Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Kurultay salonlarından, mahkeme salonlarına taşan bu siyasi ve hukuki gerilimlerde yokuz, olmadık ve olmayacağız” açıklamasına sert sözlerle karşılık veren Özel, iktidarın süreçteki rolünü eleştirdi.

Grup toplantısında yaptığı konuşmada Erdoğan’ın açıklamalarının gerçeklerle örtüşmediğini savunan Özel, dikkat çeken bir benzetme kullanarak, “Üzerine çıktığım TOMA’nın şoför koltuğunda oturuyorsun” ifadelerini kullandı. Bu sözlerle iktidarın yaşanan siyasi ve hukuki tartışmaların dışında olmadığını öne süren Özel, CHP’ye yönelik girişimlerin siyasi zeminde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Son dönemde CHP içinde yaşanan kurultay tartışmaları ve yargı süreçlerinin gündemin merkezinde yer aldığını belirten Özel, parti iradesinin mahkeme kararlarıyla şekillendirilmeye çalışıldığı görüşünü dile getirdi. CHP’nin demokratik mücadeleden vazgeçmeyeceğini vurgulayan Özel, yaşanan gelişmeler karşısında partinin birlik içinde hareket edeceğini ifade etti.
Özel’in açıklamaları, CHP’de kurultay tartışmalarının ve yargı süreçlerine ilişkin siyasi polemiklerin önümüzdeki günlerde de gündemde kalacağını gösterdi. Grup toplantısında verilen mesajlar, hem parti tabanına hem de iktidara yönelik güçlü siyasi bir çıkış olarak değerlendirildi.Özgür Özel, konuşmasının bir bölümünde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mahkemenin CHP’ye yönelik mutlak butlan kararına yönelik “Ana muhalefet partisi içinde gerilimler bizi ilgilendirmiyor. Kurultay salonlarından, mahkeme salonlarına taşan bu siyasi ve hukuki gerilimlerde yokuz, olmadık ve olmayacağız” sözlerine tepki gösterdi. Özel, “Erdoğan; hani ‘Hiçbir yerinde yokum’ diyorsun ya, önümüze altı kere barikatlar çektiğin, TOMAları dizdiğin, dolunun altında o üstüne çıktığım TOMA var ya, sen o TOMAnın şoför koltuğunda oturuyorsun, şoför koltuğunda” dedi.
Öte yandan isim vermeden Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştiren Özgür Özel, “Genel Başkanlık görevini bırakabilseydi onun madalyası benimkinden büyük olacaktı” diye konuştu.

Özgür Özel'in açıklamalarından satırbaşları şöyle:
“Türkiye'nin dört bir yanından dayanışma için, partisine sahip çıkmak için, Cumhuriyet Halk Partisi grubuna sahip çıkmak için koşup gelen değerli örgütümüz, belediye başkanlarımız, tüm dostlarımız... Hepinizi saygıyla selamlıyorum, hepiniz iyi ki varsınız.
Meclis çok grup toplantıları gördü. Çok coşkulu, çok kalabalık grup toplantıları gördü. Ama bugün buradaki tablo ve Dikmen Kapı'nın önünde, turnikeler önünde hazır bekleyen, içeri girmek için sıra bekleyen 3200 arkadaşımıza yürekten teşekkür ediyorum.
Bu bir grup toplantısı, o toplantıya katılma değildir. Bu bir sahip çıkma, bir tarihin doğru tarafında durma, bir tarih yazma ve partinin ve ülkenin geleceğine yapılan saldırılara karşı göğüs germe, direnme ve yürüyüşe geçme ziyaretidir.
3 haftalık aranın ardından milletin meclisinde olmamız gereken yerde, olmamız gereken kürsüdeyiz. Biz bildiğiniz gibiyiz, biraz daha ustalaştık taşı kırmakta dostu düşmanı birbirinden ayırmakta.

