Kuşa Kanat Takmak

KUŞA KANAT TAKMAK


Çok ilginç bir şekilde işgal altındaki payitahttan Samsun üzerinden Anadolu’ya geçerek yakılan kurtuluş ateşinin yıl dönümünde Türk’ün bir kez daha “ateşle imtihanı” başlamış durumdadır.
Dev bir imparatorluğun darmadağın edilmiş kalıntılarının küçük bir bölümüne sıkıştırılmış Türk Milli varlığı yedi düvele ve yerli işbirlikçilerine karşı verilen mücadele sonucunda gururumuz Türkiye Cumhuriyeti adıyla vücut bulabilmiştir.
Üniter, milli ve laik bir cumhuriyet olan devletimiz günümüz itibariyle hiç olmadığı kadar bu bir tehlike altındadır.
Tehlikeyi büyük yapan Devletimizin temel niteliği;
Devletin Türk Milletiyle olan bölünmez bütünlüğüne yönelen tehdit olmasıdır.
Anayasamızda devletin nitelikleri açıkça ifadesini bulmuş olmasına rağmen çok dilli çok milletli yeni devlet tasavvuru ortaya çıkmıştır.
Kulaklara ve gönüllere hoş gelen “Terörsüz Türkiye” ambalajıyla paketlenmiş âdete bir bubi tuzağıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerini değiştirmeyle başlayan büyük bir tehdit vizyona sokulmak istenmektedir.
Planın uygulayıcı ve ortaklarının zamana yayarak Milletimize hazmettire hazmettire amiyane tabirle yedirmeye çalıştıkları plan özgürlük ve demokrasi olarak sunulmaktadır.
Bu konu çok yazıldı ve çizildi ama bir cümleyle özetleyecek olursak ABD’nin Ortadoğu haritasında sınırların değişmesi ve hatta yeni devlet veya devletçiklerin kurulmasını da içeren Büyük Ortadoğu Projesinin başka bir fazına geçilmiş durumdadır.
Bu fazda arzu edilen Türkiye’nin kuzeyinde İran’dan sınırlarımız buyunca Doğu Akdeniz’e uzanan yeni bir devlet kurulmasıdır.
Türkiye’nin terör devleti olarak tanımladığı PYD/YPG kontrolünde bir otonom bölge oluşmuş durumdadır.
Tam da bu oluşum sürecinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin güya ön alan çağrısıyla PKK’nın silah bırakması gündeme gelmiştir.
Sözde hiçbir pazarlık olmadan aslında önceden hükümet tarafından hazırlanmış bir plan Devlet Bahçeli’nin sözcülüğünde ilerlemektedir.
Tıpkı daha önce benzeri Çözüm Sürecinde olduğu gibi gelişmelere itirazlar cılız kalmakta, itiraz odakları çeşitli yaftalamalara maruz bırakılmaktadır.
Ancak her şeye rağmen o günlerde bugünkü kadar dağınık olmayan, AKP hükümetine karşı güçlü muhalefet eden MHP’nin çabaları ve PKK’nın aceleci davranmasıyla bölünme süreci bertaraf edilmiştir.
Ne yazık ki bu gün ne MHP eski MHP’dir ne de PKK eski PKK’dır.
MHP Devlet Bahçeli önderliğinde planın güya uygulayıcısı olurken, PKK gerçek hedefini gizleyerek tansiyona göre değişen bir strateji uygulamaktadır.
Onların yapmak istedikleri bellidir.
Adım adım ilerleyerek üniter, milli devlet yerine çok milletli bir toplumdan başlayarak Cumhuriyetimizin temel niteliklerinden birini değiştirmektir.
Bu planın Milletimiz tarafından kabulü mümkün değildir.
Maalesef bu itirazı muhataplarına duyuracak siyasi iradede zayıflık söz konusudur.
Herkesten fazla milletimizin kanaatlerine sahip çıkması geren ana muhalefet partisi tüm dikkatini Ekrem İmamoğlu olayına odaklayarak enerjisini adalet arayışına yöneltmiş durumdadır.
CHP lideri PKK bildirisine bile cevap mahiyetinde yorum yapmaktan kaçınmış, “o bildirinin muhatabı onay veren Cumhur İttifakı ortakları, MHP ve AKP” diyerek topu taca atmıştır. 
Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı olan Zafer Partisi lideri tutuklu yargılanırken, aynı temel düşünceleri büyük oranda paylaşan Müsavat Dervişoğlu liderliğindeki İYİ Parti Milli ve Yerli Çözüm Süreci’ne(!) karşı mücadele yürütmektedir.
Öyle anlaşılıyor ki yeni süreci yönetenler yakın geçmişten ders almışlar.
Öncelikle Türk Milliyetçilerinin birlikten doğan güçleri sudan bahanelerle, küçük parçalara bölünmek suretiyle yok edilmek istenmiştir.
Ortada ülkücüler tarafından kurulan bir elin parmaklarından fazla Milliyetçi partinin mevcudiyetiyle şimdilik bu nokta itibariyle başarılı olduklarını söylemek mümkündür.
TBMM’nin kapalı olduğu yaz ayları boyunca yapılacak çeşitli görüşmelerle bu dönem tamamlanmak istenmektedir.
Geçen hafta DEM yetkililerinden Meral Danış’ın katıldığı TV programına “kuşun kanadını gövdeye getirmek ”ten bahseden mesaj atan Bahçeli hemen ardından yaptığı yazılı açıklamayla TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığını yapacağı alt komisyonları da olan bir komisyonun kurulmasını buyurgan bir ifadeyle açıklamıştır. 
Plan işlemeye devam ederken kuşun gerçekte diğer kanadı olmak durumundaki muhalefet görevi büyük oranda İYİ Partiye kalmış gözükmektedir.
Ülkücü-Milliyetçi merkezlerin güçlü itirazı gelmeden CHP’nin devletimize ve milli bütünlüğümüze yönelen tehditti ortadan kaldırmak üzere harekete geçmeyeceği anlaşılmaktadır.
Tarihinde olmadığı kadar Türk Milliyetçileri zaaf içerisindedir.
Kendini Ülkücü-Milliyetçi olarak tanımlayan partilerin liderlerine görev düşmektedir.
İçinde bulunduğumuz bu günler ben demekten vaz geçerek yeniden biz olmak günüdür.
Bu birlik sağlanamazsa kısa vadede olmasa da çözülme ve bölünme mukadderdir.
Birlik olma yerine bir oldukları gün Milli Devletimizi yıkmak isteyenler mutlaka bertaraf edilecektir.
Adıyla, ay yıldızlı bayrağıyla, milletiyle yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!
Ne mutlu Türküm Diyene!

 

YORUM EKLE