Cumhurbaşkanlığı adaylığını ilan eden İstanbul Büyükşehir Başkanı Ekrem İmamoğlu'na 'diploma' soruşturması açıldı.
KKTC'den İstanbul Üniversitesi'ne geçişi ile ilgili iddialar üzerine İmamoğlu'nun avukatları Prof. Dr. Adem Sözüer ve Mehmet Pehlivan, İBB Saraçhane'de açıklamalarda bulunuyor.
Prof. Dr. Adem Sözüer:
Bu olayın iki yönü var. Biri ceza hukuku yönü, biri de idare hukuku yönü. Bildiğiniz gibi ben ceza hukuku yönüyle ilgileniyorum. Fakat ceza hukuku deyince aslında bugün basında da her gün konuşulan bu raporu ben de, okuyunca şaşırdım. Çünkü Ekrem İmamoğlu'nun ceza hukuku sorumluluğuyla ilgili hiçbir şey yok. O yüzden ben de düşünüyordum, ne mütalaa yazacağız diye. Belki bugün sizin sorularınız olursa, hani, hiçbir hukuka aykırı davranışı olmayan bir insanla ilgili nasıl oluyor da, bir soruşturma açılıyor? Sizin sorularınız olursa cevap vereceğim.
İki konu ceza hukukunu ilgilendiriyor ama idari hukukunu da ilgilendiriyor. Bir de uygulamacıları var. Şimdi ben hem hukuki boyutunu, tabii ki bir önemli ölçüde ceza hukukuna, gayet iyi hakimim. Fakat bir de uygulama yönü var. Bu konuda da dün Profesör Doktor İzzet Özgenç'le konuştuk.
Biliyorsunuz biz onunla birlikte komisyonlarda da bulunduk. O da uzun yıllar YÖK başkan vekilliği yaptı. Hatta birlikte Kıbrıs'taki bazı üniversiteleri denetlemek üzere de, gittik. Rektörlerimizle konuştum, uygulamacı olanlarla. Ondan sonra dekanlarımızla konuştum. Dolayısıyla hani konunun uygulama yönünü de bilgilerimizi tazeleyerek geldik.
Ben de her yatay geçişte bir komisyon olur. O komisyonlarda görev yaptım. Ayrıca fakülte yönetim kurulları karar verir. Orada da görev yaptım. Ayrıca da İstanbul Üniversitesi'nde çok uzun yıllar soruşturma komisyonu başkanlığı da yaptım.
O yüzden konunun uygulamasının da içindeyim. Ben bu konu gündeme taşınınca hep şunu sordum. Yani 1990 yılında aradan,
34 yıl geçmiş böyle bir soru gündeme getirildiğinde ne yapılır? Hemen o zamanki yönetmeliğe bakılır. O yönetmeliğe göre işler doğru mu yapılmış, yapılmamış mı, ona bakarım. Peki burada nedense soruşturulan Ekrem İmamoğlu, o yönetmeliğe bakıp acaba Ekrem İmamoğlu bu yönetmeliğe aykırı bir iş mi yapmış mı diye ona bakarız. Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti'nden Türkiye'ye geçiş yapıyor. Orada İngilizce işletme okuyor.
Buradaki İngilizce işletme bölümüne geçiyor. Burada bir sorun yok. O zamanki mevzuata göre çalışkan öğrenciler için bu imkan var. Hani bir ÖSS puanına da gerek yok. O da tamam. Ve 1990 yılında ne YÖK'ün ne başka bir kurumun hani biz bunu üniversite olarak görmüyoruz diye bir yazısı da yok. Zaten buna aslında biz komisyondayken bakardık. Bu bir üniversite mi, programı aynı mı, derdik. Ona göre o komisyonlar karar verdi. orada da bir sorun yok
İmamoğlu başvururken not ortalamasını veriyor. O belgede bir sorun var mı? Ben baktım, orada da sorun yok.
