Ha Diker, ha Temiz, ha Alaşehir, ha Demirci, hepsi aynı yere çıkıyor

Türkiye’de tarafsız basın, bağımsız yargı, kuvvetler ayrılığı gibi demokrasinin olmazsa olmazı değerlerin itibarsızlaştığını, halkın yapılan birçok ankette basında çıkan haberlere inanmadığı, yargıya güvenmediği gibi sonuçlarda ortada öyle duruyor.

Manisa- Alaşehir Devlet Hastanesinde patlayan, içinde AKP’li yöneticilerin ve yakınındakilerin de içinde olduğu iddia edilen, Seks Skandalı iddiaları, eski bir Manisa Milletvekili Tevfik Diker tarafından ortalığa saçıldı.

İlk zamanlar bunu siyasi bir iddia gibi görenler, çok önemsemedi, çok üstünde durmadı. 
Oysa Diker’in hem siyasi yaşantısında, hem de siyaset dışı faaliyetlerinde, “temiz siyaset”, “ahlaki değerler” “ vatana sadakat” gibi başlıkların ön planda olduğu, araştırmacı yazar yönüyle yıllar öncesindeki öngörülerini kitaplarında yazıp çizdiğini, devletin akciğerlerindeki yıpranmayı, devletin çelik gibi yapısındaki metastaz risklerini, yaşadığımız başta 15 Temmuz hain Fetö darbe girişimi gibi bir sonuca gelen ihanetin yaşanabileceğini,  bir vatansever olarak insanları ta o günlerde uyardığını, geçen zaman içinde de ne kadar haklı çıktığını unutuyoruz.

Diker’in Yolsuzlukla Mücadele Derneği’ni kuran, faaliyet gösteren Türkiye’de seçilmiş, 2 dönem TBMM’de yer almış tek parlamenter olduğunu da burada hatırlatmak isterim.

Tevfik Diker’in Alaşehir Devlet Hastanesi ve AKP teşkilatının da içine düştüğü skandal iddiaları sosyal medya hesabından paylaşarak, kendisine gelen bilgi belge ve görüntüleri de demokratik hukuk devletine inanmış, her Türk vatandaşı gibi ilgili Bakanlığa ve Valiliğe ulaştırması, yetkilileri göreve çağırması, milletvekillerini bürokrasiyi harekete geçirmesi bence nasırlaşmış vicdanları bile yumuşattı.

TEVFİK DİKER İLE ORTAK NOKTAMIZ ÇOK

Diker’in bu açıklamalarını Manisa Son Haber sitemizde ben de habere dönüştürerek, benimde mağdur olduğum, duyarsızlık ve vicdanların nasırlaşması, üç maymunu oynayan hiyerarşik yapının uyanması konularının benzerliğinden olacak, Diker’in bu çabasına ilgiyle ve hayranlıkla yaklaştım.

Alaşehir’de yaşanılan pislikler, Demirci’de de yaşandı.
Yazılmadı çizilmedi diyebilirsiniz, duyulmadı diyemezsiniz.
Demirci’de de buna benzer işler günlerce konuşuldu, hatta bu işlere kalkışanlar olaylar yatışana kadar, başka yerlere görevlendirildi. Bunu neden yazıyorum, yine benzeştiği için, buna benzer işler ortaya çıkınca, kamera kayıtlarının incelendiği, kayıp zamanın içindeki kayıpların, cevapsız soruların olduğu gerçeği, Demirci’de de ortaya çıktı.
Fakat iş resmiyete binmedi. Bir tanesi çıkıp mağdurum demedi. Oysa mağdur olanlar, gururu incinenler ve hatta ihaneti yaşayanlar olmadı mı? Benim hayat felsefeme göre oldu. Fakat sustular. Onlar susunca, kurumlar işi gereği gibi yapmayıp, ön adamlarda bu işi ustalıkla kapatmayı becerdikleri için, işler ayyuka çıkmadı.

Yakın zamanda Demirci’de yaşanan rezalet, çok konuşulan ama resmiyete yansımayan aynı benzer durumda da sonuç değişmedi, taraflardan biri kendisine yapılan ihaneti gidip bağırarak, çağırarak halletti. Basına gelmedi, yargıya da gitmedi. Kısaca Demirci’de bu iş bıçağın ucundan döndü, unutuldu gitti. O haltı yiyenlerden biri başka yere atanarak, bu işten sıyrılmış oldu.
Bu satırları okurlarsa onlar kendilerinden bahsettiğimi, bu olaylara yakın plan şahitlik edenlerde, neden bahsettiğimi çok iyi anlayacaklardır.
Diyeceğim şu, haberimiz var yani. Hem de en ince detaylarından.
Ama hayat bu, gerçekler bir gün mutlaka ortaya çıkar kuralı geçerlidir.
Alaşehir benzeri D.B. isimli kadının yaptığını, bakarsınız gün gelir Demirci’de de başka biri yapıverir, tüm kirli çamaşırları ortaya döküverir.


