Bu durum bilimsel literatürde “Hayalet Deprem Sendromu” (Phantom Earthquake Syndrome) olarak adlandırılır. Uzmanlar, bu sendromun travma sonrası stresin bir yansıması olduğunu ve zamanında müdahale edilmediğinde bireyin yaşam kalitesini ciddi biçimde düşürebileceğini vurguluyor.
Bilimsel Temeli: Beyin Tehlikeye Karşı Aşırı Uyarılmış Durumda

Nöropsikoloji uzmanı Prof. Dr. Emine Kılıç'a göre, hayalet deprem sendromu, beynin denge ve hareket algısını yöneten vestibüler sistemin travma sonrası hassaslaşmasıyla ilişkilidir:
“Beyin, güvenli bir ortamda olduğunu hissedene kadar, içsel hareketleri dahi bir tehdit unsuru olarak yorumlayabilir. Bu da kişinin sürekli bir sarsıntı hissi yaşamasına neden olur.”
Travma sonrası yaşanan bu durum, sıklıkla Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ile birlikte görülür. Psikiyatrist Dr. Bülent Tamer, bu bozukluğun bireyde sürekli bir "tetikte olma hali" yarattığını belirtiyor:
“TSSB yaşayan birey, çevresindeki en ufak bir titreşimi veya bedensel hissi yeni bir depremin habercisi gibi algılayabilir. Bu da zihinsel olarak yorucu bir döngüye neden olur.”
Hayalet Sarsıntıların Fizyolojisi: Kaygı ve Beden Farkındalığı
Kaygı düzeyindeki artış da bu algısal bozulmayı körükler. Kaslardaki gerginlik, kalp atım hızında artış veya sindirim sistemindeki hareketlilik gibi olağan beden duyumları, beyin tarafından deprem sinyali olarak yorumlanabilir. Özellikle artçı sarsıntıların sık yaşandığı dönemlerde bu durumun yaygınlaştığı, 2021’de Journal of Anxiety Disorders dergisinde yayımlanan bir çalışmada da belirtilmiştir.
Uyarı: Uzun Süreli Belirtiler Profesyonel Yardım Gerektiriyor
Hayalet deprem sendromu çoğu kişide zamanla hafifler. Ancak bazı bireylerde belirtiler kronik hale gelerek günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir. Uzmanlara göre bu gibi durumlarda mutlaka profesyonel yardım alınmalıdır. Klinik psikolog Ayşenur Arslan, bilişsel davranışçı terapilerin (CBT), bu sendromun tedavisinde etkili olduğunu ifade ediyor:
“CBT, kişinin travmaya bağlı yanlış düşünce kalıplarını fark etmesine ve beden-zihin dengesini yeniden kurmasına yardımcı olur.”
Tedbir ve Destek: Ruh Sağlığı Müdahalesi da Afet Yönetiminin Parçası Olmalı
Hayalet deprem sendromu gibi psikolojik tepkiler, afet yönetiminin uzun vadeli etkilerini gösterir. Uzmanlar, depremin ardından yalnızca fiziki değil, psikolojik rehabilitasyon programlarının da hızla devreye alınması gerektiği görüşünde. Psikiyatrist Dr. Elif Karaca, bu noktada toplum temelli psikososyal destek modellerinin önemine dikkat çekiyor:
“Gevşeme egzersizleri, farkındalık çalışmaları, travma destek grupları ve psikoeğitim, hem bireysel iyileşmeyi hem de toplumsal toparlanmayı hızlandırır.”
Depremden Sonra Görünmeyeni de Görmek Gerek
Depremler yalnızca binaları değil, insanların iç dünyasını da derinden etkiler. Hayalet deprem sendromu, yaşanan travmanın zihinsel izdüşümüdür. Bu sendromun tanınması, normalleştirilmesi ve uygun tedavi yöntemleriyle ele alınması, afet sonrası iyileşme sürecinin vazgeçilmez bir parçasıdır.

