
Bundan birkaç yıl önce Türkiye sesleri gür çıkan ve her yerde kendilerinden bahsedilmeyi sağlamış olan kalabalık bir toplulukla tanıştı.
Sayıları milyonlarla ifade edilen topluluk, tıpkı siyasi partiler gibi büyük harflerde ifadesini bulan
EYT-Emeklilikte Yaşa Takılanlar namıyla markalaşmayı ve görünür olmayı başarmışlardır.
Öncelikle tanınır ve görünür olmayı başaran bu topluluk, nihayet 2022 yılının son gününe ramak kala büyük oranda arzularına kavuşmuş gözükmektedir.
Tüm Türkiye’nin derinlemesine bilgi sahibi olduğu için kim bu EYT’liler sorusuna cevap vermeye gerek olmadığını düşünüyorum.
8 Eylül 1999 tarihinden önce sigortalılığı başlayıp da gün sayısını dolduran ve primleri tamamlanmış olan çalışanlarımıza emeklilerin arasına hoş geldiniz diyorum.
Henüz yasalaşmamış olan değişiklik sonrası yeni emeklilerin bu yıldaki sayısının 2 Milyon 250 Bin kişi olacağı bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan vasıtasıyla açıklanmıştır.
Yapılan söz konusu açıklamada ifade edilmemiş olmasına rağmen EYT’lilerin 1 Ocak 2023 itibariyle emekli olabileceği tahmin edilmektedir.
EYT'LİLERİ BEKLEYEN ACI SÜRPRİZLER
Daha fazla durum tespiti yapmayı bir kenara bırakarak Türk insanının emeklilik standartları ve Sosyal Güvenlik Sistemimizin açmazlarına birlikte bir göz atalım.
Önümüzdeki günlerde TBMM’ye sunulacak olan emeklilik düzenlemesi öncesi sayıları 14 Milyona dayanmış olan emeklilerimiz, içinde bulunduğumuz etkisini arttırarak hissettirmeye devam eden hayat pahalılığının ezici etkileriyle baş etme uğraşındadır.
Şimdi bu uğraş içinde olanların sayısı EYTlilerin dahil olmasıyla 16 milyonu aşacaktır
Malum olduğu üzere 2022 sonu itibariyle 3500 liralık taban maaşı ve altında maaş alan emeklilerin sayısı
3 milyon civarındadır.
Söz konusu kişilerin aldığı maaş asgari ücretin ancak %64’üne ulaşabilmektedir.
3500 liralık ücret, TÜRK-İŞ başta olmak üzere çeşitli sendika ve STK tarafından yapılan araştırmalarda tespit edilmiş olan 7785 liranın ancak %45’i kadardır.
3 Ocak itibariyle zamlanması beklenen emekli maaşının, 4 kişilik bir ailede 2 kişi aynı maaşı alsa bile, alınması zorunlu gıda bedeli anlamına gelen açlık sınırı gelirine dahi ulaşamadığı görülmektedir.
Büyük bir bölümü orta yaş gurubunda olduğu halde iş bulamayan EYT’lilerin çoğunluğunun da söz konusu taban maaş veya altında ücret almaya hak kazanacağını düşünürsek, bugün yaşanmakta olan sevincin ne yazık ki uzun sürmesi mümkün değildir.
Emekliler, sosyal devlet anlayışının ortaya çıkmasıyla belirli bir sürede çalışma hayatında yer alan kişilerin maaşından kesilen ücretler ve işverenin yaptığı katkılarla oluşturulan fonlardan gelir elde etmektedirler.
Başka bir açıdan emekliler, fonda biriktirdikleri ve çalışmaya devam edenlerin fona yaptıkları katkılar sayesinde gelir elde etmeye devam ederler.
Modern emeklilik; çalışanların geçmişte çalışıp da bugün itibariyle çalışamayacak durumda olanlara maaşa bağlamasıdır, dememiz yanlış bir tanım olmayacaktır.
Bu nedenle emekli olanların halen prim ödemekte olan çalışanlara oranı kök emekli maaşını oluşturur.
EYT’liler hariç Türkiye’de çalışan 2 kişiye karşılık 1 emekli mevcuttur. Oysa bu sayı OECD ülkelerinde 4’dür.
Söz konusu sayının 8 kişiye kadar ulaştığı ülkelerin olduğu da bilinmektedir.
Bu sayı ne kadar fazla olursa emeklilere aynı oranda yüksek maaşa ulaşmak mümkündür.
EYT’lilerin de emekli olmasıyla birlikte Türkiye’de 1e2 olan oran, 1e 1,7’ye kadar gerileyecektir.
2022 yılının ikinci bölümünde asgari ücret için ödenmekte olan SGK primi 2360 lira olduğunu düşündüğümüzde sağlık gibi diğer giderleri de dahil edince, rakamın ne kadar kritik olduğu görülecektir.
Ortalama emekli maaşının 6 bin lira olabileceği varsayımıyla değerlendirme yaptığımızda, hazinenin bu günkü maaşları ödeyebilmesi için SGK’na yılda toplam maaş tutarının %50’si kadar katkı yapması gerekeceği sonucu karşımıza çıkmaktadır.
EYT’lilerin SGK’na yıllık 100 milyar liralık ilave bir yük getirecek olması, 2023 bütçesindeki ödenecek faiz tutarının 560 milyar lirayı aşmasına karşın elbette büyük bir harcama olmayacaktır.
Ancak sürekli olarak açık veren ve gelecekten yiyen Türkiye bütçesi, bugünkü yapısıyla emeklilerine iyi bir hayat sağlama yeteneğinden çok uzaktır.
İstihdamın 31 Milyon, fiilen çalışmakta olanların sayısı ise 27 milyon mertebesinde olan bir ülkede, 16 milyon emekliye Sosyal Güvenlik fonlarından 25 bin liranın üzerindeki yoksulluk sınırından fazla, hatta 8 bin liralık açlık sınırı üzeri emekli maaşı beklenmesi hayalden öteyedir.
OECD ortalamasına ulaşabilmek için kayıtlı çalışanların en az 50 milyon kişiye ulaşması gerekmektedir.
Türkiye örneğinde bu mümkün değildir!
Diğer önemli bir konu olan en düşük emekli maaşının hiç olmazsa asgari ücret seviyesine çıkarılmasına gelince, bu hükümetin yandaşlara, bazı ayrıcalıklı müteahhitlere ödenenler ile yüksek faizlerle yapılan iç ve dış borçlanma yaptığı ortamda kesinlikle mümkün olamayacaktır.
Neyse ben daha fazla içinizi karartmadan yeni emekli olacak 2.250.000 Türk vatandaşına hayırlı olsun dileklerimi iletiyorum.
2023’ün tüm okuyucu dostlarım için her şeyin gönüllerince olduğu sağlık huzur mutluluk ve başar dolu bir yıl olması dileklerimle yeni yıllarını kutluyorum.
29 Aralık 2022
Ahmet Orhan