Demirci’de geçtiğimiz son beş yıl içinde AKP’li Demirci Belediye Başkanı Selami Selçuk’un, yasalara aykırı, hukuk dışı, kul hakkı gözetmeyen ve hatta mobinge varan icraatlarını önce habere dönüştürmem, sonra Cumhuriyet Savcılıklarını, Valiliği ve Bakanlığı harekete geçirmem bile işte bu vurdumduymazlık, “bizim partinin adamı” gibi yaklaşımlar yüzünden, sonuç olarak ortaya çıkmamıştı.

Kamunun kaynaklarını har vurup harman savuran, yandaşlarına işi kılıfına uydurup, bazen de uyduramayarak, ahlakla, yasayla ve inancımızdaki “ kul hakkı gözetme” olgusuna ters, onlarca icraatını hem kamunun önüne haberlerimle, hem de yargının önüne belgeleriyle koyarak, bugün Sayın Diker’in yaptıklarına benzer şeyleri, bende geçen son beş yıl içinde gerçekleştirmiştim.

Bu fırsatla söylemeliyim ki, AKP’li başkan Selçuk ile ilgili yaptığım hiçbir haberim resmi bir açıklama ile yalanlanmadı. Hiçbir haberim için şahsım adına yargı yolu açılmadı. Mahkeme kararı ile tekzip çıkmadı, yaptığım haberlerde ortaya koyduğum hiçbir evrakın, belgenin sahte olduğu söylenemedi. Aksine ortaya koyduğum tüm belge ve bilgiler yerine göre Savcılıklar, yerine göre mutemetler ve hatta yerine göre Bakanlığın tayin etmek zorunda kaldığı müfettişler tarafından da adeta teyid edildi.

Yaptığım suç duyurularından bir tanesi için bile “kovuşturmaya yer yoktur” kararı çıkmadı. Aksine savcılar bu ihbarlarımı değerlendirdi, soruşturmayı tamamladı. Yasa gereği İçişleri Bakanlığı’na Başkan Selçuk’u yargılayabilmek için izin isteyen resmi yazışmalarını bile yaptı.
Dosyalar İçişleri Bakanlığı, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğüne gitti ve ulaştı, uzun süredir “ tık” sesi bile yok.

Oysa sonuçlanmış olsa, işlenen suçların TCK’daki karşılıkları oldukça ağır. En azından 31 Mart Seçimlerinde Selçuk’un yeniden aday yapılması mümkün değildi. Seçim öncesinde de dosyaların vahameti göz önünde tutulsa, kayrılmasa, bizim adam ifadesiyle korunmasa, görmezden gelinmese, bu dosyalarda olanlar,  bakanlığın kayyum ataması yapabilecek derecede belirgin suçları içine alan iddialarımı barındırıyordu.

Diyeceksiniz ki sonuç ne oldu?

Bunu ifade ederken, bugünlerde Sayın Diker’in yaşadıkları ile benim yaşadıklarımın da benzeştiğini yazmak zorundayım.

Konu yine iktidar partisinde yer tutmuş, partinin tüzel kişiliği ve muhafazakâr demokrat çizgisiyle bağdaşmayan kişiler ve eylemleri.

Buna rağmen, iktidar gücüyle yargıyı, kurumları etki alanının içine almış bir erk yapı, bu işleri kapatmaya, görmezden gelmeye, sümen altı yapmaya devam ettiği için, bizler sonuca ulaşıp, sonucu milletin önüne koyamıyoruz.

17 yıllık Recep Tayyip Erdoğan iradesi ve AKP iktidarının ülkeyi getirdiği durum tam da bu ifade ettiğim olaylar.

Türk Demokrasisi yaşadığı tüm acı tecrübelerden, demokrasisini ve yargısını daha da güçlendirerek, daha da güncelleyerek, merkezinde insan olan değerleri daha da geliştirerek bugünlere gelmiştir.

Türkiye’de siyasi partiler, belli programlar, belli tüzüklerle demokrasi içinde sahaya indiklerinde, millete gittiklerinde bu kendilerini ifade ettikleri program ve tüzüklerle oy olarak karşılık bulmuşlardır.

Yıllar yılları kovaladı, Recep Tayyip Erdoğan ve AKP yola mağdur edebiyatıyla çıktı, hukuksuzluktan, adalet mekanizmasının tarafsız çalışmadığından dem vurdu, oy aldı, hükümet oldu.
Literatürümüze “vesayet” dedikleri bir ifadeyi sokarak işe başladılar.
 
