Medyascope’tan gazeteci Ruşen Çakır’a konuşan İmamoğlu, savcının kendisine söylediğini iddia ettiği sözlerle adalet sistemindeki tarafsızlık ve bağımsızlık tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
“O Sözler Karşısında Şok Oldum”
İmamoğlu, ifadesinin alındığı bir soruşturma sonrası yaşadıklarını şöyle anlattı:
“İfadem bittikten sonra avukatlarımla birlikte savcının odasından ayrılmak üzereyken, savcı ayağa kalktı ve bana; ‘Ekrem Başkan, kusura bakmayın. Yarın siz cumhurbaşkanı olursunuz, masanın bu tarafına siz oturursunuz. Ben diğer tarafa geçerim, o zaman da siz bizi yargılarsınız’ dedi. Bu sözler karşısında yaşadığım hayal kırıklığını anlatamam.”
İmamoğlu, savcıya verdiği yanıtı da paylaştı:
“Bu nasıl bir söz böyle, savcı bey? Ben sizi yargılamak için mi cumhurbaşkanı olacağım? Siz kim, biz kim? Neyin tarafıyız? Biz bu ülkeye adalet gelsin diye uğraşıyoruz. Çok yazık…”
“Beyaz Toros’un Ne Anlama Geldiğini Bilmiyor musunuz?”
İmamoğlu, kamuoyunun tepkisini çeken “Beyaz Toros” polemiğine de değindi. İfadesini alan savcının odasında Beyaz Toros görseli olduğunu, bu sembolün Türkiye’nin yakın tarihindeki karanlık olayları hatırlattığını söyledi.
“Hiçbir açıklama yok, hiçbir yalanlama yok ama susturma çabası var. Neyi susturuyorsunuz? Beyaz Toros’un ne manaya geldiğini bilmiyor musunuz? Hem masasına bunu koyacak hem de tarafsızlığını kaybetmiş bir şekilde yüzüme karşı böylesine vahim sözler sarf edecek…”
“Yargı, Siyasetin Memurluğunu Yapıyor”
İBB Başkanı, Türkiye’deki yargı sistemine dair sert eleştirilerde bulundu:
“Biz adalete, devlete ve toplumun ortak vicdanına güvenen insanlarız. Ancak yıllardır özellikle siyasi davalarda tarafsızlık ve bağımsızlıktan bahsetmek mümkün değil. Siyaset emri veriyor, yargı ise maalesef bu emirlerin memurluğunu yapıyor. En kötüsü de bu durumun artık normalleşmiş olması.”
“Bu Zihniyet Adalet Dağıtamaz”
İmamoğlu, yaşadıklarının yalnızca kendi meselesi olmadığını, Türk yargısının itibarının ve halkın adalet duygusunun zedelendiğini ifade etti:
“Bu zihniyetle adalet sağlanamaz. Bu ülkede yaşanan kumpas süreçlerini gördük. Yargı mensuplarımızın, Anayasa’ya ve toplumsal vicdana uygun hareket etmesi şart. Bu sadece bizim değil, hepimizin ortak geleceğiyle ilgili bir mesele.”