Bugün her biriniz partiniz saatinin vidasından geliyorsunuz. Siz sokağı bilen sokağı duyan, sokaktaki öfkeyi bilenlersiniz. -Bizim görevimiz bugün bu tepki seslerini bu yüce çatının altına taşımak değildir. Bizim görevimiz bu çatı altına direnci, mücadele ve umut seslerini taşımaktır.
Değerli arkadaşlar, kısaca hatırlayalım. 3 yıl önce bu kara düzeni değiştirmek için hep birlikte yola çıktık. 3 yıl önceki seçimde Tayyip Bey Erdoğan, o seçimde kendisi açısından böyle bir risk görmediği için, istediği gibi bir seçime gitmeyi başardığı için partinin başına bunlar gelmiyordu. Çok kazanmamız gereken bir seçimi; üzerinde çok konuşmamız gereken hatalarımızla, kusurlarımızla, şimdi baktığımızda başka türlü yorumlayabileceğimiz işlerle kaybettik ve kahrolduk. Bu salonda o seçimin ertesi sabahı dışından ya da içinden ağlamayan, gırtlağından ekmek, peynir, zeytin geçebilen, günlerce kendine gelebilen yani kaybetmeyi, bir kez daha kaybetmeyi hazmedebilen kimse olduğuna inanmıyorum bu salonda. Kimse yok! İşte, işte bu anlayış, ‘Bir daha kaybetmemeliyiz, bir daha kaybetmemeliyiz’ diyen anlayış, ‘Yeter artık’ diyen anlayış. ‘CHP değişirse Türkiye değişir, önce CHP'yi değiştireceğiz sonra yönetimi değiştireceğiz, Gazi'nin partisini bir daha iktidara getireceğiz’ diyen anlayış bu ülkede genciyle, kadınıyla, her yaştan tecrübeli ama 10. Yıl Marşı'nda söylendiği gibi her yaştan genciyle hep beraber bir değişime inandılar ve gerçekleştirdiler.
Özel'den Kılıçdaroğluna: Görevini bırakabilseydi onun madalyası benimkinden büyük olacaktı
Cumhuriyet Halk Partililerin kazananıyla, kaybedeniyle o seçimde boynunda yeni bir şeref madalyası vardı. Aynı ülkeyi kuran, Gazi'nin yanında duran, Garp Cephesi Komutanı olan, ülkenin ikinci cumhurbaşkanı olan İnönü'ün 14 Mayıs 1950 günü seçimleri Demokrat Parti'ye kaybettiğinde "Herhalde bunlara vermeyeceksin paşam" diyenlere karşı yaverine not yazıp Demokrat Parti'ye yollayan ve "Paşa devir teslime hazırdır, sizi tebrik etmektedir" diyen İsmet Paşa'nın madalyası var madalyası, demokrasi madalyası. O gün Demokrat Parti, Türkiye Cumhuriyeti'nde seçimle iktidara, yarışla iktidara gelen, iktidarı seçimle değiştiren ilk parti unvanını ve madalyasını alırken; seçimi kaybettiğinde sonuçlarına saygı gösteren ve demokrasinin gerçekten geldiğini tescilleyen madalya da İsmet Paşa'nındı. Bizim kurultayımızda da ilk kez Türkiye'de bir siyasi parti genel başkanı ikili yarışla değişti. Bendeki madalya ne kadar büyükse, o gün o seçimde genel başkanlık görevini bırakanın da o görevi bırakabilseydi, bırakmayı bilseydi madalyası daha büyük olacaktı.

Özgür Özel’den Erdoğan’a ‘mutlak butlan’ tepkisi
Meclis önündeki Manisa'daki on binler, İzmir'deki ve Kızılay'daki yüz binler, yüz binlerle Ataya yürüyüşümüz, Anıtkabir'in, Anıtkabir'in bir kararla dolup taşması ve artık bu yürüyüşün bambaşka bir aşamaya başlaması son derece önemlidir, son derece milattır, çok önemli bir milattır. Şimdi Erdoğan dün bir konuşma yapmış, 10 gündür ağzını bıçak açmıyor, ölçüyor biçiyor görüyor neler olduğunu görüyor, şimdi nedamet getiriyor ve 10 gün sonra ilk konuştuğunda dönüyor diyor ki, ‘Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz. Hiçbir yerinde yokuz.’