Aradan geçen süre içinde bu ülkeye öylesine acı tecrübeler yaşattılar ki, telafisi mümkün olmayacak, ülkenin gidişatını bozacak fiyaskoları, iflas eden politikaları yaşattılar.

Gülen cemaatine yakınlıklarıyla darbe girişimi, açılım süreci gibi bir öngörüsüz politikayla ilçelere illere tünellere şehit vererek girilebilen o kan kokan, barut kokan, bayraklı tabutların her gün geldiği, anaların, gelinlerin, bebeklerin ağlaştığı, millet olarak kahrolduğumuz vizyonsuzluk sürecini yaşattılar.
Yargıyı cemaatin kollarına, eğitimi, TSK’yı, Emniyeti cemaatin iradesine teslim ettiler.

Bu milletin sokakta üstlerine atılan bombaları, Ankara’da alçaktan uçan helikopterlerden gazi meclisin bombalara hedef olmasını, çözüm sürecindeki bilinçli zafiyet ve söylevlerden, tünel terörünün hortladığını hatırlatmadan geçemeyeceğim.

Bu felaket dönemlerini hep birlikte yaşadık, kaç insan mağdur oldu. Dramlar ortaya çıktı. 
TSK’nın çelik gibi yapısı, düzmece açılan davalarla tenekeye dönüştürüldü.

Bir nesil, eğitimsiz, özgüvensiz, liyakatsiz ve emeksiz bir yerlere geldi. Çürüme başladı, tuz bile son süreçte maalesef koktu.

Son süreçte de Sayın Diker’in TV programında ifade ettiği atasözü “ Balık baştan kokar” her şeyi en iyi ifade eder şekle geldi.

Sayın vekili, günlerdir yakın plan takip etme şansı buldum. Günlerini, gecelerini, zamanını ve hatta ailesine evine ocağına ayıracağı zamanı bile feda ettiğine şahitlik edebilirim.

Son beş yıllık süreçte ben de öyleydim. Zamanı tükettim. Paramı tükettim.
En çok kahrıma giden de kargolara ve PTT’ye verdiğim paralar.

Paralar nispeten neyse de, bir inancı yitirdim.

Külliyeye gönderdiğim dosyalar, belgeler, defalarca, ısrarla yolladığım PTT taahhütlü zarflar.
CİMER’den zihnimi delercesine düzgün cümlelerle yazdığım ihbarlar, şikâyetler, bilgilendirmeler.
Tek bir yazıma dönüş yapıldı.
AKP içinde yer tutmuş, partinin ve iktidarın nimetlerini, kendi cepleri ve uçkurları için kullananlar için yazdığım yazıydı o da.

Sayın Cumhurbaşkanına Külliye’de muhtarları topladığı gibi, il, il ve hatta ilçelerden de mahalli gazetecileri çağırın dinleyin, size ulaştırılmadığına inandığım bilgileri bire bir, milletin vicdanının sesi olan mahalli gazetecilerden, tamamen organik ağızlardan öğrenin demiştim. Bu AKP’nin içine düşeceği bataklık felaket günlerini ta o günlerden haber vermiştim.

Dönüş şu “öneriniz benimsenmiştir, bununla ilgili çok yakın zamanda bir çalışma başlatılacaktır”
O çalışma başlatılamadı.
Yalakalık ve vakumlanmış beyinleriyle,  Cumhurbaşkanına doğru bilgileri vermediler.
Düzeni bozmamak için, bazı entrikaları ona gelmeden, çöplerini halının altına süpürdüler.

Bu süreçten de demokrasimiz ve hukukumuz çok zarar görmesine rağmen, umarım millet uyanır, inşallah bu vazgeçemeyeceğimiz değerlerimiz daha da gelişerek çıkarız.
Tüm dileğim, hak, hukuk, adalet ve demokrasi.

İstanbul seçimlerinin hikâyesini tarih notuna düştü.
Umarım Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan’da bu notu cebinde gezdiriyor, sebep arıyordur.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'A SESLENİYORUM

Buradan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir çağrı da ben yapmak istiyorum. 
Sayın Erdoğan, Tevfik Diker, Mustafa Temiz gibi vatansever, adalet, hukuk ve demokrasinin gücüne inanmış, gerçekten temiz siyaset isteyen ve kul hakkı gözeten insanlara kulak verin. Onların ortaya koyduklarını ciddiye alın. Çünkü Diker’de Temiz’de mert, sözünün arkasında, dik duran, yalpa yapmayan, inandıkları değerlerin dışında sizden ve hiçbir kimseden bir beklentisi olmayan insanlardır. Daha da kısa ifadeyle. Onlar adam gibi adamdırlar.

Siz zamanında şiir okumaktan dolayı adaletsiz, hukuksuz bir şekilde haksızlığa uğradığınız günlerde de, biz o zamanda size uygulanan hukuksuzluğun, adaletsizliğin ve haksızlığın karşısındaydık.
Sizin yapılacak anayasa değişikliğiyle siyaset yapmanıza mani durumun kalkmasını savunuyorduk.
Milletin gönlüne girmiş birinin, sandığa da girmesi için, dilimiz döndüğünce yazdık ve söyledik.
Ben arabamda sizin o dönem çıkardığınız şiir kasetini bangır, bangır çalarak geziyordum. Okuduğunuz İstanbul şiirini sizinle birlikte bağıra bağıra okuyarak bu protest yaklaşımı gösteriyordum.
Ben nerden bilebilirdim ki, o gün hukukunu savunduğum insanın, bugün benim hukukumu ve adaletimi görmezden geleceğini.
Ben nereden bilirdim ki, gönderdiğim dosyaların çöpe, emeklerimin boşa gideceğini.
Ben nerden bilirdim ki, haksızlığa uğradığına inandığım, hakkını savunduğum adamın iradesiyle yönetilen bir ülkede, gün gelecek, hukuk boynunu bükecek, vicdanlar buz kesecek.
Ben nereden bilebilirdim ki, hukukun üstünlüğü ilkesinin, haksızlıktan bu makamlara gelmiş birinin döneminde ilkelilikten çıkacak.
Ben nereden bilirdim, “kul hakkı” kavramının yüreğimizde hissettiğimiz, dilimizde söylediğimiz şeklinden başka yerlere çekilecek veya üstü örtülecek.
Umarım Sayın Erdoğan bir şekilde bu mesajımdan haberdar olur.
Sayın Diker Tv’den, ben buradan sesleniyoruz.
Valla biz para, pul, şöhret, itibar değil adalet istiyoruz.
Kalın Sağlıcakla.

07 Temmuz 2019
Mustafa Temiz

YORUM EKLE
YORUMLAR
Akif Arslan
Akif Arslan - 5 ay Önce

Mustafa bey, tebrik ederim. Tevfik Diker yüreği vatan sevdasıyla atan, Cumhuriyet değerlerini sahiplenmiş, Atatürkçü cesur bir siyaset adamıdır. Kendisini bir Manisalı olarak sürekli takip eder ve takdir ederim. Sizin de ondan aşağı kalır yanınız yok yüreğimizde..Ülkemizin son süreçteki yaşanılanlarını ne kadar güzel ifade etmişsinizdir. Ben de duyarlı bir vatandaş olarak Sayın Erdoğan’ın sizin ve Sayın Diker’in çağrılarına karşılık vermesini istiyorum. Hatta bu konuda eşime dostuma Cimer yoluyla ulaşmalarını tavsiye ve rica ettim..sizleri Cimer’de yazıp çizeceğiz. Size ve Sayın Tevfik Diker’e en derin sevgi, selam ve şükranlarımı sunuyorum iyi ki varsınız, iyi ki sizin gibi mert ve cesur insanlar bu topraklarda nefes alıp veriyor..

Erol Erdem
Erol Erdem - 5 ay Önce

Mustafa Kardeşim adamsın diyorum. Bu yazıyı okurken inan titredim. Ne kadar güzel ifadeler onlar. Nasıl bir yaratıcı beyinsin, seni seviyorum. Bu kadar cesaret ve bu kadar kalemi iyi kullanan bir bünye nadir yetişiyor .Sayın Milletvekili Tevfik Diker tıkanan kanalizasyona kılavuz saldı, Alaşehir patladı. Kendisini kutluyorum..Her yerde var bunlar.Uçkur, cep düşkünü ahlaksızları Ak Parti’den temizlenmeliler. Erdoğan hiç sağa sola sarmasın, etrafını ve çevresini kollasın, bu adama da doğru bilgileri vermediler, yanıltıyorlar ve devam ediyorlar. Bir emekli öğretmen olarak siz ve sayın milletvekilini kutluyorum

Nezahat Koçak
Nezahat Koçak - 5 ay Önce

Müthiş bir yazı. İnanın gazetelerde, sitelerde böyle yürekli yazarları mercekle arar olduk. Tevfik Diker vekilim, sizler varolun sağolun. Vicdan azabı çektiriyorsunuz, VİCDANLARI KANATIYORSUNUZ . Bu halkı sizin gibi insanlar silkeleyip kendine getiriyor.
Tevfik Diker, Mustafa Temiz diye yazılır "adam" diye okunur NOKTA..