Gönül gel seninle muhabbet edelim

Gök görmemiş Yörük’sün kızım sen, 
Kimse üzerine alınmasın, ben kendime söylüyorum.
Çok doğru gök görmemişim.
Mutlu olmak neymiş yaşamadım. 
Bir evin en büyük kızıydım, kimsecikler kızım diye bağrına basmadı.
Yuvam dedim, yuvanın yapı taşı olamadım. 
Hamile kaldım, hamile olamadım ben.
Hamileler değerlidir, kızım aman ağır kaldırmalar yaşanır.
Ben hiç mi hiç yaşamadım.
Ben bir türlü ben olamadım ki. 
Mutlu olmam için “yaşamak”  fırsatım olmadı.
Meyvenin, havanın kokusu bile haramdı.
Nefes alıp veren bir bedenden ibarettim.
Zindandaydım ben, evim hapishanemdi.
Çevremdekiler ise rütbesiz gardiyanımdı.
Güneş doğuyordu, batıyordu sadece.
Benim etrafım zifiri karanlıktı.
Hissediyordum, oraya ait değildim.
Karanlıktan ışığa kaçarak hatta koşarak bir canavara dönüşmüştüm.

***********


Aradığım etrafımda hiç kimsenin göremediği ışığın kendisiydi.
Benim ben olacağım, nefes alabildiğim, gözlerimle görebildiğim ışıktan bahsediyorum.
Duymamıştım yıllarca tek kelime muhabbet.
Nasıl yapılırdı, nerden başlanırdı, kimle nasıl edilirdi yabancısıydım.
Adeta insanlarla iletişime kapatılmıştım.
Günlerce, aylarca zindandan çıkıp güneşi gören gözlerin buğulanması gibi.
Karanlıktan güneşi görenin gözlerinin kamaştırması gibiydi.
Talimatları yerine getiren robotmuşum ben yıllarca…
Yap yap, et etme, tut tutma, dur durma.
Nasıl davranış sergilenir, insanlar arasında mesafe nasıl konulur.
Bilememişim.
Kadın ile erkeğin iletişimi nasıl olmalıdır. 
Benim beynimde bu konuda otokontrol sistemi hiç olmamıştı ki.
Tek güvendiğim bendim, hiçbir erkekten hiçbir şey beklemiyordum. 
Amacım hiç köprü altı muamelesine girmek olmadı. 
Ben biliyordum ya bunu, yetmezmiş toplum kurallarına.
Senin niyetin, temiz kalbin, saflığın anlaşılmıyormuş.
Uzaydan düşmüş, aklını yitirmiş divaneler gibi.
Farkına varmak çok geç oldu.

***********


Zifiri karanlıktan pat diye çıkmakta zormuş anladım.
Haykırışlarımın sebebi bile benim kendimi ifade edememe sebebimmiş.
Bağırıyordum, haykırıyordum kime neye bilmeden yaşamışım.
Yıllarımın birikintisi, haykırışlar, yok hükmündeymiş meğer.
Sebep benim aslında.
Üniversite okuman, lise okuman, kitaplar okuman.
Sana hiç bir şey katmıyormuş anladım. 
Hayatın içinde birebir bulunmadığın sürece,
Bu hayattan hiç mi hiç bir şey öğrenemiyorsun. 
Boşuna sormayın artık şu soruyu etrafınızdakilere.
Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı diye.
Cevap gün gibi ortada çok hayat tecrübesi yaşayan bilir.
Tecrübelerim belliydi, çocuk sağlığı tek ve vazgeçilmezimdi.
Herkes gibi odak noktam can sağlığıydı. 
Can içinde olduktan sonra her an, her şey olabilir. 
İnsanoğlu için söylenen kelime.
İnsan doğar, büyür ve ölür.
Başka sözler nafile, insanı en iyi bu cümle anlatır.
Sizce?
20 AĞUSTOS 2024
Bahar Çelik

YORUM EKLE