Ülkücülere Mektup / Ahmet Orhan Yazdı...

Yaşadığı büyük bir sarsıntı ile hafızasını kaybeden bir insana tedavi olarak yine aynı şiddette bir sarsıntı yaşaması gerektiği söylenir.

Ülkücülere Mektup / Ahmet Orhan Yazdı...

Yaşadığı büyük bir sarsıntı ile hafızasını kaybeden bir insana tedavi olarak yine aynı şiddette bir sarsıntı yaşaması gerektiği söylenir.

Teknolojik tabirle resetlennek ve fabrika ayarlarına geri dönmek sancılı olur fakat bazen de tek çözüm budur.

Rahmetli Sinan Ateş’in şehadeti yıllardır konuşmayan, “büyüklerin vardır bir bildiği “ diyen ülkücü camiayı konuşmaya, hatta sesini yükseltmeye yöneltti.

Yaşanılan acının ve akabinde cereyan eden gelişmelerin travma boyutundaki şiddeti, ülkücü yapıyı baştan ayağa tamamen etkiledi.

Madem örtü açıldı, kilitler kırıldı bizde gözlem ve düşüncelerimizi, teşhis ve önerilerimizi buradan, sizlerle birlikte ifade edelim.

Üniversite yıllarımda, mensubu olduğum ülkücü hareket ile bugün mensubu olduğum ülkücü hareket arasındaki farkları, gelinen noktayı kendimce yazmaya çalışacağım.

-Bugün Sivas’tan ilerisinde Anadolu’nun kuzeyi hariç olmayan, oy bile alamayan Kürtleri kendine küstürmüş, ırkçılıkla suçlanan ve bu anlamda kendini bir türlü anlatamamış bir parti var.

Hâlbuki rahmetli başbuğun bizzat görevlendirdiği merhum Vedat Güldoğan döneminde özellikle Diyarbakır, ülkücülerin en güçlü taban bulduğu merkezlerden biriydi.

Bu durumda cevabı aranması gereken soru;

En az yirmi beş vilayette olmayan bir partinin iktidar yürüyüşü başlatması nasıl mümkün olur?

İktidar olunsa bile tüm vatandaşların tamamına hitap etmeden nasıl başarılı bir yönetim ortaya konulabilir, olacaktır.

- Ülkücü Hareket doktriner zeminden değişken duygu zeminine geçmiş, neyi ve neden savunduğunu dahi tam anlamıyla bilemeyen bir harekete evirilmiş durumdadır.

-Beka meseleleri dışında günlük hayatın gereklerinden, çözüm arayışlarından kopmuş, hiç olmazsa düşünce zeminde üretkenliği olmayan bir yapıdan liyakat sahibi ülkücü kadrolar çıkabilir mi?

-Ya Ülkücülerin sesinin sadece şehit cenazelerinde duyulmasına, Türkiye’deki yolsuzluk, soygun ve hırsızlıklarda sessiz kalışlarına ne demeli?

-Bu gün az yeriz yarın çok, bu gün az giysimiz olur yarın çok, ama ülke elden giderse ne yiyeceğimiz bir şey ne giyeceğimiz elbisemiz olmaz diyerek, Türkiye’nin sorunlarını nasıl görmezden gelebiliriz?

- Eskiden ülkücülük bir yaşam tarzı olarak kabul edilirdi. Salt bir fikir sistemi olarak değil.

Şimdi birahanede sarhoş olunca çıkan ve tekbir getirenler ülkücü harekette en ön saflarda yer bulabiliyorlar.

Bu şartlar altında kim davamız “İlayı Kelimetullah” davasıdır diyebilir?

Milletvekilliği, belediye başkanlığı il ve ilçe başkanlığı adaylık süreçlerinde ülkücü değil de toplumun popüler isimlerine öncelik verilme stratejisi uzun vadede bize teşkilatları kaybettirdi.

 - Lider, teşkilat, doktrin üçlemesi yanlış yorumlandı.

Bu yaklaşım içinde düşünme ve düşünceyi dile getirme özgürlüğü elinden alınması Ülkücü Hareketi sivil bir yapı olmaktan çıkarmış, onu militarist yapıya dönüştürmüştür.  –Böyle bir yapının, çağın değerlerini yaşayan demokratik toplumlarda yerinin olması mümkün değildir.

Ülkücü Hareketin siyasi merkezi olan MHP’nin giderek genç seçmenden uzaklaşmasının önde gelen nedeni işte bu gerçektir.

Yıllarca emek verilerek oluşturulan “kendi seçmenini yetiştiren” parti imajı da yıkılmış durumdadır.