“Vallahi ‘Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz’ diyor”
Vallahi ‘Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz’ diyor. Bana, bize haksız, kendilerince yapışmayacak bir FETÖ yapıştırması yapmaya kalktıklarında bize sahip çıkan sevgili Ahmet Tatar burada, kumpasları çok iyi bilir, Genelkurmay Başkanımız İlker Başbuğ, Tuncay Özkan, Mustafa Balbay, Mehmet Haberal çok iyi bilir, o kumpaslarda sen nerede duruyorsan şimdi de tam orada duruyorsun, tam orada.
“Sen o TOMA’nın şoför koltuğunda oturuyorsun”
Şimdi şunu söyleyeyim, şunu söyleyeyim Erdoğan; hani ‘Hiçbir yerinde yokum’ diyorsun ya, önümüze altı kere barikatlar çektiğin, TOMAları dizdiğin, dolunun altında o üstüne çıktığım TOMA var ya, sen o TOMAnın şoför koltuğunda oturuyorsun, şoför koltuğunda. 21 Mayıs'ta, 19 Mart'ta darbeyi yapan da, 21 Mayıs butlan darbesini yapan da, ardından polisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu partiye sokan da, bunların hepsini yapan sen, senin şımarttığın İstanbul Cumhuriyet Başsavcın, ödüllendirdiğin bakanın, tapularının hesabını veremeyen o kadar malı mülkü ne yaparak edindiğini senin de açıklayamadığın, açıklatmadığın celladının elinde talimatı sen verdin "Kes bunların boynunu" diye.
Bu mesele CHP içinde bir mesele değildir. Bu mesele Erdoğan'la, rejimle, millet arasında bir meseledir. Buradan Erdoğan'a şunu hatırlatmak isterim: 15 Temmuz darbesine kadar az zulmetmedin. 15 Temmuz darbesinde şımarttıkların, ne istediyse verdiklerin, sırtını sıvazladıkların, altına F-16 çektiklerin bu meclisi bombaladı, altına tank verdiklerin bu milleti ezdi. O gün, o darbeye karşı, o darbeye karşı ilk telefonu ben açtım AK Parti'ye.
Milletvekillerimizle birlikte 15 kahraman arkadaşla, 15 kişi vardık Ankara'da, kapalıydı meclis, kapalı meclisi açtırdık. Çıktık, ‘Yüz yıllık partiyiz’ dedik, ‘Yeneriz yeniliriz ama darbecilere teslim olmayız, seçilmiş, seçilmiş parlamentonun, seçilmiş parlamentonun, demokrasinin arkasındayız, darbenin tam karşısındayız’ dedik. Ertesi sabah bu tutumumuza teşekkür iletenler, önümüzde taziye gibi tebrik kuyruğuna girenler, Erdoğan'a gidip de Özgür Özel'in, Cumhuriyet Halk Partisi'nin durumunu söyleyenler, A Haber'de bize ‘Beklenmedik bir şey, daha önce çok olumsuz şeyler söylüyordu, bu gece tarihi bir tutum aldı" diye sabaha kadar yayın yapanlar şunu kendi kendilerine bir hatırlatsınlar: Biz o gün en büyük rakibimize darbe yapıldığında ‘Olmaz’ demiştik, ‘Biz burada duramayız’ demiştik.”
GRUP TOPLANTISINA MANİSA'DAN BELEDİYE BAŞKANLARI, İLÇE BAŞKANLARI VE YÖNETİM KURULU ÜYELERİ DE KATILDI




