Özkaya, şap hastalığı belirtisi görülen hayvanların derhal diğerlerinden ayrılarak yetkililere bildirilmesinin, Türkiye hayvancılığının geleceği açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.
“Şap, Yeni Bir Hastalık Değil”
Özkaya, şap hastalığının ilk kez görülen bir hastalık olmadığını belirterek, “Virüs kaynaklı ve yüksek derecede bulaşıcı bir hastalık olan şap ile mücadele aşı ile mümkün. 1950 yılından bu yana bakanlığa bağlı Şap Aşı Enstitüsü aşı üretmektedir. Ancak virüsün yeni varyantları çıkmaya devam ediyor. Şu anda 81 ilde görülen salgın, yeni bir varyanta bağlıdır ve aşı üretimi hastalık etkeninin tespitiyle yapılmaktadır” dedi.
Hızla Bulaşan Bir Tehdit
Şap virüsünün; hava, yem, saman, insan, hayvan taşıyan araçlar gibi pek çok yolla hızla bulaşabildiğini söyleyen Özkaya, bakanlığın aldığı tedbirlerin yerinde olduğunu belirtti. “81 ilde hayvan pazarlarının kapatılması ve hayvan naklinin sadece kesimhanelere izin verilmesi, salgının yayılmasını önlemek için doğru bir karardır” ifadelerini kullandı.
“Gizlemek, Zararın Katlanmasına Neden Olur”
Özkaya, bazı hayvan sahiplerinin hastalığı gizlemeye çalışmasının yanlış olduğunu vurgulayarak, “Şap hastalığı ile bireysel mücadele mümkün değildir. Hastalığı gizlemek, yalnızca diğer hayvanlara bulaşmasına neden olur ve bu hem size hem de ülke hayvancılığına büyük zarar verir” dedi.
Covid-19’a Benzetme
Şap hastalığını, tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 virüsüne benzeten Özkaya, “Bu hastalıkla mücadelede en etkili yöntem, izolasyon ve aşıdır. Tek bir mucize aşı yoktur; yeni türler çıktıkça aşı üretimi devam edecektir” şeklinde konuştu.
Aşı Zorunluluğu
Özkaya, şap aşısının zorunlu olduğunu, bölgelere göre yılda 2 veya 3 kez yapılması gerektiğini hatırlattı. Bakanlığın aşıyı temin ettiğini, hayvan sahiplerinden yalnızca küçük bir uygulama bedeli alındığını belirten Özkaya, “Salgının durdurulmasında hayvan sahiplerine büyük görev düşüyor. Daha duyarlı ve titiz davranmak zorundalar” dedi.