EKONOMİYİ GÖRMEZDEN GELMENİN BEDELİ

Gelir adaletini tesis etmek, sadece ekonomik bir gereklilik değil, aynı zamanda toplumsal huzurun teminatıdır.
Türkiye’nin üç yıllık ekonomik büyüklükler ve hedeflerini ortaya koyan Orta Vadeli Plan (OVP) açıklandı.
Yeni açıklanan Orta Vadeli Plan (OVP), Türkiye’nin yıl sonunda kişi başına düşen millî gelirin 17.000 Amerikan Doları seviyesine çıkacağını öngörüyor.
İlk bakışta heyecan ve umut verici görünen bu hedef, günlük hayatın gerçekleriyle karşılaştırıldığında ne yazık ki sadece kâğıt üstünde bir büyüklükten öteye geçemiyor.
Bugün Türkiye’de asgari ücret yaklaşık 22.000 lira seviyesinde bulunuyor.
Ancak mutfak enflasyonu, konut, enerji ve ulaşım giderleri göz önüne alındığında bu ücretin alım gücü hızla eriyor.
Rakamlar artarken sofralarda bir karşılığı kalmıyor.
Öte yandan sanayi istihdamı son bir yılda 103.000 kişi azaldı; bu, üretim odaklı bir ekonomi anlayışından uzaklaşıldığının açık göstergesi.
Resmî verilere göre işsizlik oranı %8,5’e düşmüş görünse de sahadaki tablo bambaşka.
Genç işsizlik oranı çığ gibi büyüyor; üniversite mezunları niteliklerine uygun iş bulamıyor, bir kısmı iş aramayı bırakıyor ve istatistiklere “çalışmıyor” olarak geçiyor.
Rakamları yorumlarken açlık ve yoksulluk sınırı türünden ekonomik kavramları ihmal etmemek, doğru sonuca ulaşabilmenin zorunluluğudur.
Bu verilere dikkat kesildiğimizde göreceğimiz tablo vahimdir.
Ortada son derece çarpıcı adaletsiz bir paylaşım mevcuttur.
Gelir adaletsizliğini vurgularken TÜRK-İŞ verileri durumu çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor:
-
Temmuz 2025 itibarıyla, dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için gerekli gıda harcaması (açlık sınırı): 26.413 TL.
-
Aynı ailenin tüm temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için gereken toplam gelir (yoksulluk sınırı): 86.036 TL.
-
Ağustos 2025 itibarıyla açlık sınırı: 27.111 TL, yoksulluk sınırı: 88.310 TL.
Diğer aylardaki veriler:
-
Mayıs 2025 - Açlık Sınırı: 25.092 TL, Yoksulluk Sınırı: 81.734 TL
-
Haziran 2025 - Açlık Sınırı: 26.115 TL, Yoksulluk Sınırı: 85.066 TL
-
Temmuz 2025 - Açlık Sınırı: 26.413 TL, Yoksulluk Sınırı: 86.036 TL
Referans olması için bir veriyi daha not edelim:
-
Ocak 2025 - Açlık Sınırı: 22.131 TL, Yoksulluk Sınırı: 72.088 TL
Başlangıçta 22.104 TL asgari ücretin açlık sınırında olması ne kadar çarpıcı, değil mi?
Bugün itibarıyla yani Eylül 2025’te tablo, asgari ücretle temel geçim koşullarını sağlama arasındaki uçurumu bizlere net bir şekilde gösteriyor.
İlk dokuz ayda asgari ücretlinin ekonomik kayıplarının oranı %23 olarak gerçekleşmekte.
Bir önceki OVP’ye göre 2025 enflasyon hedefi %17,5 olmasına rağmen yıl sonu beklentisi şimdiden %28,5.
Beklenti enflasyonu üzerinden ücret zamları belirlenerek halkın nasıl gelir kaybına uğratıldığı apaçık ortadadır.
Bence üzerinde durmamız gereken en önemli veri, kişi başına düşen millî gelir rakamıdır.
GELİR ADALETSİZLİĞİ DERİNLEŞİYOR
OVP’nin işaret ettiği 17 bin dolarlık kişi başı millî gelir hedefiyle vatandaşın eline geçen gerek asgari ücret gerekse emekli maaşı arasındaki uçurum, bu rakamların gerçek hayatla ne kadar uzaktan bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.
Dört kişilik ailenin reisi asgari ücretle bir yandan 26–27 bin TL'lik açlık sınırını bile karşılayamazken, ekonomi yönetimi “kalkınıyoruz” diyor.
Bugünkü ABD doları kuru üzerinden bir hesaplama yaptığımızda, asgari ücretli ve çekirdek ailesinin millî gelirden aldığı pay ne yazık ki yakınını bırakın, uzağından bile geçmemektedir.
Emeklilerin maaşları bile çoğunlukla 16 bin TL civarında; çalışanların yarısından fazlası ise 22 bin TL bandında kazanç sağlıyor.
Öte yandan yoksulluk sınırı 80–90 bin TL bandına çıkmış durumda.
Bu denli uçurumlu bir gelir dağılımı, toplumsal barış ve sürdürülebilir kalkınma açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Bu gerçeği cilalı sözlerle gerçekleştirilmeye kalkılan beyin yıkamalarla halkı ancak bir süreliğine kandırabilirsiniz.
Ekonomik verileri ve sosyal gerçekliği görmezden gelen hiçbir siyasi hareket toplumun güvenini kazanamaz.
Türkiye’nin gençlerini umuda bağlayacak, sanayide atılım sağlayacak, enflasyonu düşürecek ve gelir adaletini tesis edecek ekonomik vizyonlara ihtiyacı var.
Bugün halk; gerçekçi bir program, asgari ücretten emekli maaşlarına, genç istihdamdan üretim desteklerine kadar yaşamı doğrudan ilgilendiren çözümler bekliyor.
Gelir adaletini tesis etmek, sadece ekonomik bir gereklilik değil, aynı zamanda toplumsal huzurun teminatıdır.