Empati Ya Da Duygudaşlık

Son birkaç aydır yazılarımda işsizlik, geçim güçlüğü, alım gücü ve hayat pahalılığının öneminin altını ısrarla çizmeye çalışıyorum.  

Empati Ya Da Duygudaşlık

 

Son birkaç aydır yazılarımda işsizlik, geçim güçlüğü, alım gücü ve hayat pahalılığının öneminin altını ısrarla çizmeye çalışıyorum.  
Hayat pahalılığının önemini tam anlamıyla idrak edebilmek için buz dağının altını da görebilmek gerekiyor. 
Hayat pahalılığı ve geçim zorluğu nedir, ne değildir..? 
Sosyal hayatın her alanını derinlemesine müşahede etmeden anlaşılamaz. 
Teorik olarak yaşam standartlarının düşmesi veya mal ve hizmet alımının zorlaşması şeklindeki açıklamalar sizi yanıltmasın. 
Bu tanımlar doğru olmakla beraber hayat pahalılığı olgusunun ruhunu yansıtmakta oldukça eksiktir. 
Hayat Pahalılığı; 
Ödenemeyen kiralar, 
Yüksek faturadan dolayı kesilen elektrikler, 
Boşanan çiftler, 
Dağılan aileler, 
Yıkılan yuvalar, 
Maalesef hatta çöp tenekesine ve cami avlusuna bırakılan bebekler,
Ve buna benzer daha nice trajedilerdir. 
Hayat pahalılığı “ne değildir”e gelince; 
Kesinlikle siyasetin sandık malzemesi değildir. 
Çok daha insani siyaset üstü, vahim bir problemdir.  
Bu yüzden asgari ücret eskiden şu kadar kg. et alırken şimdi daha fazla et alıyor gibi propaganda dili ile yapılan konuşmaları ve yaklaşımları son derece yakışıksız ve çirkindir.
Ankara’daki konforlu hayatlarını sürdürdükleri ortamlardan çıkamayanlar,
Bir akşam yemeği masasına bir asgari ücreti düşünmeden ödeyebilenler bunu anlayamaz!
Milletimizin çoğunluğunun içine düşürüldüğü durumu anlayabilmek için;
Milletle hemhal olmak gerek.. 
Milletin derdiyle dertlenmek gerek..
Milletin derdine derman olmak gerek.
Konuya İslam tarihinden Asr-ı Saadet’ten bir örnekle devam edelim..
Bir gece yarısı açlıktan uyuyamamış olan Hz Ömer ve Hz Ali Medine sokaklarında karşılaşırlar. 
Biraz sonra Peygamber efendimiz de gelir. Her ikisi de peygamberimize karınlarına bağladıkları taşı göstererek açlıktan uyuyamadıklarını ve bu nedenle dışarda olduklarını söylerler.  
Bir de baksınlar ki peygamber efendimiz karnına bağlanmış iki taş var..
Yani Asr-ı Saadet’te bir Müslüman aç ise peygamberimiz, müminlerin emiri de açtı...! 
Dindar görünmek ile dindar olmak aynı şeyler değildir. 
Geçim sıkıntısı, işsizlik ve hayat pahalılığı nedeniyle yıkılan yuvaların neticesinde dağılan ailelerin çocuklarını ve o çocukların büyüyünce psikolojilerini bir düşünün.
İnsani değerleri düşünerek konuya yaklaşılırsa yaşmakta olduğumuz hayat pahalılığının olumsuz etkilerinin onlarca yıl sürebileceği herkesçe kabul edilecektir. 
Hayat pahalılığını bir an önce çözmek siyaset kurumunun öncelikli görevidir.
Yoksa bu sorunlar, suni gündemler oluşturarak unutturulmaya çalışılacak kadar basit bir mesele hiç değildir...!

23 Aralık 2022

Ahmet Orhan

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER