Duruşmada söz alan avukatlar, müvekkillerinin ilk ifadelerinin esas alınması gerektiğini savundu. Sanık Vedat Şahin’in, yalnızca emniyet ve savcılık aşamasında verdiği ilk beyanlarının geçerli olduğunu belirttiği ifade edildi.
Öte yandan, iş insanı Vedat Yılmaz’ın avukatı Muhittin Arık da mahkemede yaptığı açıklamada, müvekkilinin bugüne kadar dört ayrı ifade verdiğini ancak bunlardan yalnızca ilkinin geçerli sayılması gerektiğini vurguladı. Arık, sonraki ifadelerin cezaevinde maruz kalınan baskı ve yönlendirmeler sonucu verildiğini öne sürdü.
Avukat Arık, müvekkilinin özellikle cezaevinde bazı avukatların yönlendirmesiyle ifade değiştirdiğini iddia ederek, savcılık aşamasında da farklı kişilerin beyanları üzerinden baskı oluşturulduğunu dile getirdi. Bu durumun, müvekkilinin iradesini etkilediğini savunan Arık, “En samimi ve özgür iradeyle verilen ifadeler, 22 Mayıs tarihli emniyet ve savcılık beyanlarıdır” dedi.
İddianamede yer alan bazı tanık beyanlarına da değinen Arık, etkin pişmanlıktan yararlanan diğer kişilerin müvekkiliyle herhangi bir ticari ya da kişisel ilişkisinin bulunmadığını belirtti. Bu nedenle söz konusu beyanların da hukuki geçerliliğinin tartışmalı olduğunu ifade etti.
Mahkemede tahliye talepleri değerlendirilirken, yaşanan bu gelişmenin davanın ilerleyen süreçte nasıl bir etki yaratacağı merak konusu oldu. Dava süreci devam ediyor.