi, yetişkinlerin stresle başa çıkma yöntemlerini öğrenmesi gerekir. Bu gibi durumlarda uzman desteği almak gerekir. Terapide yetişkinin kaygılı düşünceleri ele alınmalı ve alternatif çözüm yöntemleri geliştirmesi sağlanmalı.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER