EKONOMİ VE ÖZGÜR ÖZEL’İN SÖYLEDİKLERİ

Hayat pahalılığının emekli, işçi, memur, çiftçi ve tüm dezavantajlı grupların üzerinde olumsuz etkisini arttırdığı bu günlerde muhalefetin önceliğini Ekrem İmamoğlu özelinde hukuk ve adalet sorunları almaktadır.
2018’de başlayan ekonomik kriz, 2023 tarihinde Mehmet Şimşek’in yeniden Ekonomi yönetiminin başına geçmesiyle uygulamaya konulan ekonomik istikrar programıyla çözüm yoluna sokulmaya çalışılmaktadır.
Özellikle uygulanmakta olan programlarla enflasyon makul seviyelere indirilmeye çalışılmaktaysa da geçen bu süreye rağmen bir türlü istenen sonuçlar alınamamaktadır.
Bir türlü dizginlenemeyen enflasyon canavarı halkımıza hayat pahalılığı yaşatmaya devam etmektedir.
Son olarak İstanbul’da yaşanan soruşturma ve tutuklamalar piyasayı olumsuz etkilemiş, güçlükle oluşturulan Merkez Bankası rezervleri 50 Milyar Amerikan Doları seviyesinde kayba uğramıştır.
Ekonomi uzmanları bunu son derece olumsuz bir gelişme olarak değerlendirmektedirler.
Ortaya çıkan bu durum enflasyonun yukarıya doğru yönlenmesinin yanında Merkez Bankası gösterge faizinden kredi faizlerine kadar artışı doğurmuştur.
İşletme sermayelerinin yetersiz olduğu ülkemizde zaten zor olan finansmana ulaşma imkanı %80 seviyelerine gelen kredi faizleriyle nerdeyse tamamen ortadan kalkmıştır.
Bu kadar yüksek faizle kredi kullanarak yapılacak üretim reel sektörde iflasların artması ya da hayat pahalılığı olarak halka yansıyacağı bilinen bir gerçektir.
Bu durumun diğer bir sonucu işletmelerin kapanması ve işsizlikle daha büyük olumsuzluklara yol açmasını ayrıca ifade etmeye bile gerek yoktur.
Daha 3 ay önce enflasyon beklentilerine göre tüm ücretlilere yapılan zamlar anlamını kaybetmiştir.
Piyasada her şeyin bulunabilmesi memnuniyet verici olsa da halkımızın satın alma gücü zayıflamaya devam etmektedir.
Hayatın zorluklarıyla boğuşmakta olan vatandaşlarımız feveran içerisinde sesini yetkililere duyurmaya çalışmaktadır.
Maalesef hükümetin yaptıkları halkımızın sorunlarını bu anlamda çözmekten uzak, pansumandan ibarettir.
RTE’nin Cumhurbaşkanı seçilmesini sağlayabilmek için 2018 seçiminden önce verilen bayram ikramiyesiyle rahatlıkla kurbanlık almak mümkünken yaşanan enflasyon sonucunda böyle bir şeyin yapılabilmesi hayal bile edilemez haldedir.
Pazar yerlerinde 5-10 liraya alınan ürünler bu gün itibariyle 50-100 liraya alınabilecek durumdadır.
Ne yazık ki yakın gelecek de bu tablonun değişmesi geniş halk kitleleri tarafından beklenmemektedir.
Yurdumuzun bir çok bölgesinde mevsim normalleri dışında yaşanan soğuk ve don olaylarının sofralardaki yangını arttıracağı tahmin edilmektedir.
Vatandaşın mutfağında tencere boşalmıştır.
Rahmetli Süleyman Demirel’in “boş tencerenin götürmeyeceği hükümet yoktur” sözü yeniden moda olmuştur.
Tencerenin yanına bir de adalet terazisinin arızalı olduğunu koyarsanız varın gerisini siz düşünün.
Belirmiş olan ve uzunca bir süredir değişmeyen karanlık olmasa da bu gri tabloda beklentilerin olumlu olması nasıl mümkün olabilir.
ÖZGÜR ÖZEL’İN SÖYLEDİKLERİ
Böylesine bir ortamda gün içinde her fırsatta konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in özellikle yaptığı 2 söyleşi yorumlanmaya muhtaç ifadeler içermektedir.
