
En başta söyleyeyim, üç maymunu oynamayı huy edinenler bu yazımı okumasın.
Son gelişmeleri bilmeyenler, olan biten umurunda olmayan hiç okumasın bu yazının hatta haber sitesinin önünden bile geçmesin..
Bilgisi yok ise ve yazdıklarımdan niyet okuyuculuğu yapıp yorum falan da yazacaksa aman diyeyim yazmasın. Çünkü bilgisi olmayanın fikri olmaz.
Sadece okuyun ve okuduklarınızı yaşıyor musunuz farkına varmaya çalışın...
Aşağıda genel ifadelerle belirttiğim şeyler gözünüzün önünden geçen olaylar mı?
Tarih boyunca birçok lider, kendi iktidarını koruma uğruna ülkesinin geleceğini riske atmış, adalet ve hukuk sistemini çökerten politikalar izlemiştir.
Bu tür yöneticilerin psikolojisini anlamak, onların otoriterleşme sürecini ve halk üzerindeki etkilerini kavramak açısından büyük önem taşır.
İktidar, insan psikolojisi üzerinde güçlü etkiler yaratır. Uzun süre yönetimde kalan liderlerde, iktidarı kaybetme korkusu derinleşir ve bu korku zamanla paranoyaya dönüşebilir.
Psikolojide "güç sarhoşluğu" olarak adlandırılan bu durum, liderlerin gerçeklikten kopmasına ve halkın tepkisini yanlış değerlendirmesine neden olabilir.
Kendi otoritelerini korumak için baskıcı yöntemlere başvuran bu yöneticiler, çevrelerindeki danışmanlarının ve besledikleri medyayı da manipüle ederek halka gerçeği göstermezler ve gerçeği çarpıtma yoluna gidebilirler.
Bir liderin iktidarını kaybetme korkusu, zamanla adalet ve hukuk sistemine olan müdahaleleri artırır.
Siyasi rakipler, yargı bağımsızlığı yok edilerek sahte suçlamalarla hapse atılır, medya susturulur ve ifade özgürlüğü kısıtlanır.
Bu süreç, ülkede hukuksuzluğun ve keyfiliğin yayılmasına neden olur.
Ancak bu tür baskıcı rejimler genellikle sürdürülebilir değildir.
Tarihsel örnekler, adalet sistemini kendi lehine kullanan liderlerin bir noktada halkın yoğun tepkisiyle karşılaştığını göstermektedir.
Adalet duygusu, toplumların temel dinamiklerinden biridir.
Bir ülkenin halkı, uzun süre baskı altında tutulsa da, eninde sonunda otoriter yönetimlere karşı durur.
Hukuksuz uygulamalar karşısında halkın bir kısmı sokaklara çıkarak, iktidara karşı demokratik tepkisini gösterir.
Bu tepkilerin kalabalıklaşması hem içeride, hem dışarıda ülkeye olan güveni sarsar ve ekonomik istikrarsızlık yaratır.
Uluslararası Baskılar hemen başlar... " Bu işi uzatma" " Demokrasi ve özgürlüklerden vazgeçilen ülkelerle ilişkilerimizi yeniden göZden geçireceğiz vb. şeyler basın yoluyla gelir kulaklarınıza...Adaletsiz yönetimler, uluslararası kamuoyunun dikkatini çeker ve ekonomik-siyasi yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir.
Toplumun farklı kesimleri arasındaki gerginlikler artar, kutuplaşma derinleşir ve toplumsal barış tehdit altına girer.
Bir liderin iktidarını koruma adına hukuk ve adalet sistemini çökertmesi, uzun vadede hem kendisi hem de ülke için büyük felaketlere yol açar.
Halkın sessizliği, yönetimin meşruiyetini sağladığı anlamına gelmez; aksine, toplumsal patlamaların bir habercisi olabilir.
Demokrasi, adalet ve hukuk üstünlüğünün korunması, yalnızca siyasi liderlerin değil, toplumun da sorumluluğundadır.
Aksi halde, tarih tekerrür eder ve baskıcı yönetimler, halkın iradesi karşısında er ya da geç çöker.
Burada filmlerin başındaki uyarıyı da yapmalıyım diyorum. Bu yazıdaki olaylar tamamen hayal ürünüdür diyeceğim de.. Diyemiyorum....
Bir varmış, bir yokmuş... Desem sanırım durumu kurtarıyoruz.
İsim kullanılmamıştır. Karakterler hayal ürünüdür ama emeğime değsin bari.. Eeeee yani herkes kendine düşen payı da alsın.. İklim değişmiş, havada derin bir biber gazı kokusu var. . Beyinler zaten yanmış, yaşanan akıl tutulması....
Değerli okurlarım veya yazının bu bölümüne kadar okuyarak gelmeyi başarmış sevgili dostlarım...
Bu yazı içinde profesör, gazeteci, akademisyen, başkanlar ve Z kuşağı gençleri de halen barındıran Silivri Akademisi şartları düşünülerek kaleme alınmıştır.
Yaşama sevinciniz eksilmesin... Sevgiyle kalınız...
"Her şey çok güzel olacak..Berkay Gezgin.." "Beni unutturmayın" demişsin ya akademiye girerken... Ben de nedense böyle bir yazının sonunda seni hatırlatıverdim. Hayrolsun inşallah...
Yüreğinden öpüyorum seni çocuk...
29 Mart 2025
Mustafa Temiz