İlk defa oy verecek gençler arasında yapılan araştırmalarda daima birinci olan MHP bugün itibariyle 4.sıraya gerilemiş durumdadır.

Kral çıplak, gerçek görülmelidir!

Ülkücü Hareketin olaylar karşısında tavırsız, tepkisiz ve her zaman yukarının emrine amade bir kitleye dönüşmüş olması, her şeyden önce Türkiye’ye ve Ülkücü Hareketin kendisine bir faydası olmamıştır.

Yukarıda sıraladığım ağır ama tamamen gerçek olan tespitlerin hepsi yılların süzgecinden geçirilerek yaşanmış olayların yarattığı değişimin sonucudur. 

Söz konusu tespitlerin ispatı olsun diye, yaşanmış olayları tek tek burada sıralamaya ihtiyaç olmadığı kanaatindeyim.

Onun yerine bugün içinde bulunduğumuz durumdan çıkış yolunu tespit etmek daha çok önem arz etmektedir.

Sinan Ateş şehadeti ile yaşanılan sarsıntı gerçekten fabrika ayarlarına geriye, köklere dönüşün önüne açarsa rahmetli şehadetiyle Ülkücü Harekete büyük hizmet etmiş olacaktır.

Hiç şüpheniz olmasın ki öze dönüşte, muhakkak ki dirençle karşılaşılacak ve zor olacaktır. 

Mevcut yapının sağladığı konfor alanlarını kaybedecek olanların direncini öngörmek gerekiyor. 

Bu süreçte her ülkücüye görev ve sorumluluk düşüyor. Özellikle Ülkücü Hareketin aksakallıları ve kanaat önderleri uygun bir yol haritasıyla belirleyici olmalıdır.

Türk Milliyetçiliği hareketinin son yıllarda çok partili bir döneme geçtiği sosyolojik gerçeğini kabul ve takdir edilerek kimseyi küstürmeden, ötekileştirmeden sürecin yürütülmesine hassasiyet göstermek yerinde olacaktır.

İçinde bulunduğumuz çağ tam anlamıyla milliyetçilik çağıdır. En sağdan en soluna ister ulusalcılık ister milliyetçilik deyin her siyasi yapı aynı söylemler içinde siyaset yapar hale gelmiştir.

Elbette mikro milliyetçilik, etnikçilik yapmak suretiyle bütün yerine belli bir kitleye hitap eden bölücüler konumuz dışındadır.

Sözün kısası, milliyetçilik ülkemizde yükselen bir değerdir. HDP hariç tüm partiler milliyetçi-ulusalcı tavır geliştirdiklerini kabul etmek gerekir.

Maalesef içinde bulunduğum eksen kaymasına, uzaklaşılan ideolojik duruş ve bir türlü istikrarlı büyümeyi temin edemeyen bir partiye rağmen Türk Milliyetçiliğinin yükselişini görmezden gelemeyiz.

11 Ocak 2023

Ahmet Orhan

Güncelleme Tarihi: 11 Ocak 2023, 20:29
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Çınar
Mehmet Çınar - 4 yıl Önce

Çok partili dönem MHP içinde kalanlarca artık kabul edilmeli, kendi kendilerine gidenleri hainlikle suçlamak boşuna. Zaten en doğru olanı buydu. Bütün tespitlerinize harfiyen katılıyorum

Yunus şimşek
Yunus şimşek - 4 yıl Önce

Gerçek bir ülkücü bu yazının altına imza atar. Ayrıca demokrasi artık özümsenmeli ve herkes birbirine saygı duymalı. Ülkücü hareketin tek kurtuluşu bu makalede yazıyor

Ahmet Orhan
Ahmet Orhan - 4 yıl Önce

Değerli Manisa Son Haber takipçileri Ülkücü hareketin içinde bulunduğu durumla ilgili kaleme aldığım makalemi öncelikle okumaya layık gördüğünüz için teşekkür ediyorum. Ayrıca yazımda vermek istediğim mesajı bu derece isabetle ve aynı istikametteki görüşlerle kabul etmiş olmanızdan büyük sevinç duydum. Yorum yapmak suretiyle yaptığınız katkıya tekrar teşekkürlerimi sunuyorum

Ali Karadeniz
Ali Karadeniz - 4 yıl Önce

Ben çok partili olunmasını olumlu karşılıyorum fakat MHP nin tekrar ülkücülerin kontrolünde siyasi hayatını sürdürmesi gerektiğini düşünüyorum tabi bunu başarmak kolay değil

SIRADAKİ HABER