HAKETMEDİĞİNE UZANAN EL AHLAKSIZDIR

“Ben alırsam hak, başkası ası alırsa haram” bu anlayış bu topraklara bulaşmış en büyük virüstür.
Bugün Türkiye’de yaşanan tuhaflıkların, çürümelerin, toplumsal travmaların arkasında yatan en temel gerçek şudur:
Ahlak yoksa, hiçbir kurum ayakta kalamaz.
Bir kişinin hak etmediği makama oturması,
Hak etmediği paraya el uzatması,
Hak etmediği unvanı cebine koyması aynı şeydir:
Ahlaksızlığın maddi biçimi.
Rüşvet alan da, veren de aslında geleceğimizi çalar.
Yolsuzluk yaparak zengin olan da bir toplumun geleceğini çalandır.
İrtikap, yandaş, akraba, eş, dost kayırma, işe yaramazı “bizdendir” diye kollama...
Bütün bunların tek adı vardır: kurumsal ahlaksızlık.
Sahte diplomalarla üniversite basamaklarını çıkanlar,
Bir gecede servet büyütenler,
İhaleye fesat karıştıranlar,
Yalanla halkı soyarak lüks içinde yaşayanlar,
Halka hizmet için var olması gereken makamları kişisel çıkar tezgahına dönüştürdüler.
Üstelik tüm bunlar öyle gizli saklı yapılmıyor; ekranlarda sosyal medyada, günlük hayatın tam ortasında apaçık cereyan ediyor.
Bundan da daha vahimi: Toplumun büyük kesimi bunlara şaşırmıyor bile!
Ahlaksızlığın sıradanlaşması, rezaletin normalleşmesi en tehlikeli olandır.
Ahlak toplumun çimentosudur.
Çimento çatlıyor, harç dökülüyor.
Eğer bu ahlaki çürüme önlenemezse, sadece bireyler yozlaşmaz; devlet çöker, millet dağılır.
Benim adamım işe girsin,
Bana oy veren kredi alsın,
Senin çocuğuna torpil bulalım,
Şu memura üç-beş ver işi halledelim mantığı her yere hakim olmuşsa,
Hukuk yalnızca zayıfa uygulanıyorsa,
Güçlüler hesap vermiyorsa,
Orada millet fikri çözülmeye başlamış demektir.
Türkiye’nin bugünkü krizleri sadece ekonomik değil, sadece siyasi hiç değil; Hepsinin ana kaynağı ahlaki krizdir.
Vicdanı kurumuş insanlar para, güç ve makam uğruna her değerden vazgeçebiliyor.
Böylesine bir düzenin sonu uçurumdur.
Bunu değiştirecek olan ne kanunlar ne de genelgelerdir.
Bu ancak toplumsal silkinişle mümkündür.
Felakete ramak kaldı, seferberlik anlayışıyla ahlaksızlıklar terkedilmelidir.
Çocuklarımıza bırakacağımız banka hesaplarımız, mülklerimiz değil; tertemiz bir isim, onurlu geçmiş,başı dik bir toplumdur.
Hak etmediğine el uzatmayana “adam” derler.
Gerisi sadece pahalı elbiseler içinde gezen aşağılık zavallılardır.
Türkiye yeniden ahlakı merkeze almaya mecburdur.
Aksi halde çok konuştuğumuz beka meselelerinin sebebinin bizatihi kendi içimizdeki çürüme olduğunu fark edeceğiz.
Ve o gün geldiğinde “ahlak”ı değil enkazı konuşuyor olacağız.
Kalın sağlıcakla.
7 Ağustos 2025
Ahmet Orhan
Güncelleme Tarihi: 07 Ağustos 2025, 13:11