Gülüşüyle Isıttı, Sevgisiyle Birleştirdi Ferdi Zeyrek

Dün saatler 17.05’i gösterdiğinde Manisa'nın kalbine kara bir taş düştü.
Bir fısıltı gibi yayıldı şehirde haber.
"Manisa’nın gülen adamı öldü."

O an bir şey koptu Manisa’nın içinden…
Manisa'nın dağları, Karataş'ın tüm kazaları, Ovaların Ahmet'i, Salih'i, Turgut'u sessizleşti, rüzgârın dili tutuldu.
Spil Dağı hırçınlaştı, Niobe bir kez daha ağlamaya başladı.
Ama bu kez gözyaşı kendi evladı için değil; Halkın sevgilisi, bir şehrin neşesi için aktı.

Ferdi Zeyrek…
Sadece bir belediye başkanı değildi.
O bir evlat, bir eş, bir baba ve hepsinden öte; bu toprağın güleryüzlü sesiydi.
Çocukların başını okşayan, yaşlıların elini tutan, gençlerin yolunu açan bir dosttu.
O, Manisa'nın Ferdi’siydi.

Gençlerin Ferdi Abisiydi... Siyasetin Ferdi Babası...

48 yaş…
Hayatın baharı, mücadelenin tam ortası…
Ama kader acele etti.
Geride sadece ailesini değil; bir memleketi öksüz bıraktı.
Onun ardından ağlayan sadece insanlar değildi,
binalar sustu, ağaçlar eğildi, meydanlar sessizliğe büründü.

Ramazan ayında Demirci'deki iftar sofrasında bir annenin acısını duyduğunda,
yoğunluğun içinde durdu ve dinledi.
Yeşim Akbaş'ın annesi Aysun Aktaş’ın yüreğinden çıkan bir mektubu aldı. "Bu benim artık boynumun borcu," dedi.
O mektubu Ankara'ya taşıdı. Özgür Özel'e kendi elleriyle teslim etti. İlksen başkan aracılığıyla da müjdeyi Aysun Anneye iletti.
Çünkü Ferdi Zeyrek dinlemekle kalmaz, harekete geçerdi.
Çünkü o, sadece yöneten değil; hisseden biriydi.

Hastane kapısında geçen üç gün…
Tanımadığı insanlar dua etti onun için.
Yaşlısı, genci, kadını, erkeği…
Manisa tek yürek olmuştu.
Bir başkan için değil, bir kardeş, bir evlat, bir komşu için ağlıyordu bu şehir.

Ve sonra sessizlik...
Cumhuriyet Meydanı, tarihinin belki de en kalabalık ama en sessiz günlerinden birini yaşadı.
Omuz omuza, göz göze, yürek yüreğe…
Manisa veda etmeye geldi.
Ama o veda, sadece bir bedene değil; Bir hayale, bir umuda, bir gülüşe oldu.

Son durağı yine sevdiği topraklar oldu.
Babasıyla yan yana, biraz ileride Manisa Tarzanı’nın sonsuz uykusunda yattığı yerde…
Doğayı seven, insana dokunan, yüreğiyle hizmet eden üç güzel insan, şimdi aynı toprağın şefkatine emanet.

Ferdi Başkan, siyasetin karanlık labirentlerini değil, insanlığın aydınlık yollarını seçti.
Kavganın yerine barışı koydu, yalanın yerine dürüstlüğü.
İnsanları ayırmadı, birleştirdi.
Makamlardan güç almadı, makamına güç kattı.

"Her şey Manisa için" dediğinde, reklam yapmıyordu; inanıyordu.
Ve Manisa da ona inandı.
Sevdi. Çok sevdi.
Belki de bu yüzden binlerce insanın gözyaşı onun ardından döküldü.

Manisa artık daha sessiz.
Ama onun diktiği fidanlar konuşacak.
Yürüdüğü yollar anlatacak.
Güldüğü gibi gülen çocuklar yaşatacak onu.
 

Siyasete giderken bile ayar verdi.

"Miting yaptığınız yerde namazımı kılmaya gelenler, sizin topladığınız gibi taşıma kalabalıklar değil." dedi adeta.

Manisalı için Büyükşehir Başkanı standardını belirledi.

Başkanlığın patentini de Cumhuriyet Meydanına bıraktı.

Bundan sonra Manisa'ya başkan olabilmek için "Ferdi Başkan markası" belki bulunamaz ama Manisalı, Ferdi standardında başkanı arayacak.

Güle güle Ferdi Başkan…
Sen bu şehre sadece başkanlık yapmadın, bu şehrin gülümsemesi oldun.

Ve biz seni hep gülümseyen yüzünle, hep sıcak selamlarınla, hep “Birlikte Başaracağız” diyen sesinle hatırlayacağız.

10 Haziran 2025

Mustafa Temiz
 

YORUM EKLE