Bayram Gölgesinde Siyaset: CHP Üzerinden Yeni Dizayn Arayışı mı? / Ahmet Orhan Yazdı..

Özgür Özel’in siyasi üslubunu eleştiren insanlar arasında bile, bugün yaşanan yönteme itiraz edenlerin sayısı küçümsenmeyecek düzeydedir.

Bayram Gölgesinde Siyaset: CHP Üzerinden Yeni Dizayn Arayışı mı? / Ahmet Orhan Yazdı..

Türkiye’de bayramlar, geleneksel olarak siyasetin tansiyonunun düştüğü; liderlerin sert polemiklere kısa süreli de olsa ara verdiği dönemlerdir. Bayram namazı çıkışlarında verilen birlik mesajları, karşılıklı iyi dilekler ve yumuşayan siyasi dil, artık siyasi kültürümüzün önemli bir parçası hâline gelmiştir.

Ancak bu Kurban Bayramı’nda alışılmış manzara ortaya çıkmadı.

Bayram tebriğinin önüne geçen konu; CHP’ye yönelik yargı süreçleri, “mutlak butlan” tartışmaları ve bunun doğurduğu siyasi gerilim oldu. Görünen o ki mesele artık yalnızca CHP’nin kendi iç meselesi olmaktan çıkmış durumdadır. Çünkü toplumun çok farklı kesimlerinde benzer bir kaygı dikkat çekmektedir:

“Siyaset, mahkeme kararları üzerinden yeniden mi dizayn edilmek isteniyor?”

Bu soruya verilen cevaplar farklı olabilir. Ancak dikkat çekici olan nokta şudur: CHP’ye mesafeli duran insanlar arasında bile, ortaya çıkan yönteme yönelik ciddi bir rahatsızlık bulunmaktadır.

Bugün oluşan tabloya bakıldığında; ister Özgür Özel’i desteklesin, ister Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın olsun, ister başka siyasi görüşlerden gelsin, geniş bir kesim “mutlak butlan” kararının siyaseti doğal mecrasından çıkarabileceğini düşünmektedir.

Bu durum son derece önemlidir. Çünkü Türk seçmeni, zaman zaman siyasi aktörleri sert şekilde eleştirse bile, siyasetin sandık dışındaki yöntemlerle şekillendirilmesine karşı refleks gösterebilmektedir.

Özgür Özel’in siyasi üslubunu eleştiren insanlar arasında bile, bugün yaşanan yönteme itiraz edenlerin sayısı küçümsenmeyecek düzeydedir.

Tam da bu noktada dikkat çekici başka bir gelişme yaşanmaktadır. Toplumda oluşan bu tepkinin görülmesinin ardından, bu kez muhalefet aktörlerini itibarsızlaştırmaya dönük söylemler hız kazanmıştır.

Özellikle iktidara yakın medya organlarında ve yorumcu çevrelerinde;

  • CHP içerisindeki tüm krizlerin sorumluluğunu Özgür Özel’e yükleyen,
  • Ekrem İmamoğlu ile olan siyasi ortaklığı bir “yük” gibi göstermeye çalışan,
  • Yargılanan belediye başkanlarının tüm siyasi faturasını mevcut yönetime kesen

yorumların arttığı görülmektedir.

Süreç yalnızca CHP ile de sınırlı tutulmamaktadır.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu hakkında ortaya atılan çeşitli spekülasyonlar da dikkat çekmektedir. Onun adının birtakım akçeli tartışmalar içerisine çekilmeye çalışılması, aslında İYİ Parti’nin CHP ile aynı zeminde görünmesinden duyulan rahatsızlığın dolaylı bir yansıması olarak değerlendirilebilir.

Çünkü siyaset bazen doğrudan saldırıyla değil, güven aşındırmasıyla şekillendirilir.

Bugün gelinen noktada CHP içerisinde yeni bir kırılmanın teşvik edildiğine dair değerlendirmeler de giderek artmaktadır. Özgür Özel ve arkadaşlarının ayrı bir siyasi hareket kurması gerektiğine dair yorumların yoğunlaşması tesadüf değildir.

Bu tür senaryoların ortak hedefi ise açıktır:

CHP’nin ana muhalefet kapasitesini zayıflatmak.

Çünkü bölünmüş bir CHP’nin;

  • İktidar alternatifi üretme gücü azalır,
  • Muhalefet blokundaki belirleyici rolü zayıflar,
  • Toplumsal enerjisi ise iç tartışmalara yönelir.

Bu nedenle mesele yalnızca bir kurultay tartışması değildir. Tartışılan şey, Türkiye’de muhalefetin geleceğidir.

Bu süreçte gözlerin çevrildiği isim ise doğal olarak Kemal Kılıçdaroğlu olmuştur.

Henüz doğrudan ve net bir siyasi yol haritası ortaya koymuş değildir. Daha çok gelişmeleri gözlemleyen, şartların olgunlaşmasını bekleyen bir görüntü vermektedir.

Ancak önünde tarihî bir tercih bulunmaktadır:

CHP’yi tüm farklılıklarıyla bir arada tutmaya çalışan bir “denge lideri” mi olacak?

Yoksa daha küçük ama tamamen kontrol edilebilir bir parti yapısını mı tercih edecek?

Bu soruların cevabı yalnızca CHP’nin değil, Türkiye’de muhalefetin geleceğini de belirleyecektir.

Türkiye’de siyaset, çoğu zaman uzun vadeli stratejilerden çok günlük gelişmelere verilen reflekslerle yürümektedir. Bir kriz diğerini örtmekte, yeni bir polemik esas gündemin önüne geçmektedir.

Oysa bugün Türkiye’nin önünde çok daha ağır meseleler bulunmaktadır:

  • Ekonomik sıkıntılar,
  • Hayat pahalılığı,
  • Adalet tartışmaları,
  • Gençlerin gelecek kaygısı,
  • Kurumsal güven erozyonu,
  • Toplumsal huzursuzluk…

Fakat bütün bu sorunların yerine siyaset, sürekli kendi iç çekişmeleriyle meşgul hâle getirilmektedir.

Bu durum kısa vadede bazı siyasi çevrelere hareket alanı sağlıyor olabilir. Ancak uzun vadede kazananı olmayan bir siyasi iklim üretmektedir.

Çünkü toplumun gerçek sorunları çözülmeden hiçbir siyasi mühendislik kalıcı sonuç doğuramaz.

Önümüzdeki günlerde siyasette çok önemli gelişmeler yaşanacağı açıktır. CHP içerisindeki mücadele, yargı süreçleri, muhalefetin yeni pozisyonu ve iktidarın siyasi stratejisi Türkiye’nin siyasi geleceğini doğrudan etkileyecektir.

Ancak unutulmaması gereken temel gerçek şudur:

Türk milleti artık yalnızca siyasi kavga izlemek istememektedir.

Vatandaş;

  • Geçim derdinin,
  • Adalet arayışının,
  • Gelecek kaygısının

çözülmesini beklemektedir.

Türkiye’nin yeniden gerçek gündemine dönmesi artık bir siyasi tercih değil, toplumsal bir zorunluluktur.

Bu vesileyle, bütün vatandaşlarımızın Kurban Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor; bayramın milletimize huzur, sağlık, kardeşlik ve memleketimiz adına daha sakin, daha adil ve daha umutlu günler getirmesini temenni ediyorum.

Güncelleme Tarihi: 28 Mayıs 2026, 00:04
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER