GERÇEK GÜNDEM: GEÇİM

GERÇEK GÜNDEM: GEÇİM

Güvenlik başlıkları ne kadar ağır olursa olsun, boş tencerenin sesi siyasetin bütün gürültüsünü bastırır.

Son günlerde Türkiye’nin gündemi hızla değişiyor gibi görünüyor. Terörle mücadele süreci, Suriye’deki gelişmeler ve Orta Doğu’da derinleşen krizler, kamuoyunun dikkatini doğal olarak bu alanlara yöneltiyor. Türk milleti, tarihsel refleksi gereği her şeyden önce devletinin bekasını, ülkesinin güvenliğini önceleyen bir toplumdur.

Bu gerçeği bilen iktidar da bütün imkânlarını bu başlıklar etrafında yoğunlaştırarak gündemi şekillendirmeye çalışmaktadır.

Ancak göz ardı edilemeyecek bir başka gerçek vardır:
Halkın mutfağında yangın büyümektedir.

Özellikle emekliler açısından hayat pahalılığı uzun süredir taşınamaz bir noktaya ulaşmıştır. Her geçen gün temel gıdaya erişmekte zorlanan yüz binlerce emekli, siyasi gündem ne olursa olsun kendi gerçeğinin acımasızlığıyla baş başadır. Bu tabloyu bilen her siyasetçinin asli görevi, güvenlik kadar ekonomiyi de birinci öncelik hâline getirmektir.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in son günlerde gerek mitinglerde gerekse basın açıklamalarında yaptığı çıkışlar bu açıdan dikkat çekicidir. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın, CHP Genel Merkezi’ne yaptığı ziyaret sonrası yaptığı açıklamada Devlet Bahçeli’nin erken seçime kapıyı kapatan tutumunu eleştirirken sözü doğrudan ekonomik sorunlara getirmesi de bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Özellikle emekliler üzerinden yaptığı değerlendirmeler, bu konuda kimlerin emeklinin yanında, kimlerin karşısında durduğunu açık biçimde ortaya koymuştur.

Geçtiğimiz hafta Meclis’te yaşanan bir başka tartışma ise meselenin vahametini rakamlarla gözler önüne sermiştir. En düşük emekli aylığının 20 bin liraya çıkarılmasını içeren kanun teklifi görüşülürken, İYİ Parti adına söz alan Lütfü Türkkan’ın yaptığı hesaplama adeta bir sistem eleştirisine dönüşmüştür.

Türkkan, asgari düzeyden prim ödeyerek 7.200 iş günü üzerinden emekli olmaya hak kazanan bir işçinin, ödediği primlerin bankaya birleşik faizle yatırılması hâlinde yaklaşık 27 milyon liraya ulaşacağını ifade etmiştir. Bu parayla en az dört ev alınabileceğini ortaya koymuştur. Yine aynı ödemenin vadeli mevduatta aylık getirisinin ise 45 bin lirayı bulacağını Meclis kayıtlarına geçirmiştir. Buna karşılık bugün aynı işçiye bağlanan emekli maaşı 20 bin lira civarındadır.

İYİ Partili Türkkan’a göre bu tablo şu anlama gelmektedir:
Her ay emeklinin cebinden fiilen 25 bin lira hükümet tarafından alınmaktadır.

Son dönemde yapılan kamuoyu araştırmaları da bu toplumsal basıncın artık kritik bir eşiği aştığını göstermektedir. Bugüne kadar hiçbir dönemde görülmediği ölçüde, erken seçim isteyenlerin oranı yüzde 60’ın üzerine çıkmıştır. Bu rakam, sıradan bir memnuniyetsizliği değil; geniş toplum kesimlerinin mevcut yönetim anlayışına karşı duyduğu derin güvensizliği ve değişim talebini ifade etmektedir.

Erken seçim artık muhalefetin siyasi bir çağrısı olmaktan çıkmış, halkın güçlü ve açık bir talebi hâline gelmiştir.

Hangi propagandayı yaparsa yapsın, hangi kampanyayı başlatırsa başlatsın, hangi projeyi vitrine çıkarırsa çıkarsın; artık AK Parti iktidarına halkın verecek kredisi kalmamıştır. Yıllar içinde biriken ekonomik yıkım, adalet duygusundaki aşınma ve hayat pahalılığının toplumun her kesimini kuşatması, bu iktidarın toplum nezdindeki güven sermayesini tüketmiştir.

Bugün sorun sadece yanlış politikalar değil, bu politikaları düzeltebilecek iradenin de kalmamış olmasıdır.

Her ne kadar gündem terör, dış politika ve güvenlik başlıklarıyla şekillendirilmeye çalışılsa da halkın yaşadığı ekonomik sıkıntıları artık örtmek mümkün değildir. Türkiye’nin gerçek gündemi, yeniden reel ekonomiye dönmek; üretimi, geliri ve alım gücünü ayağa kaldırmaktır.

Sorunları yaratanların, bu sorunları çözme kapasitesinin kalmadığı artık geniş toplum kesimleri tarafından görülmektedir. Bu nedenle erken seçim çağrısı sadece bir siyasi talep değil, bir toplumsal zaruret hâline gelmiştir.

Seçim yolunu kapatanlar ve bu ekonomik yıkımın sorumluluğunu taşıyanlar, er ya da geç sandıkta halkın vereceği dersi almaktan kaçamayacaklardır.

Çünkü hiçbir gündem;
boş tencereden,
boş cüzdandan,
geçinemeyen emekliden
daha güçlü değildir.

27 Ocak 2026

Ahmet Orhan

YORUM EKLE