Gazeteci ve eski TV yöneticisi Fatih Altaylı ile yaptığı söyleşide Sayın Özel en azında şimdilik hiç beklemeyen bir açıklama yaparak siyasi çevrelerde şaşkınlığa ve bıyık altı gülmelere, el ovuşturmalara neden olmuştur.
Özgür Özel kendisine yöneltilen “B planınız var mıdır? Varsa nedir?” sorularını veciz bir şekilde bizim A planımız da Z planımız da Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığına dairdir şeklinde cevaplamış olmasına rağmen aynı soruya Altaylı’ya verdiği cevap;
“Mansur Yavaş Cumhurbaşkanı Olur, Ekrem İmamoğlu Başbakan" şeklinde olmuştur.
Doğrusunu isterseniz bu sözler ben dahil bir çok siyasetçinin ön gördüğü gibi Sayın Özel’in Cumhurbaşkanı olmak istediği şeklinde yorumlanmıştır.
Bu sözler Sayın Erdoğan’ın "Bakalım, cumhurbaşkanlığı hevesi yolunda daha kaç CHP'li siyaset girdabında telef olup gidecek?” sözlerini sarf etmesine gerekçe olmuştur.
Özel’in yapılan yorumlara cevap olacak mahiyette Armağan Çağlayan’ın kanalında“Benim baştan beri böyle bir niyetim yok. Ben şunu hep gördüm. Ben Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanıyım. Katı bir CHP'liyim ben. Ben organik CHP'liyim, orijinal CHP'liyim. Saatin vidasından geliyorum ben. Oysa bu sistemde aday, Cumhuriyet Halk Partili olmalı ama siyasi yelpazenin tüm taraflarından oy alabilecek bir aday olmalı.” şeklinde yaptığı açıklamalar söz konusu kendi adaylık beklentisini şimdilik ortadan kaldırmış görünmekle birlikte “dün dündür” temel(!) siyaset üslubu göz önüne alındığında her seçeneğin masada olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir.
Özel’in konuşmasının devamında sarf ettiği sözler son derece anlamlıdır.
“Bu yüzden ben bu oyunun doğru kurgulanması ve bazı hataların tekrarlanmaması için böyle bir hevesten, böyle bir niyetten, ilk baştan ve ilkesel olarak vazgeçtim. Çünkü diyorum ki, nasıl kaybedebiliriz? Hırsa kapılırım. Ya alıyoruz seçimi. Niye ben olmayayım, derim. Orada seçimi kaybederiz. Mahvolurum.”
Bu sözler CHP Genel Başkanının Cumhurbaşkanlığını partisine kazandırarak tarihe geçmek istediğinin güçlü bir ifadesi olarak görülmelidir.
Bir hususta görüşümü ifade etmeden geçemeyeceğim.
Sayın Özel organik CHP’li olsa da toplumun tüm kesimleriyle sağlıklı ilişkiler kurabilecek kadar demokrat olduğuna ben yürekten inanmaktayım.
Siyaset anlayışlarımız farklı olsa da gerek İmamoğlu gerekse Yavaş’tan daha donanımlı ve birikimli olduğu su götürmez bir gerçektir.
Kendisini Manisa CHP kongresinde delege bile yapmayan bir partilisini Manisa’nın en büyük ilçesine Belediye Başkanı olarak oturtacak kadar samimi bir demokrattır.
Kontenjan adayı olarak meclise girmesine rağmen kısa sürede partisini temsil noktasına kadar yükselen Özel elbette çalışkanlığıyla bu noktalara gelmiştir.
İmamoğlu’na verdiği sözü tutmaktan vaz geçmeyeceği anlaşılan Özgür Özel dinamizmi, bilgisi ve samimi duruşuyla Cumhurbaşkanı olabilme özelliklerini fazlasıyla taşımaktadır.
CHP Genel Başkanı Özel’e bir hemşerisi olarak naçizane tavsiyem;
FAZLA TEVAZU GÖSTERME GERÇEK SANIRLAR!
1 Mayıs 2025
Ahmet Orhan