Başvuruda da sorun yok, koşullarda da sorun yok. İlan olmuş, başvurmuş. Daha sonra fakülteye başlamış, derslere devam etmiş, sınavları başarıyla geçmiş, diplomasını almış, yüksek lisansını almış. O zaman bu nasıl oluyor da Ekrem İmamoğlu bakımından bir ceza soruşturması, savcılık soruşturması haline geliyor? ben de bu rapora baktım. Bu raporda da diyor ki: Evet, Ekrem İmamoğlu koşulları sağlamış, başvurusunda, başvuru yok. O hâlde Ekrem İmamoğlu'nun soruşturulacak ceza hukuku meselesi, yapılacak, ceza hukuku sorumluluğu doğuracak hiçbir durum yok ki bu savcılık meselesi yapılıyor. O yüzden ben de sordum hani İzzet'le de sabah konuştuk. Ya da burada ceza hukuku meselesi olmadığı hâlde ne mütalaa yazacağız? Olan kanunlara baktığımızda bir sorun yok. Ama son zamanlarda hep olmayan kanunlar uygulanıyor. Yine burada bir olmayan kanun uygulamasıyla mı karşı karşıyayız?
Avukat Mehmet Pehlivan:
Bu olayın iki yönü var. Biri ceza hukuku yönü, biri de idare hukuku yönü. Bildiğiniz gibi ben ceza hukuku yönüyle ilgileniyorum. Fakat ceza hukuku deyince aslında bugün basında da her gün konuşulan bu raporu ben de, okuyunca şaşırdım.
Çünkü Ekrem İmamoğlu'nun ceza hukuku sorumluluğuyla ilgili hiçbir şey yok. O yüzden ben de düşünüyordum, ne mütalaa yazacağız diye.
Belki bugün sizin sorularınız olursa, hani, hiçbir hukuka aykırı davranışı olmayan bir insanla ilgili nasıl oluyor da, bir soruşturma açılıyor? Sizin sorularınız olursa cevap vereceğim.
İki konu ceza hukukunu ilgilendiriyor ama idari hukukunu da ilgilendiriyor. Bir de uygulamacıları var. Şimdi ben hem hukuki boyutunu, tabii ki bir önemli ölçüde ceza hukukuna, gayet iyi hakimim. Fakat bir de uygulama yönü var. Bu konuda da dün Profesör Doktor İzzet Özgenç'le konuştuk.
Biliyorsunuz biz onunla birlikte komisyonlarda da bulunduk. O da uzun yıllar YÖK başkan vekilliği yaptı. Hatta birlikte Kıbrıs'taki bazı üniversiteleri denetlemek üzere de, gittik. Rektörlerimizle konuştum, uygulamacı olanlarla. Ondan sonra dekanlarımızla konuştum. Dolayısıyla hani konunun uygulama yönünü de bilgilerimizi tazeleyerek geldik.
Ben de her yatay geçişte bir komisyon olur. O komisyonlarda görev yaptım. Ayrıca fakülte yönetim kurulları karar verir. Orada da görev yaptım. Ayrıca da İstanbul Üniversitesi'nde çok uzun yıllar soruşturma komisyonu başkanlığı da yaptım.
O yüzden konunun uygulamasının da içindeyim. Ben bu konu gündeme taşınınca hep şunu sordum. Yani 1990 yılında aradan,
34 yıl geçmiş böyle bir soru gündeme getirildiğinde ne yapılır? Hemen o zamanki yönetmeliğe bakılır. O yönetmeliğe göre işler doğru mu yapılmış, yapılmamış mı, ona bakarım. Peki burada nedense soruşturulan Ekrem İmamoğlu, o yönetmeliğe bakıp acaba Ekrem İmamoğlu bu yönetmeliğe aykırı bir iş mi yapmış mı diye ona bakarız. Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti'nden Türkiye'ye geçiş yapıyor. Orada İngilizce işletme okuyor.
Buradaki İngilizce işletme bölümüne geçiyor. Burada bir sorun yok. O zamanki mevzuata göre çalışkan öğrenciler için bu imkan var. Hani bir ÖSS puanına da gerek yok. O da tamam. Ve 1990 yılında ne YÖK'ün ne başka bir kurumun hani biz bunu üniversite olarak görmüyoruz diye bir yazısı da yok. Zaten buna aslında biz komisyondayken bakardık. Bu bir üniversite mi, programı aynı mı, derdik. Ona göre o komisyonlar karar verdi. orada da bir sorun yok.
Kaynak: Halk Tv