
İnsanlar akıl sahibi canlılardır.
İnsanoğlu aklı, kendisini olası tehlikelerden korumak ve faydalı şeyleri hayatlarına çekmek için kullanır.
Devletlerde tıpkı insan gibi akıl ile hareket eder.
Akılcı analiz ve bilimsel verilerle olası tehlike ve tehditleri belirleyerek buna karşı stratejiler geliştirir.
Akıl sadece güvenlik için kullanılmaz; tarım, sağlık, eğitim, ekonomi gibi hayatın her alanında titizlikle kullanılır.
Tüm bu söylediklerimi bazı örneklerle biraz açalım.
Bu yıl bütün boş tarlalar domates ekilirse ne olur? Üretimin ihtiyaçtan fazla olması nedeniyle domates para yapmaz, bütün ürün olmasa da ihtiyaç fazlası ya tarlada kalır ya da maliyetin altında hayvan yemi gibi başka alanlarda kullanılmak zorunda kalır, değil mi?
Bu şartlar altında sadece çiftçi zarar etmez!
Ayrıca diğer gıda ürünlerde de az ekim olduğu için mecburen yurt dışından olmayan dövizimizle borçlanarak dış alım yapmak zorunda kalırız.
Sonuçta da yüksek fiyatlar çok yükselir, hayat pahalılığı artar.
Ülkede gıda ürünleri açısından piyasada denge kaybolur. Bir başka örneği de eğitimden verelim.
Her üniversitede hukuk fakültesi, öğretmen yetiştiren eğitim fakülteleri açılırsa bir kaç yıl sonra ülkede on binlerce işsiz avukat ve atama bekleyen yüzbinlerce öğretmen olur.
Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi.
Yüksek eğitimini ancak yirmili yaşların ortalarında tamamlayan söz konusu gençlerin artık bu yaştan sonra başka bir meslek öğrenme şansları da yoktur.
Sonuçta on binlerce işsiz eğitimli gençlerimiz olacağı kaçınılmazdır.
Sorun bundan da ibaret değildir!
Öte yandan gençlerin çoğu öğretmenlik, hukuk ve mühendislik eğitimi aldığı için bütün sektörlerde ara eleman sıkıntısı kendiliğinde oluşur.
Dahası da var!
Bir yanda işsizlik sebebiyle bunalıma girmiş yüzbinlerce genç diğer yanda da çok yüksek maaşlarla ara eleman arayan sektörler...
Alın size bir sorun alanı daha.
Uluslararası siyasette de akıl ve ön görü hayati önem taşır.
Konuya Türkiye’mizden örneklerle devam edelim;
Esad ile kavga edince milyonların göç dalgasını öngörebilmek,
Mursi’ye ihtilal yaptığı için Sisi ile küsmenin nelere mal olacağını tahmin edebilmek,
veya anayasa kitapçığını Başbakan’a fırlatmanın doğuracağı sonuçları bilebilmek...
Bunun adı tam anlamıyla devlet aklı ve öngörüdür!
Gerek devlet yönetimi gerekse siyaset, akıl dairesinde kalmalı ve kesinlikle duyguya yer verilmemelidir.
Devleti yönetenler;
Ülkenin geleceği ve milletin refahı için doğru öngörülerde bulunmalı ve bu çerçevede stratejiler geliştirebilme yeteneğine sahip olmalıdır.
Detaylarına girmeyeceğim ama hangi mahsulün ne kadar ekilmesi gerektiğine doğru karar verebilmelidir.
Geleceğimizin teminatı gençlerin yetenekleriyle ihtiyaçları uyumlu hale getirerek fayda temelinde eğitim sorununu çözebilmelidir.
Tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi uluslararası ilişkilerde doğru öngörülerle yönlendirici ve belirleyici olabilmelidir.
Yazımı büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatından yaşanmış bir olayı sizlerle paylaşarak tamamlamak istiyorum.
Avrupa’da özellikle İtalya’da faşizm hortlayınca Atatürk Trakya’da askeri tatbikat yaptırmaya başlamıştı.
Benito Mussolini’nin bize denizden saldırma imkanı olmadığını sadece Arnavutluk üzerinden olabileceğini ön görüyordu. Gerçekten de açıkça bizden Antalya’yı istemesine rağmen saldıramadı.
Atatürk öldükten sonra tıpkı onun söylediği gibi 1939 yılında İtalyanlar Arnavutluk’u işgal etti.
İleri görüşlülük akıl sahipleri içindir ve Atatürk buna mükemmel bir örnektir.
25 Kasım 2022
Ahmet Orhan