Kırmızı Çizgilerle Oynamayın

Kırmızı Çizgilerle Oynamayın

Bu milletin sabrını, vakarını ve devletine olan sadakatini zayıflık sananlar, büyük bir yanılgının içerisindedir. Türk milletinin bölünmez bütünlüğüne, ay yıldızlı bayrağına, İstiklâl Marşı’na ve manevi değerlerine saygı göstermediğiniz sürece; bırakınız bir siyasi lideri, dünyanın bütün güçleri bir araya gelse bu memleketi size teslim ettiremez.

Son günlerde peş peşe yaşanan hadiseler artık sıradan bir “provokasyon” boyutunu aşmıştır. Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde Türk bayrağı taşıyan gençlere yönelik saldırılar, terör örgütü bağlantılı yapıların küstah tavırları, spor bahanesiyle sahalarda İstiklâl Marşı’nı ıslıklayan zihniyet… Bunların hiçbiri masum değildir. Bunların tamamı, milletin sinir uçlarıyla oynama girişimidir.

Herkes aklını başına almak zorundadır.

Türk milleti çok sabırlıdır. Çok şeyi sineye çeker. Fakat sabrın taştığı anların tarihte nasıl sonuçlar doğurduğu da ortadadır. Bu millet, bin yıllık vatanını masa başında kurmadı. Şehit kanıyla, gözyaşıyla, yoklukla ve mücadeleyle kurdu. Bugün üzerinde yaşadığımız bu topraklar sıradan bir coğrafya değil; milyonlarca insanın fedakârlığının emanetidir.

Bu nedenle hiç kimse; “hoşgörü”yü teslimiyet, “iyi niyet”i korkaklık, “uzatılan eli” ise acizlik olarak yorumlamamalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti, hangi kökenden olursa olsun insanına en fazla saygı gösteren devletlerden biridir. Bu coğrafyada Türk milleti kadar kendinden olmayana yaşam hakkı tanıyan, ekmeğini paylaşan, inancına ve kimliğine alan açan başka bir millet bulmak kolay değildir. Ne doğumuzda, ne batımızda, ne kuzeyimizde ne de güneyimizde böylesine kapsayıcı bir devlet anlayışı yoktur.

Bu ülkede yaşamanın şerefini taşıyan herkesin de bunun kıymetini bilmesi gerekir.

Devletin birliğini hedef alan, bayrağı küçümseyen, millî marşı yuhalayan ya da toplumsal fay hatlarını kaşımaya çalışan herkes şunu iyi anlamalıdır: Türk milletinin vazgeçmeyeceği değerler vardır. Ve o değerler üzerinde tepinenler, gün gelir bunun ağır sonuçlarıyla karşılaşır.

Bugün size uzatılan zeytin dalını yanlış okumayın. Devletin toplumsal huzur adına kullandığı yumuşak dil, bazı çevrelerde hadsizliğe dönüşecek bir cesaret oluşturmamalıdır. Çünkü gerektiğinde o zeytin dalı, bu devletin bekasını koruyan bir balyoza da dönüşür.

Bu nedenle yıllarca devlet yönetiminde bulunmuş insanların da çok daha dikkatli konuşması gerekir. Ağızdan çıkan her sözün sokakta bir karşılığı vardır. Toplumsal tansiyonu yükselten, marjinal unsurları cesaretlendiren, ayrılıkçı hevesleri kaşıyan açıklamalar büyük vebaldir.

Hiç kimse ateşle oynamasın.

Bu millet; bayrağından, devletinden, vatanından ve İstiklâl Marşı’ndan asla vazgeçmez. Bunun bedeli ne olursa olsun vazgeçmez. Çünkü Türk milleti için devlet sadece bir yönetim aygıtı değil; namusun, tarihin ve istiklalin adıdır.

10 Mayıs 2026 

Ahmet Orhan

YORUM EKLE