Anahtar

 TBMM’de Türkiye’nin kaderini belirleyecek bir anayasa değişikliği görüşmesi var.

Gündem yasanın içeriği olacakken, insanlar bu 18 maddelik paketi anlamaya çalışacak iken, konuşulan meclisteki gerginlik, vekillerin kavgaları.
Yıllardır kullanılan o ayrıştırıcı dil, 15 yıllık Tayyip Erdoğan iradesindeki üretilen ufuksuz politikalar ve yanlış yerde yanlış duruşlar Türkiye ‘den neleri alıp götürdü görüyor musunuz?
Bugün yapılan anayasa değişikliği de öyle.
Yine ayrıştıran, ötekileştiren, kucaklamayan,” bizden değilsen gelme” diye feryat eden bir değişiklik sadece.
Yeni anayasa paketini soruyorum, caddede sokakta, kahvede, pazarda.
Doğrusunu isterseniz milletin bu paketten haberi bile yok.
Kimsenin umurunda da değil.
Yine elinle tutup, gözüyle görecek, işin başında anlayıp, dinleyip, irade koyacağına, sonuca göre tepki gösterecek vatandaş alışkanlığıyla karşı karşıyayız.



“Tayyip Erdoğan başkan olsun mu olmasın mı” noktasından bakılıyor, muhalefet bu anayasa değişikliğini anlatırken bu dili yanlış kullandı gibime geliyor.
Oysa mesele “Tayyip Erdoğan mes’elesi değil. Biz sistemin kendisini tartışamadık bir türlü.
Televizyona çıkan algı oluşturma ağızları ise AKP’nin değirmenine su taşıyor.
“Demokratik zemine oturan; şeffaf, denetime açık, hesap verebilir ve hesap sorulabilir bir başkanlık sisteminin” Türkiye için faydalı olabileceğini tartışan, bu konuda fikir beyan edende yok.
AKP ve MHP işbirliği ile ortaya konan tasarının demokratik normlara uygun olup olmadığını ortaya koyacak bir dili bulup bunu halka anlatabilmeliyiz.
Demokratik cumhuriyete dayalı hiçbir sistemde bir insana bu kadar yetki verilemeyeceği vurgulanmalı, işin başında bu değişiklikle mevzuunun Tayyip Erdoğan olmadığını anlatabilmeliyiz.
Körkütük, anlamayan, dinlemeyen, sembol üzerinden, fanatizm dinginliğinde bir beyinle ama RTE denilince kükreyen sormayan, sorgulamayan gözü kararmış kitlenin zaten bu dilden bir şey anlayacağı yok.
Öyle görünüyor ki;
Bir önceki referandumda “evet” vererek, FETÖ belasını ülkenin kılcal damarlarının içine bile geçiren, bu yukarıda tarifini ettiğim çoğunluğun zaten mantıkla izanla da alakası kalmadı.



SİYASET FETÖ'DEN TEMİZLENDİ Mİ?
15 Temmuz’un hemen ardından FETÖ/PDY bağlantısı kapsamında devlet içinde benim de hep desteklediğim bir temizlik yapılıyor.
Peki, AKP veya siyasette bu FETÖ temizliği yapıldı mı?
Hayır.



AKP ve siyaset içinde FETÖ temizliği yapılmadı ise vatandaş olarak şöyle düşünmeye hakkım var.
Bu anayasa değişikliğini de ya FETÖ bağlantılı bir irade yaptırıyorsa.



Bir önceki referandumda “mezardaki ölüler bile evet demeli “ diyen Gülen hoca efendi, şimdilerin Fetösü ve kazanan taraftaki AKP’nin lideri bugünün CB ‘si zafer konuşmasında, Pensilvanya’ya selam gönderirken, okyanus ötesine sevgi muhabbet beslerken, ülkenin önce yargı, emniyet ve ordusundaki yapılanma ile o yaşadığımız 15 Temmuz felaketi aklıma geliyorsa böyle düşünmekte haksız mıyım?



Geldiğimiz nokta da esas mesele şu.
Aldatıldık, kandırıldık diyen, döneminde cemaatle el sıkışan,kucak kucağa düşüp kalkan bir siyasi misyon, şimdi aynı ellerle ve zihinlerle böyle bir paketi hazırlayıp önümüze koyuyorlar.



MHP ve Bahçeli konusuna hiç girmeyeceğim.
MHP Genel Merkezi ve yakınındakiler ile şehirlerdeki, sokaklardaki, harman yerinde dirgen yiyen ülkücüler başka kulvarlardalar.
MHP liderinin referandum için Anadolu’ya çıktığında meydanlara kimlerin gelip, kimlerin ona destek vereceğini doğrusu ya çok merak ediyorum.
Meydanlarda Apo için ip atan, “Tayyip Erdoğan’dan hesap sormazsam namerdim” diyen Bahçeli bu paketi kimlere nasıl anlatacak gerçekten çok merak ediyorum.
Siyaset yaptığım dönemde Bahçeli ile koalisyon yapan biri iken onun aldığı sebepsiz erken seçim kararının ülkeyi ne günlere getirdiğini, doğrusu ya hiç unutmuş da değilim. Zira siyasi kimliğimi göz önünde tutarsak bu iktidarı en son kaybeden bir siyasi hareketin mensubuyum.


Anayasa paketinin içeriğiyle ilgili konuşan konuşuyor.
İçerikle ilgili burada detay anlatıp zaten okumayı sevmeyenlere nafile iş yapmaktansa, benim yazılarımı ve haberlerimi takip eden, gerektiğinde bana itimat eden güvenen okur kitleme sadece şunu söylemek istiyorum.


“Türkiye'nin böylesine ucube bir sisteme asla ihtiyacı yoktur. Bütün eksikliklerine rağmen bugünkü parlamenter sistem, önümüze konan bu ucubeden çok daha iyi, çok daha emniyetli sistemdir”


Evin anahtarı bir kişide olursa, o evde yaşayan diğerleri anahtarla kapıyı açıp içeri giremedikleri gibi, kapıyı vurup zili çalsalar da içerden kapı açılmayınca sokakta kalırlar. Sakın bunu unutmayın.


Sandığın içine “evet” atarsanız anahtarı başkasına veriyorsunuz ve sokakta kalıyorsunuz.
“Hayır” oyu verirseniz anahtar cepte kalacak bunu aman unutmayın.


Mustafa Temiz
YORUM EKLE