(26 Ağustos 1922, sabahın ilk ışıkları)
Rüzgâr, Kocatepe’nin taşlarını okşuyor.
Ufukta solgun bir aydınlık beliriyor. Henüz güneş doğmamış, ama toprağın derinliklerinden bir uğultu yükseliyor — ordunun nabzı.
Mustafa Kemal Paşa dürbününü kaldırır, Afyon ovasına bakar.
Yanında Fevzi Paşa, İsmet Paşa ve sessizce duran Yakup Şevki Paşa vardır.
Bir an, kimse konuşmaz.
Yalnızca rüzgâr, telgraf direklerinin tellerinde bir ezgi gibi inler.
Mustafa Kemal Paşa: (kısık bir sesle)
— İşte Şevki Paşa (M.Kemalin Manastırdam taktik hocası)… Dün gecenin planı artık kâğıtta değil, toprağın üstünde.
— Birkaç dakika sonra gök gürleyecek.
Yakup Şevki, dürbününü indirir. Yüzünde derin bir sükûnet vardır.
Yakup Şevki Paşa:
— Paşam… İnsan bir plana değil, bir millete güveniyorsa… tereddüt bile dua olur.
— Dün size ihtiyat önerdim, ama bu sabah kalbim ordunun önündedir.
Mustafa Kemal Paşa: (gülümser, bakışları yumuşar)
— Tereddüt eden akıl, en güvenilir dosttur.
— Lakin bugün, akıldan çok iman yürüyecek.
Birlikler mevzide hazırdır. Topçu bataryalarının ağızları ovaya dönmüş.
Gök hâlâ sessizdir, ama her asker o sessizliği “emir” sanmaktadır.
Yakup Şevki Paşa:
— Paşam, bir gün bu sabahı soracaklar bize… “Nasıl başladı?” diye.
— Ne cevap verelim?
Mustafa Kemal Paşa: (düşünceli, ufka bakarak)
— “Bir milletin sabrı taşa değdi, taş ateş oldu” deriz.
— Ve o ateşin adı: Büyük Taarruz.
Yakup Şevki Paşa, başını eğer.
Elini kılıcının kabzasına koyar, yavaşça doğrulur.
Yakup Şevki Paşa:
— O hâlde, izin verin Paşam…
— Tereddütlerim artık cephede erisin.
— Emrinizle ilk ateşi ben vereyim.
Mustafa Kemal Paşa: (yavaşça elini uzatır)
— Hayır Paşa. İlk ateşi millet verecek.
— Siz sadece o ateşi yönlendirin.
Sessizlik bir kez daha iner.
Sonra — bir top sesi göğü deler.
Kocatepe titrer, ufukta ateş kıvılcımları parlar.
Mustafa Kemal Paşa:
— İşte Paşa’m… Tarih şimdi başladı.
Yakup Şevki Paşa, gözlerini kapar, derin bir nefes alır.
Sanki içinde bir dağ çözülür, yüzüne huzurlu bir gülümseme yayılır.
Yakup Şevki Paşa:
— Artık ne plan kaldı, ne ihtiyat…
— Sadece vatan.
O an, Kocatepe’nin sessiz taşları bile şahit oldu:
Bir milletin zaferi, bir paşanın tereddüdüyle, bir başkomutanın kararlılığı arasında filizlendi.
Ve sabahın ışığı, yalnız ufku değil, tarih sayfalarını da aydınlattı.
Rasih Hacıkadiroğlu
